(1632 S. K. m. 132) (765 S. K. m. 30, 59, Ek. m. 6) (647 S. K. m. 4, 5) (6183 S. K. m. 51) (5083 S. K. m. 2) (5275 S. K. m. 122) (5252 S. K. m. 5) (353 S. K. m. 217, 220, 221) (AYDK. 09.06.2005 T. 2005/55 E. 2005/52 K.)
Arkadaşının eşyasını çalmak suçundan sanık terhisli Mi. Er Ali ŞAHAN hakkındaki 3üncü Kor. K.lığı Askeri Mahkemesinin 15.12.2004 tarih ve 2004/473-545 sayılı mahkumiyet hükmünün, sanık tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 07.02.2006 tarih ve 2006/747 sayılı onama görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde Dairemize gönderilen dosya üzerinden yapılan temyiz incelemesi sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece; sanığın, Haziran-Temmuz 2003 tarihinde arkadaşının eşyasını çalmak suçunu işlediği kabul edilerek ASCKnın 132, 765 sayılı TCKnın 59/2nci maddesi ve 647 sayılı Kanunun 4üncü maddesi uyarınca beher gün 11.557.000.TLden hesaplanarak 1.733.550.000.TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına ve bu cezanın 647 sayılı Kanunun 5inci maddesi uyarınca aylık 24 eşit taksit halinde tahsiline ve taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde geri kalan miktarın tamamının tahsiline ve ödenmeyen para cezasına 6183 sayılı Kanunun 51inci maddesinde belirtilen oranın yarısı oranında gecikme zammı uygulanmasına karar verildiği,
Hükmün sanık tarafından ayakkabıyı kendisinin almadığını, Başçavuşun yönlendirmesiyle bu şekilde ifade verdiğini belirten bir dilekçeyle temyiz edildiği,
Tebliğnamede, hükmün para cezası yönünden düzeltilerek onanması, gecikme zammı uyarısının hükümde kalması yönünde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır.
Yapılan incelemede, sanığın 1inci Ordu Mu. A.OBMS Tb.1inci BMS Bölüğünde askerlik hizmetini yaparken, Haziran-Temmuz 2003 ayında bir gün kendi spor ayakkabılarının çalınması üzerine koğuş bölgesinde erbaş ve erlerin sivil eşyalarının muhafaza edildiği sivil eşya deposundaki bir çanta içinden sahibinin rızası olmaksızın değeri 60.YTL olan bir adet kinetix marka spor ayakkabısını alarak saklaması için Alay Kh. Bölüğünde görevli arkadaşı Mı. Er Adem AKSUya verdiği, çalınan spor ayakkabısının sahibi olan Mı. Er Üzeyir EKİNCİnin ayakkabısını araması sırasında eşyanın kime ait olduğunu öğrenen sanığın buna rağmen ayakkabıyı iade etmediği, bir süre geçtikten sonra Ekim 2003 ayında arkadaşı Ademden emanet bıraktığı ayakkabıyı isteyen sanığın ayakkabının çalınmış olduğuna dair cevap alınca arkadaşının cep telefonunu alıp iade etmediği, aralarındaki kırgınlık nedeniyle Mi. Er Adem AKSUnun ayakkabı olayını Muhammet ŞAHİN adlı ere anlatması ve bu erin de duyduklarını nakletmesi üzerine durumu öğrenen Mi. Er Üzeyir EKİNCİnin ayakkabıların kendisine ait olduğunu tespit ettikten sonra keyfiyeti Bölük Komutanına bildirdiği, sanığın Mı. Er Üzeyire ait ayakkabıyı izinsiz aldığını kabul ederek parasını sahibine ödediği maddi vakıa olarak ortaya çıkmış bulunmaktadır.
Mu. Er Üzeyir EKİNCİnin Haziran-Temmuz 2003 döneminde bir gün koğuşlar bölgesindeki sivil eşya deposundaki çantasında muhafaza ettiği spor ayakkabılarının kaybolması, adı geçenin eşyasını arkadaşlarına duyurarak aramasına karşın bulamaması, Ekim 2003de ayakkabılarını sanığın aldığına dair kulağına gelen duyum üzerine Mi. Er Adem AKSU ile görüşerek ayakkabıyı tanımlatıp kendisine ait olduğunu öğrenmesi ve sanığa sorduğunda ayakkabıyı aldığını kabul etmesi üzerine ilgililere şikayette bulunması, sanığın ayakkabı bedelini mal sahibine ödemesi, Mu. Er Adem AKSUnun aşamalarda maddi vakıaya uygun beyanda bulunması, sanığın kıtasında ve askeri savcı tarafından tespit olunan ifadelerinde suçu kabullenip terhisine iki gün kala çıktığı duruşmada mahkeme huzurunda suçu ikrar etmesi nazara alındığında arkadaşının eşyasını bulunduğu yerden rızası olmaksızın faydalanmak için çalıp kendi hakimiyet sahasına geçirdiği hususunda bir kuşku bulunmadığından sübuta yönelen temyiz nedenlerinde haklılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, sanığın arkadaşının eşyasını çalmak suçunu işlediği tüm dosya kapsamı elverişli delillerle sabit olup, usul kurallarına uygun olarak yargılama faaliyetini icra eden Mahkemenin yerinde ve uygun gerekçelerle suçun sübutunu kabulde, suç vasfını tayinde, asgari hadden tayin edilen temel cezanın kabul edilen takdiri tahfif sebebiyle indirilmesinde, bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, 27.04.2005 tarihli ve 25798 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren ve 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanunun 2nci maddesinde değişiklik yapan 5335 sayılı Kanunun 22nci maddesinde, İlgili kanunları gereğince uygulanacak adli ve idari para cezalarının hesaplanmasında ve ödenmesinde, Bir Yeni Türk Lirasının (1 YTL) altında kalan tutarlar dikkate alınmaz. hükmüne yer verilmesi nedeniyle, sözü edilen bu yasal değişiklik, 765 sayılı Türk Ceza Kanunun 30uncu maddesinde yazılı para cezalarında bin liranın küsuru hesaba katılmaz. kuralını zımnen ilga etmiştir. Dolayısıyla, bin liranın küsuru hesaba katılmaz kuralı, bir Yeni Türk Lirasının altında kalan tutarlar hesaba katılmaz haline dönüşmüştür. Bu durumda, para cezalarında bir Yeni Türk Lirasının altında kalan tutarların nazara alınmayacağına ilişkin kuralın, 647 sayılı Kanunun 4/1inci maddesinde bir gün hürriyeti bağlayıcı cezaya karşılık tutulan para cezası miktarının her takvim yılı bakımından 765 sayılı Türk Ceza Kanununa 4421 sayılı Kanunla eklenen Ek 6ncı maddesi uyarınca yeniden belirlenmesi sırasında da nazara alınması, yani bir hesaba başvurulması zorunlu olan her aşamada, gerek hesaplama sonucu bulunan gerekse üzerinden hesaplama yapılacak olan her miktar yönünden bir Yeni Türk Lirasının altında kalan tutarların hesaba katılmaması gerekmektedir. Buna göre, 647 sayılı Kanunun 4421 sayılı Kanun ile değişik 4/1inci maddesinde, kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar için 2003 yılında işlenen suçlarda beher gün karşılığı 9-14 YTL adli para cezası uygulanması gerekmekte ve bu durum somut olayda tayin olunan hapis cezası beher günü 11.557.000.TL.den ağır para cezasına çevrilen sanık lehine sonuç doğurmaktadır. Açıklanan nedenlerle, Mahkemece, tayin olunan 5 ay hapis cezasının 647 sayılı Kanunun 4/1inci maddesi uyarınca beher günü 9. YTLden adli para cezasına çevrilmesi gerekirken, bu yapılmayarak beher gün 11.557.000.TL.den para cezasına çevrilmesi kanuna aykırı olup hükmün bu aykırılık nedeniyle bozulması gerekmiş; bu bozma yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-J madde ve fıkrası gereğince hükmün para cezasına ilişkin satırının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Öte yandan, 647 sayılı Kanunun 5inci maddesinin taksitlerin süresinde ödenmemesi halinde 6183 sayılı Kanunun 51inci maddesinde belirlenen gecikme zammı oranının yarısı oranında gecikme zammı uygulanmasına dair hükmü 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 ve 5237 sayılı Kanunlarda düzenlenmemiş ve 5275 sayılı Kanunun 122nci maddesiyle yürürlükten kalkmış olduğundan hükümdeki gecikme zammı uygulanmasına ibaresinin de hüküm fıkrasından çıkarılması ve 5252 sayılı Kanunun 5inci maddesiyle Kanunlarda öngörülen ağır para cezaları adli para cezasına dönüştürüldüğünden bu durumun hükme yansıtılması gerekmektedir. Benzer bir davayla ilgili Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 09.06.2005 tarih ve 2005/55-52 sayılı kararında da gecikme zammı uygulanmasına dair ibarenin hükümden çıkarılması yönünde uygulama yapılmıştır. Gecikme zammı yürürlükten kalkan bir konu olup yeni kanunda hiç düzenlenmediği için, eski ve yeni kanunların ayrı ayrı değerlendirilip en lehe olanın belirlenmesine dair lehe kanun belirleme ölçütünün bu konuya uygulanması mümkün olmadığından tebliğnamedeki gecikme zammı ihtarının hükümden çıkarılmaması gerektiği yönündeki görüşe itibar edilmemiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz nedenlerinin 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi uyarınca REDDİNE, sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün adli para cezasının belirlenmesinde yapılan hata yönünden 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Ancak; bozma yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-J madde ve fıkrası gereğince hükümden gecikme zammı uygulanmasına dair ibarenin çıkarılması suretiyle;
Mahkumiyet hükmünün para cezasının tayinine ilişkin satırının, 647 sayılı Kanunun 4/1inci maddesi uyarınca hapis cezasının beher günü 9.YTLden hesaplanmak suretiyle ve 647 sayılı Kanunun 5inci maddesi gereğince aylık 24 eşit taksit halinde ve taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde geri kalan miktarın tamamı tahsil edilecek şekilde 1.350. YTL. adli para cezası ile cezalandırılmasına şeklinde, DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Tebliğnameye uygun olarak, 15.02.2006 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy