(1632 S. K. m. 63) (765 S. K. m. 59, 75) (647 S. K. m. 4) (5252 S. K. m. 6)
Yoklama kaçağı ve Geç iltihak suretiyle bakaya suçundan sanık İs. Er Mustafa GÜVEN hakkındaki 5 inci Kolordu K.lığı Askeri Mahkemesinin 25.05.2005 tarih ve 2005/801-305 sayılı mahkumiyet hükümlerinin, sanık tarafından yasal sürede temyizi üzerine, Başsavcılığın 07 Şubat 2006 tarih ve 2006/773 sayılı hükümlerin bozulması görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde gelen dava dosyası incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece, sanığın;
1- 28.08.2001-20.09.2004 tarihleri arasında yakalanmakla sona eren yoklama kaçağı suçunu işlediği sabit kabul edilerek ASCKnın 63/1-A maddesinin üç aydan sonra yakalananlar cümlesi ve TCKnın 59/2nci maddesi uyarınca beş ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına,
2- 23.09.2004-28.09.2004 tarihleri arasında kendiliğinden katılmakla sona eren geç iltihak suretiyle bakaya suçunu işlediği sabit kabul edilerek ASCKnın 63/1-B, TCKnın 59/2 ve 647 sayılı Kanunun 4üncü maddeleri uyarınca 275.000.000. TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına,
Ayrı neviden hürriyeti bağlayıcı ceza ve para cezasının TCKnın 75/2nci maddesi uyarınca toplanarak neticeten beş ay ağır hapis ve 275.000.000. TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir (Dz.54).
Sanık, yoklama kaçağı suçundan beraetini istediğini, 5237 sayılı TCKnın lehe olan hükümlerinin uygulanmasını istediğini, ileri sürerek, hükmü süresinde temyiz etmiştir (Dz.61).
Tebliğnamede ise; her iki mahkumiyet hükmünün bozulması yönünde görüş bildirilmiştir.
Dosya kapsamına göre; sanık adına çıkarılan son yoklama çağrı pusulasının 12.07.2000 tarihinde sanığın babası Süleyman GÜVENe Elazığ-Kovancılar-Karasungur Köyünde tebliğ edildiği, sanığın en geç 03.08.2000 tarihine kadar askerlik şubesine müracaatla son yoklamasını yaptırması gerekirken yaptırmadığı, emsallerinin sevk tarihi olan 21-27.08.2001 tarihine kadar da yaptırmadığı, bir süre yoklama kaçağı kaldıktan sonra 20.09.2004 tarihinde İstanbul Atatürk Havalimanında yurda giriş yapınca polis tarafından yakalandığı, aynı gün Bakırköy Askerlik Şubesi Başkanlığınca son yoklamasının yapılarak, İzmir/Narlıderedeki eğitim birliğine sevk edildiği, bir günlük yol süresi sonunda eğitim birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 28.09.2004 tarihinde kendiliğinden eğitim birliğine katıldığı, böylelikle sanığın 28.08.2001-20.09.2004 tarihleri arasında yakalanmakla sona eren yoklama kaçağı, 23.09.2004-28.09.2004 tarihleri arasında Geç İltihak Suretiyle Bakaya suçlarını işlediğinin sabit görülmesinde bir isabetsizlik görülmemiş ise de;
Hükümden sonra 01.06.2005 tarihinde Yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5349 sayılı Kanunla değişik 6ncı maddesine göre Kanunlarda öngörülen ağır hapis cezaları, hapis cezasına dönüştürülmüştür. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda ağır hapis cezasına yer verilmeyip suç karşılığında uygulanan yaptırımlar olarak hapis ve adli para cezası öngörülmüştür.
Bu duruma göre, sanığın 28.08.2001-20.09.2004 tarihleri arasındaki yakalanmakla sona eren yoklama kaçağı eyleminin unsur ve cezasının gösterildiği ASCK'nın 3970 sayılı Kanunla değişik 63/1-a maddesinde eylem için öngörülen altı aydan üç yıla kadar ağır hapis cezası altı aydan üç yıla kadar hapis cezası haline dönüşmüştür.
Suç ve hüküm tarihinde yürürlükte olan 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanunun 4üncü maddesine göre ağır hapis hariç, kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar paraya veya diğer tedbirlerden birine çevrilebilmektedir. Oysa somut olayda, sanık hakkında hüküm tarihinde yürürlükte olan Kanun hükümlerine uygun olarak 5 ay ağır hapis cezası tayin edilmiş olup, ceza kısa süreli olduğu halde türü ağır hapis olduğundan, bu ceza yönünden para ya da tedbire çevirme yönünde bir işlem yapılamamıştır.
Açıklanan nedenlerle, sanık hakkında tayin olunan ağır hapis cezasının yasal dayanağı kalmadığı gibi ağır hapis cezalarının hapis cezasına dönüşmesi nedeniyle kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların para yada tedbirlerinden birine çevrilebilmesi olanağı doğduğundan yoklama kaçağı suçuna ilişkin mahkumiyet hükmünün bozulmasına, yoklama kaçağı suçuna bağlı olarak oluşan Geç İltihak Suretiyle Bakaya suçuna ait mahkumiyet hükmünün de zorunlu olarak bozulmasına karar verilmiştir.
Üye Hak. Albay Hasan DENGİZ, ASCKnın 63üncü maddesinde öngörülen ağır hapis cezasının hapse dönüşmesi nedeniyle 353 sayılı Kanunun EK-1inci maddesi gereğince davaya askeri mahkemelerin hakim sınıfından olan üyelerinden birisi tarafından bakılması gerekeceğinden, heyet halinde kurulu Askeri Mahkeme tarafından tesis olunan mahkumiyet hükmünün esası incelenmeden görev noktasından bozulması gerektiği görüşüyle bozma kararına farklı gerekçeyle katılmıştır.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyiz sebeplerine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince mahkumiyet hükümlerinin uygulama yönünden BOZULMASINA;
Tebliğnamedeki görüş doğrultusunda, 22.02.2006 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy