(1632 S. K. m. 47, 63, Ek m. 8) (765 S. K. m. 2, 59, Ek m. 2, 6) (647 S. K. m. 4, 5) (5083 S. K. m. 1, 2, 3) (YCGK 04.03.2003 T. 2003/7-1 E. 2003/17 K.) (YCGK 15.04.2003 T. 2003/9-96 E. 2003/104 K.)
Bakaya suçundan sanık Yd.Sb.Ad.Adayı Oğuz ÇAKIR hakkındaki 3 üncü Ordu K.lığı Askeri Mahkemesinin 21.04.2005 tarih ve 2005/211-38 sayılı mahkumiyet hükmünün sanık tarafından yasal sürede temyizi üzerine, Başsavcılığın 09 Şubat 2006 tarih ve 2006/811 sayılı hükmün bozulup, düzeltilerek onanması görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde gelen dava dosyası incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece; sanığın, 01.12.2004 - 13.12.2004 tarihleri arasında kendiliğinden başvurmakla sona eren bakaya suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCK'nın 63/1-A maddesinin 7 günden sonra 3 ay içinde gelenler cümlesi, TCK'nın 59/2 ve 647 sayılı Kanunun 4üncü maddeleri uyarınca 1.113.750.000 TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına, verilen ağır para cezasının 647 sayılı Kanunun 5inci maddesi uyarınca aylık 12 eşit taksit hâlinde sanıktan tahsiline, karar verilmiştir (Dz.21-23).
Bu hüküm yasal süresi içerisinde sanık tarafından özetle; mazereti olması nedeniyle celbe icabet edemediği, mahkemenin lehe olan kanun maddelerini uygulamadığı, toplanması gereken delillerin tamamının toplanmadığı ve verilen para cezasının gerekçesiz bir şekilde ertelenmediği, ileri sürülerek temyiz edilmiştir (Dz.28-29).
Tebliğnamede ise; hükmün bozulup düzeltilerek onanması yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede;
14.10.2002 tarihinde Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesinden mezun olan sanığın, 03.06.2003 tarihinde son yoklamasını yaptırdıktan sonra 2003/06 grup numarasıyla yedek subay aday adayı olarak askerliğine karar aldırdığı (Dz.4), grup numarası itibariyle Nisan 2004 yedek subay celbine tabi olan, ancak değişik sebeplerle sevki yapılamadığı için Aralık 2004 yedek subay celbine tabi kılınan sanığın yükümlülere tebliğ niteliğinde sayılan TRT duyurularına göre, en geç 15 Kasım 2004 tarihine kadar yabancı veya 01-30 Kasım 2004 (dahil) tarihleri arasında yerli askerlik şubesine başvuruda bulunarak sevk evraklarını alması gerekirken, bir süre gecikerek 13 Aralık 2004 tarihinde Erzincan Askerlik Şubesine müracaat edip ifade verdiği (Dz.3), celbe zamanında katılmasını engelleyecek ve askerlik hizmetine üstün tutulabilecek bir mazeretinin bulunmadığı, böylece 01.12.2004 - 13.12.2004 tarihleri arasında atılı bakaya suçunu işlediği anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemece, yeterli araştırma yapılıp tüm delillerin toplanmasından sonra sanığın işlediği suçtan kanunda öngörülen cezanın alt sınırı üzerinden ve azami oranda indirim uygulanarak cezalandırıldığı, keza ASCK'nın 47/A ve Ek-8 nci maddeleri uyarınca bakaya suçundan verilen cezaların ertelenmesinin kanunen mümkün olmadığı dikkate alındığından, sanığın bu yöndeki soyut temyiz taleplerinde haklılık payı bulunmadığı açıktır.
Askeri Mahkeme tarafından haklı ve yerinde gerekçelere dayanılarak kurulan mahkumiyet hükmünde usul, sübut, vasıf, uygulama maddesi ve cümlesi, temel cezanın tayini, takdiri indirimin uygulanması ve kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın para cezasına çevrilmesinde kullanılan takdir yönünden herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı,
Ancak, 01.01.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanunun 1, 2 ve 3, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5335 sayılı Kanunun 22, 4421 sayılı Kanun ile değişik 647 sayılı Kanunun 4/1, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 2/2, Ek 2, Ek 6 ncı maddeleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.03.2003 gün; 2003/7-1 Es. 2003/17 Ka., keza 15.04.2003 gün; 2003/9-96 Es. 2003/104 Ka. sayılı kararları birlikte değerlendirildiğinde ve sanık lehine hareket edilerek; para cezalarında bir Yeni Türk Lirasının (1 YTL) altında kalan tutarların nazara alınmayacağına ilişkin kuralın 647 sayılı Kanunun 4/1 maddesinde bir gün hürriyeti bağlayıcı cezaya karşılık tutulan para cezası miktarının her takvim yılı bakımından 765 sayılı Türk Ceza Kanununa 4421 sayılı Kanun ile eklenen Ek 6ncı maddesi uyarınca yeniden belirlenmesi sırasında da dikkate alınması gerektiği;
Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların para cezasına dönüştürülmesinde, beher gün karşılığının 1999 yılı için (2 ila 3 YTL), 2000 yılı için (3 ila 4 YTL), 2001 yılı için (4 ila 6 YTL), 2002 yılı için (6 ila 9 YTL), 2003 yılı için (9 ila 14 YTL), 2004 yılı için (11 ila 17 YTL) ve 2005 yılı için (12 ila 18 YTL) adli para cezası olacağı;
Somut olayda, sanık hakkında bakaya suçundan dolayı ASCK'nın 63/1-A ve TCK'nın 59/2 nci maddeleri uyarınca verilen iki ay on beş gün hapis cezası 647 sayılı Kanunun 4/1 inci maddesi uyarınca para cezasına çevrilirken suç tarihi de dikkate alındığında, beher günün onbir YTL üzerinden hesaplanarak 825 YTL adli para cezasına çevrilmesi gerekirken 1.113.750.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi, kanuna aykırı olmakla birlikte, söz konusu hata yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın kabule değer görülmeyen temyizinin 353 sayılı Kanunun 217/2 nci maddesi uyarınca REDDİNE;
Ancak uygulama yönünden kanuna aykırı olan hükmün sanığın temyiz istemine atfen ve re'sen, 353 sayılı Kanunun 221/1 inci maddesi uyarınca sonuç ceza olan ağır para cezasına ilişkin bölümünün BOZULMASINA;
Ancak bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/1-J maddesi uyarınca mahkumiyet hükmünün, sanık hakkında tayin edilen iki ay on beş gün hapis cezasının beher günü onbir Yeni Türk Lirası 11 YTL) üzerinden 825 YTL. adli para cezasına çevrilmesine, 647 sayılı Kanunun 5inci maddesi uyarınca bu cezasının aylık eşit taksitler halinde 12 ayda alınmasına, taksitlerden birisinin zamanında ödenmemesi halinde kalan miktarının tamamının muaccel olmasına, bu durumda ödenmeyen miktara gecikme faizi uygulanmasına yer olmadığına şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA;
Tebliğnamedeki görüş doğrultusunda, 22.02.2006 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy