(765 S. K. m. 59) (1632 S. K. m. 47, 82, 88, Ek. m. 8) (5237 S. K. m. 50, 62)
Toplu asker karşısında emre itaatsizlikte ısrar ve hizmete ilişkin bir muameleden dolayı üste hakaret suçlarından sanık terhisli Dz.Mnz.Er Mehmet Nasır DENİZ hakkındaki Güney Deniz Saha K.lığı Askeri Mahkemesinin 07.07.2005 tarih ve 2005/81-259 sayılı mahkûmiyet hükümlerinin, sanık tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 13.02.2006 tarih ve 2006/858 sayılı ve onama görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde Dairemize gönderilen dosya üzerinden yapılan temyiz incelemesi sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın toplu asker karşısında emre itaatsizlikte ısrar suçundan dolayı ASCKnın 88 ve TCKnın 59/2nci maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve Dz.Top.Uzm.Çvş. Bülent AKSUNGURa yönelik olarak işlediği üste saygısızlık suçundan dolayı ASCKnın 82/1, TCKnın 59/2nci maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin önceki mahkûmiyet hükümlerinin, sanığın temyizi üzerine Askeri Yargıtay 1inci Dairesinin 18.09.2002 tarih ve 2002/755-753 sayılı ilâmı ile tutuklu iken askeri hastanede gördüğü tedavi ve aldığı istirahat ile hüküm tebliği sırasında 2 ay hava değişimi alması nazara alınarak sanığın her iki bacağındaki rahatsızlıktan dolayı askerliğe elverişli olup olmadığının tespit ettirilmemesinin noksan soruşturma teşkil ettiği belirtilerek tesis olunan mahkûmiyet hükümlerinin bozulması üzerine, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; Askeri Mahkemece; sanığın,
1) 14.12.2001 tarihinde işlediği toplu asker karşısında emre itaatsizlikte ısrar suçundan dolayı ASCKnın 88 ve 5237 sayılı TCKnın 62/1nci maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
2) 14.12.2001 tarihinde işlediği hizmete ilişkin bir muameleden dolayı üste hakaret suçundan dolayı ASCKnın 85/1 (ikinci cümle) ve 5237 sayılı TCKnın 62/1nci maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve kazanılmış hak nedeniyle bu cezanın 2 ay 15 gün hapis cezası olarak yerine getirilmesine karar verilmiştir.
Bu hükümlerin sanık tarafından yüklenen suçların unsurlarının oluşmadığı, eksik inceleme bulunduğu, tanıkların komutanın baskısıyla aleyhine ifade verdikleri, delil değerlendirmesinin aleyhine olacak şekilde yapıldığı, şüpheden sanığın yararlandırılacağına dair olan ilkeye uyulmadığı, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni yasaların lehe hükümlerinin göz ardı edildiği, cezalarının paraya çevrilip ertelenmemesinin Kanuna aykırı olduğu belirtilerek temyiz edildiği; tebliğnamede, her iki mahkûmiyet hükmünün onanması yönünde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır.
Yapılan incelemede; sanığın 4üncü Dz.U/S Tb.41inci Dz.U/S Batarya K.lığında askerlik hizmetini yaparken 14.12.2001 günü saat 22.00de salonda diğer erlerle televizyon seyrederken, batarya çavuşu olarak görevlendirilmiş olan Dz.Er Recep DEMİRin gelerek yat yoklamasının alınacağını ve bu nedenle içtima alanına çıkılmasını söylemesi üzerine, diğer erlerin ve sanığın dışarıya çıktıkları, Recep DEMİR ile sanık arasında içtima alanında durulması gereken yer hususunda bir tartışma olduğu, bu sırada U/S Tabur nöbetçi uzman çavuşu olan Bülent AKSUNGURun tartışma olduğu kendisine bildirilince olay yerine geldiği, Dz.Er Recep DEMİR ve sanığa yerlerine geçmelerini söylediği, sanığın yerine geçmediği, Dz.Top.Uzm.Çvş. Bülent AKSUNGURun yeniden sanığa yerine geçmesini emrettiği, sanığın geçmiyorum diyerek beni tabura geçirecek adamın anasını avradını sinkaf ederim şeklinde söz sarf ettiği, yukarıya Nöb.Astsb. bürosuna çıkması söylenmesine rağmen yine çıkmıyorum dediği, taburun biraz ilerisinde beklediği, Dz.Top.Uzm.Çvş. Bülent AKSUNGURun Birliğin yoklama için hazır olduğunu bildirmesi ve sanığın eyleminden söz etmesi üzerine bürosundan çıkıp içtima alanına gelen U/S Tabur nöbetçi astsubayının içtima alanında yerine geçmeyenin kim olduğunu sorduğu, çağrılması nedeniyle içtima alanına gelen sanığın açıklama yapmasına fırsat verilmeden yerine geçmesinin istendiği ve sanığın yerine geçtiği, olay anında 4üncü Dz.U/S Taburuna bağlı üç bataryanın yaklaşık 150 erbaş ve er mevcudunun yat yoklaması için olay yerinde hazır olduğu ve yoklamayı almak üzere Tb.Nöb.Astsubayının gelmesinin beklendiği, maddi vakıa olarak ortaya çıkmış bulunmaktadır.
Sanığın, Tabur Nöbetçi Uzmanı Dz.Top.Uzm.Çvş.Bülent AKSUNGURun içtima alanındaki yerine geçmesi için verdiği hizmete ilişkin emrin gereğini yerine getirmeyip, emir tekrar edildiği hâlde dahi emri yapmadığı ve bu suretle emre itaatsizlikte ısrar fiilini işlediği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Toplu asker karşısında bulunma şartlarını düzenleyen ASCKnın 14üncü maddesinde amir veya mafevk ile failden veya şeriklerinden başka askeri hizmet maksadıyla toplanmış en az yedi askeri şahsın bulunması şarttır hükmü yer almaktadır. Maddede sözü edilen en az yedi askeri şahsın bulunması şartı somut olayda gerçekleştiği gibi, askeri hizmet amacıyla yapılmış bir toplanma hâli de gerçekleşmiştir. Fiilin hizmet amacıyla yat yoklaması için toplanan, toplanma hazırlığını bitirmiş ve yoklamayı alacak olan amirin gelmesini bekleyen askerlerin huzurunda işlendiği ve üç bataryadan oluşan topluluğun fiili, görme ve hissetmeleri mümkün olan bir durumda olduklarında kuşku bulunmamaktadır. Bu nedenle Mahkemece de isabetli şekilde kabul edildiği gibi toplu asker karşısında unsurunun somut olayda oluştuğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, açıklanan maddi vakıa çerçevesinde, sanığın üstü olan Dz.Top.Uzm.Çvş.Bülent AKSUNGURun tekrarlayarak verdiği yerine geçmesine dair emir üzerine geçmiyorum dedikten hemen sonra, emri veren üstüne yönelik olduğunda kuşku bulunmayacak bir biçimde beni tabura geçirecek adamın anasını avradını sinkaf ederim diye hitap ederek şeref ve haysiyete yönelik sözler sarf etmek suretiyle üste hakaret suçunu işlediği, sanığın hakaret fiilinin hem hizmet esnasında ve hem de hizmete ilişkin bir işlemden dolayı vuku bulduğu sabittir. Açıklanan nedenlerle, sanığın suçların sübuta ermediği, eksik inceleme bulunduğu, tanıkların baskı altında ifade verdikleri, delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığı yönündeki temyiz nedenlerinin reddine karar verilmiştir.
Ceza sorumluluğunu etkileyen bir akıl hastalığının bulunmadığı yöntemine uygun olarak belirlenen ve bu suretle algılama ve irade yeteneğine haiz olan sanığın, bozma ilâmı doğrultusunda yapılan soruşturma ve muayene sonunda suç tarihinde ve hâlen askerliğe elverişli olduğu da saptanmıştır.
Açıklanan nedenlerle, sanığın toplu asker karşısında emre itaatsizlikte ısrar ve hizmet esnasında ve hizmete ilişkin işlemden dolayı üste hakaret suçlarını işlediği tüm dosya kapsamı elverişli delillerle sabit olup, Mahkemenin yerinde ve dosya içeriğine uygun gerekçelerle suçların sübutunu kabul ve vasfını tayinde, asgari hadden ceza tayininde, usul ve uygulamada, sırf askeri suç niteliğinde olan emre itaatsizlikte ısrar ve üste hakaret suçlarından dolayı gerek 647 sayılı Kanunun 4/son maddesi ve gerekse 5329 sayılı Kanunla değişik ASCK'nın Ek-8inci maddesi hükmü uyarınca cezanın 5237 sayılı TCKnın 50nci maddesi uyarınca seçenek yaptırımlara çevrilmesinin ve ASCKnın 47/A ve Ek-8inci maddeleri uyarınca cezanın ertelenmesinin kanuni imkânsızlığı nazara alınarak bu yönde bir uygulama yapılmamasında bir isabetsizlik görülmediğinden sanığın yerinde görülmeyen temyizinin reddi ile mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın yerinde görülmeyen temyizinin 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi gereğince REDDİNE,
Usul ve esas yönünden Kanuna uygun bulunan mahkûmiyet hükümlerinin ONANMASINA,
Tebliğnameye uygun olarak, 22.02.2006 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy