(1632 S. K. m. 66, 73) (765 S. K. m. 59) (5271 S. K. m. 232)
İzin tecavüzü suçundan sanık Lv. Er Yaşar ATMACA hakkındaki 5 inci Kor. K.lığı Askeri Mahkemesinin 03.05.2005 tarih ve 2005/334-261 sayılı mahkumiyet hükmünün sanık tarafından yasal sürede temyizi üzerine, Başsavcılığın 27 Aralık 2005 tarih ve 2005/5591 sayılı hükmün bozulması görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde gelen dava dosyası incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece; sanığın, 03.04.2004-09.04.2004 tarihleri arasında kendiliğinden gelmekle sona eren izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek eylemine uyan ASCKnun 66/1-b, 73 ve TCKnun 59/2nci maddeleri uyarınca sonuç olarak Beş Ay Hapis cezası ile cezalandırılmasına; müşahade altında geçirdiği sürelerin CMUKun 74ncü maddeleri uyarınca mahkumiyetinden mahsubuna karar verilmiştir.
Mahkemenin bu hükmü sanık tarafından sebep gösterilmeksizin temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede ise, yasaya aykırı olan mahkumiyet hükmünün bozulması yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede;
Sanığa; 26.03.2004 tarihinde memleketi Samsunda geçirmek üzere 7 gün süre ile dağıtım izni verildiği (Dz.10), izin süresi sonunda en geç 02.04.2004 günü saat 24.00a kadar tertip olunduğu birliğine katılması gereken sanığın izin süresini geçirdiği, bir süre sonra 09.04.2004 tarihinde saat 20:30 sıralarında kendiliğinden gelerek birliğine katıldığı (Dz.9) böylece 03.04.2004-09.04.2004 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek yukarıda yazılı olduğu şekilde mahkumiyetine karar verilmiş ise de;
Duruşma tutanağının içermesi gereken noktalar ile tutanağa yazılacak diğer konular 353 sayılı Kanunun 177 ve 178 inci maddelerinde ayrıntılı olarak gösterilmiş, hükümde (gerekçeli karar) yer alacak konular ise 180 inci maddede belirtilmiştir. Yerleşik yargı kararlarında da vurgulandığı gibi, gerekçeli karar duruşma tutanağının devamı niteliğinde olup, onun hükümlerine tâbi bulunmaktadır (Askeri Yargıtay Drl.Krl.nun 24.04.2003 tarihli ve 45-44 sayılı, Yargıtay CGK.nun 02.03.2004 tarihli ve 5-29/63 sayılı kararları).
Konu öğretide de ele alınmış ve hüküm fıkrasının tutanağa geçirilip okunmasından sonra gerekçenin hazırlanması halinde, hükmün duruşma tutanağından bağımsız bir şekilde tekrar yazılacağı, hükmün başında kararı veren mahkemenin adının, hükmü veren hâkimlerin, savcının, sanık ve müdafiinin, sanığa yüklenen suçun, duruşma günü ve yerinin, karar tarih ve sayısının yer alması gerektiği (Nur CENTEL-Hamide ZAFER; Ceza Muhakemesi Hukuku, Ekim-2003, S:575), bundan sonra sırasıyla olay, gerekçe ve hüküm fıkrasının bulunacağı ve hükmün buna iştirak eden hâkimler tarafından imzalanacağı belirtilmiştir (Nurullah KUNTER, Ceza Muhakemesi Hukuku, 8 inci Bası, S:868-873; Erdener YURTCAN, Ceza Mahkemeleri Usulü Kanunu Şerhi, 2 nci Bası, Cilt:2, S:626-627; Nur CENTEL-Hamide ZAFER; Ceza Muhakemesi Hukuku, S:575).
Hükmün neleri içermesi gerektiğini düzenleyen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 232 nci maddesinin de yukarıda özetlenen görüşler doğrultusunda bulunduğu görülmektedir.
Bu nedenle; kısa kararın tefhimi ile duruşma bitirildikten sonra, duruşma tutanağının devamına yazılan gerekçe yasanın anladığı anlamda hüküm (gerekçeli karar) niteliğinde olmadığından, diğer yönlerinden incelenmeyen hükmün öncelikle usul yönünden bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yasaya aykırı görülen mahkumiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1 inci maddesi uyarınca, sanığın temyizine atfen ve re'sen, usul yönünden BOZULMASINA;
Tebliğnamedeki görüş doğrultusunda, 18.01.2006 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy