(1632 S. K. m. 63) (765 S. K. m. 59) (647 S. K. m. 4) (5083 S. K. m. 2) (5237 S. K. m. 7) (353 S. K. m. 220, 221)
Bakaya suçundan sanık Yd.Sb.Ad.Adayı Nedim TEKER hakkındaki 12 nci Mknz.P.Tug.K.lığı Askeri Mahkemesinin 27.04.2005 gün ve 2005/410-189 sayılı mahkûmiyet hükmünün sanık tarafından yasal süresinde temyiz edilmesi üzerine, Başsavcılığın 14 Şubat 2006 tarih ve 2006/922 sayılı hükmün bozulması görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde Dairemize gelen dava dosyası incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece sanığın, 01.04.2004 - 30.07.2004 tarihleri arasında bakaya suçunu işlediği kabul olunarak, eylemine uyan ASCK'nın 63/1-a (üç aydan sonra gelenler cümlesi), TCKnın 59/2 ve 647 Sayılı Yasanın 4ncü maddeleri gereğince 1.485.000.000-TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına, cezanın 20 eşit taksitte tahsiline karar verilmiştir.
Bu hüküm yasal süresi içerisinde sanık tarafından özetle; Suç kastı bulunmadığı, yabancı şubeye geç müracaat etmesinden ötürü sevk işlemlerini yerine getiremediği, basında çıkan haberlerden de geç haberi olduğu ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; sanığın 30.07.2004 tarihindeki başvurusu öncesinde İstanbuldaki yabancı şubeye gittiğini belirtmesi nedeniyle, araştırılması ve müspet sonuçlanması durumunda bu hususun suç tarihlerini (maddi eylemi) ve suç vasfını etkileyebileceğinden, hükmün noksan soruşturma yönünden bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Dosya içeriğinden; 2003/06 grup numarası ile Nisan 2004 celp döneminde sevke tabi olan sanığın, bu celp dönemi ile ilgili olarak TRTden yayınlanan duyurular gereği en geç 31.03.2004 tarihine kadar askerlik şubesine başvurup askere sevkini yaptırması gerekirken gecikerek 30.07.2004 tarihinde kendiliğinden Tutak Askerlik Şubesi Başkanlığına müracaat edip ifadesini vererek bu durumunu sona erdirdiği, böylece 01.04.2004 - 30.07.2004 tarihleri arasında bakaya kaldığı anlaşılmıştır.
Sanığın dizi 8 ve 29da yer alan savunmalarında ve temyiz dilekçesinde, Nisan 2004 celp dönemi ile ilgili TRT duyurusunda en geç 01-15 Mart 2004 (dahil) olarak gösterilen tarihleri geçirdikten sonra İstanbulda yabancı askerlik şubesine başvurduğunu, ancak yabancı şubeye başvuru tarihini geçirdiği ve evrakların yerli şubesine gönderilip tekrar İstanbuldaki yabancı şubeye iadesi için yeterli süre bulunmadığından yerli askerlik şubesine başvuruda bulunmasının söylendiği, ancak yerli askerlik şubesi olan Tutak Askerlik Şubesi Başkanlığına müracaat edebileceği tarihte müracaat tarihi geçmiş olacağından bakaya kaldığını ve TRT duyurularından geç haberdar olduğunu mazeret olarak ileri sürdüğü görülmüştür.
Sanığın sevk tarihi ve suç başlangıç tarihi olan 01.04.2004 tarihinden sonra, askerlik şubesine başvurduğu ve temadiyi sona erdirdiği 30.07.2004 tarihine kadar olan zaman süreci içinde İstanbulda yabancı askerlik şubesine başvurduğu hususunda bir beyanının olmadığı, 01.04.2004 tarihinden önce ise sanığa isnat olunan bakaya suçu henüz oluşmadığından dolayı, Tebliğnamedeki sanığın İstanbuldaki yabancı şubeye gittiği tarihin araştırılması talebinin suç tarihlerini ve suç vasfını etkilemeyeceği anlaşılmakla hükmün noksan soruşturma yönünden bozulmasına karar verilmesi şeklindeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Askeri Mahkemece; mevcut delil durumuna göre, sanığın askerlik hizmetine tercih edilebilecek mazereti olmaksızın, geçerli tebligat niteliğindeki TRT duyuruları uyarınca, birlikte işleme tabi olduğu emsallerinin sevk işleminin tamamlandığı 31.03.2004 tarihi mesai bitimine kadar askerlik şubesine başvurmamak suretiyle oluşan bakaya suçunun sübuta erdiğinin kabulü ile kurulan mahkûmiyet hükmünde bir isabetsizlik bulunmadığı görülmekte ise de;
5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkındaki Kanunun 2 nci maddesine 5335 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile eklenen 3 üncü fıkrasında; adli para cezasının hesaplanmasında ve ödenmesinde bir yeni Türk Lirasının (1 YTL) altında kalan tutarların dikkate alınmayacağı kuralına yer verilmesi ve 5237 sayılı TCK'nın 7/2 nci maddesinin lehe olan kanunun uygulanıp, infaz olunacağına ilişkin emredici hükmü nedeniyle, sanık hakkında ASCK'nın 63/1-a (üç aydan sonra gelenler cümlesi), TCKnın 59/2 maddeleri gereğince verilen üç ay on gün hapis cezası 647 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi uyarınca para cezasına çevrilirken suç tarihi olan 2004 yılı nazara alındığında, beher günün 11.00 YTL üzerinden hesaplanarak adli para cezasına çevrilmesi ve sonuç olarak 1100.00 YTL. adli para cezasıyla cezalandırılması gerektiğinden, mahkûmiyet hükmünün uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiş, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün para cezası yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yasaya aykırı görülen mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1 nci maddesi uyarınca, sanığın temyizine atfen ve re'sen, uygulama yönünden BOZULMASINA,
Ancak bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-J maddesi uyarınca mahkûmiyet hükmünün para cezasının tayinine ilişkin bölümünün,
647 Sayılı Kanunun 4 ünci maddesi uyarınca üç ay on gün hapis cezasının beher günü On Bir Yeni Türk Lirası (11.00 YTL) üzerinden Bin Yüz Yeni Türk Lirası (1100.00 YTL.) adli para cezasına çevrilmesine şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA;
Tebliğnameye aykırı olarak, 22.02.2006 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy