(1632 S. K. m. 47, 63) (5237 S. K. m. 7, 62) (765 S. K. m. 59) (647 S. K. m. 4) (5275 S. K. m. 106) (5083 S. K. m. 2)
Bakaya suçundan sanık Yd.Sb.Ad.Adayı Necdet YILDIR hakkındaki 6 ncı Kor.K.lığı Askeri Mahkemesinin 21.10.2004 gün ve 2004/2212-568 sayılı mahkûmiyet hükmünün sanık tarafından yasal süresinde temyiz edilmesi üzerine, Başsavcılığın 07 Şubat 2006 tarih ve 2006/769 sayılı hükmün uygulama yönünden bozulması görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde Dairemize gelen dava dosyası incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece sanığın, 22.07.1999-14.01.2004 tarihleri arasında bakaya suçunu işlediği kabul olunarak, eylemine uyan ASCK'nın 63/1-A maddesi üç aydan sonra gelenler cümlesi, TCKnın 59/2 ve 647 Sayılı Yasanın 4 üncü maddeleri gereğince takdiren ve teşdiden 2.970.000000 TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bu hüküm yasal süresi içerisinde sanık tarafından özetle; Vefat eden eşinin ve kendisinin sağlık sorunları bulunduğu, hakkında verilen cezanın miktar olarak fazla olduğu ve verilen para cezasının ertelenmesine karar verilmediği ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; toplam 2.970.000.000.-TL. tutarındaki para cezasının taksitlendirilmesi yoluna gidilmemesi, bu şekilde tedbire çevrilmiş olan hürriyeti bağlayıcı cezanın çevrildiği tedbirin uygulanması adeta imkansız hâle getirilerek tekrar hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüştürülmesine olanak sağlanmasının kanuna aykırı bulunduğu ve mahkûmiyet hükmünün uygulama yönünden bozulmasına karar verilmesi görüşü bildirilmiştir.
Dosya içeriğinden; 1997/09 grup numarası ile askerliğine karar aldıran, ancak çeşitli nedenlerle askere sevk edilemeyen sanığın, son olarak sevke tabi tutulduğu Temmuz 1999 celp döneminde, bu celp dönemi ile ilgili olarak TRTden yayınlanan duyurular gereği en geç 21.07.1999 günü mesai bitimine kadar askerlik şubesine başvurup askere sevkini yaptırması gerekirken gecikerek 14.01.2004 tarihinde kendiliğinden Erdemli Askerlik Şubesine müracaat ettiği, böylece 22.07.1999 -14.01.2004 tarihleri arasında bakaya kaldığı anlaşılmıştır.
Sanık müsnet suça mazeret olarak, suç tarihlerinde eşinin rahatsız olduğunu, yanında refakatçi kaldığı eşinin daha sonra vefat ettiğini, kendisinin de rahatsız olup tedavisi ile uğraştığını, bulabildiği raporları ibraz ettiğini ileri sürmüş ise de; eşinin 02.11.1999 tarihinde rahatsızlanarak 12.01.2000 tarihinde vefat ettiği, sanığın kendi rahatsızlığı ile ilgili sağlık raporlarının da 24.03.2003 ile 21.11.2003 tarihlerinde alınmış 10 ve 15 günlük istirahat raporları olduğu, dolayısıyla eşi ve kendisinin rahatsızlıkları ile ilgili mazeret tarihlerinin bakaya suçunun başlangıcı olan 22.07.1999 tarihinden sonra yani suçun işlenmeye başlanmasından sonraki tarihlerle ilgili olup, bu rapor ve mazeretlerinin başlamış olan suçun temadisini kesmeyeceğinden, Askeri Mahkemece; mevcut delil durumuna göre, sanığın askerlik hizmetine tercih edilebilecek mazereti olmaksızın, geçerli tebligat niteliğindeki TRT duyuruları uyarınca, birlikte işleme tabi olduğu emsallerinin sevk işleminin tamamlandığı 22.07.1999 tarihi mesai bitimine kadar askerlik şubesine başvurmamak suretiyle oluşan bakaya suçunun sübuta erdiğinin kabulü ile bakaya süresinin uzunluğu nedeniyle cezanın teşdiden tayininde ve ASCKnın 47/A maddesine göre verilen cezanın ertelenmemesi nedenleriyle, kurulan mahkûmiyet hükmünde bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.
Tebliğnamede, para cezasının taksitlendirilmesi yoluna gidilmemesi nedeniyle mahkûmiyet hükmünün bozulması görüşü bildirilmiş ise de;
Sanığın savunma ve son sözünde, verilecek para cezasının taksitlendirilmesi yönünde bir talebinin bulunmadığı, esasen 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 106/6 ncı maddesindeki Hükümde, adli para cezası takside bağlanmamış ise, bir aylık süre içinde adli para cezasının üçte birini ödeyen hükümlünün isteği üzerine geri kalan kısmının birer ay ara ile iki eşit taksitte ödenmesine izin verilir. İlk taksidin süresinde ödenmemesi hâlinde, verilen ikinci takside ilişkin izin hükümsüz kalır. şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, hükmün infaz aşamasında para cezasının birer aylık üç eşit taksitte ödenmesi imkanı da bulunduğundan, cezanın taksitlendirilmemesinden dolayı bozma isteyen başsavcılık görüşüne iştirak edilmemiştir.
Ancak; 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkındaki Kanunun 2 nci maddesine 5335 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile eklenen 3 üncü fıkrasında; adli para cezasının hesaplanmasında ve ödenmesinde bir yeni Türk Lirasının (1 YTL) altında kalan tutarların dikkate alınmayacağı kuralına yer verilmesi ve 5237 sayılı TCK'nın 7/2 nci maddesinin lehe olan kanunun uygulanıp, infaz olunacağına ilişkin emredici hükmü nedeniyle, sanık hakkında ASCK'nın 63/1-A maddesi üç aydan sonra gelenler cümlesi ve TCKnın 59/2 maddeleri gereğince verilen altı ay yirmi gün hapis cezası 647 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi uyarınca para cezasına çevrilirken suç tarihi olan 2004 yılı nazara alındığında, beher günün 11.00 YTL üzerinden hesaplanarak adli para cezasına çevrilmesi ve sonuç olarak 2200.00 YTL. adli para cezasıyla cezalandırılması gerektiğinden, mahkûmiyet hükmünün uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiş, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün para cezası yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yasaya aykırı görülen mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1 nci maddesi uyarınca, sanığın temyizine atfen ve re'sen, uygulama yönünden BOZULMASINA,
Ancak bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-J maddesi uyarınca mahkûmiyet hükmünün para cezasının tayinine ilişkin bölümünün,
647 Sayılı Kanunun 4 ünci maddesi uyarınca altı ay yirmi gün hapis cezasının beher günü On Bir Yeni Türk Lirası (11.00 YTL) üzerinden İki Bin İki Yüz Yeni Türk Lirası (2200.00 YTL.) adli para cezası ile cezalandırılmasına, şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA;
Tebliğnameye aykırı olarak, 01.03.2006 tarihinde, Başkan Hv.Hâk.Alb. Necmettin ÖZKANın; tebliğnamedeki görüş doğrultusunda, adli para cezasının gerekçesi gösterilmeksizin taksitlendirilmemesi yönünden; Üye Hâk.Alb.Adnan AKBALın ise, cezanın teşdiden uygulanma gerekçesinin yerinde olmadığı ve adli para cezasının taksitlendirilmemesi yönlerinden hükmün bozulması gerektiği şeklindeki karşı oyları ve oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy