(1632 S. K. m. 132) (765 S. K. m. 59) (647 S. K. m. 4) (353 S. K. m. 120, 130, 146, 159, 207) (1412 S. K. m. 210, 221, 236, 250) (5271 S. K. m. 176, 190, 191, 215)
Arkadaşının parasını çalmak suçundan sanık P. Er Haşim TERZİOĞLU hakkında 2nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 14.10.2004 gün ve 2004/939-657 sayılı mahkûmiyete ilişkin hükmün sanık tarafından yasal süresi içinde sebep gösterilerek temyiz edilmesi üzerine dava dosyası Askeri Yargıtay Başsavcılığının 27.12.2005 gün ve 2005/5601 sayılı tebliğnamesi ekinde hükmün bozulması görüşü ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Askeri Mahkemece; sanığın, 16.02.2004 tarihinde P. Er Abdullah KURTa ait dolapta bulunan elbisenin cebinden rızası olmaksızın 6.750.000 TL. tutarındaki parayı almak suretiyle, arkadaşının parasını çalmak suçunu işlediği kabul edilerek ASCK'nın 132 ve 765 sayılı TCKnın 59/2nci maddeleri uyarınca beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 4421 sayılı Kanunun 3üncü maddesi ile değişik 647 sayılı Kanunun 4üncü maddesi gereğince beher günü takdiren 14.850.000 TL. den ağır para cezasına çevrilerek 2.227.500.000 TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.
Bu hüküm sanık tarafından, Abdullah KURT ve Sebahattin isimli askerlerin kendisinden zorla para aldıkları, daha sonra para vermeyince hırsızlık suçunu üzerine attıkları, ayrıca çalındığı iddia edilen para miktarının karşısında hükmedilen ağır para cezasının çok fahiş ve haksız olduğu belirtilerek süresinde temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede, sanığın ve tanıkların savunma ve yeminli ifadelerinin tespiti için istinabe mahkemesince yapılan yargılamada iddianamenin okunmadığı, keza tanıkların ifadelerine karşı sanıktan diyeceklerinin sorulmadığı, bu hususların savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğu belirtilerek, hükmün usule aykırılıktan bozulması yönünde görüş ve düşünce bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; Askeri Mahkemece sanık ve tanıkların dinlenilmeleri için Uzunköprü Asliye Ceza Mahkemesine yazılan talimat üzerine, sanık ile tanıklar Anıl AKSOY ve Abdullah KURTun Uzunköprü Asliye Ceza Mahkemesinde 26.03.2004 tarihinde aynı gün hazır bulundukları oturumda ifadelerinin tesbit edildiği, ancak sanığa iddianame tebliğ edilmeksizin ve duruşmada iddianame okunmaksızın sanığın sorgusunun tespit edildiği, sanıktan sonra beyanları tespit edilen tanıkların beyanlarına karşı duruşmada hazır bulunan sanığa diyeceklerinin de sorulmadığı anlaşılmaktadır.
353 Sayılı Kanunun 146/2, 1412 sayılı CMUKun 236/2 ve 5271 sayılı CMKnın 191/3(b) maddelerinde Sanığın kimliğinin tespitinden sonra iddianamenin okunacağı hüküm altına alınmıştır. İstinabe mahkemesince duruşmada iddianame okunmadan sanığın sorgu ve savunmasının tespit edilmesinin, sanığa daha önce iddianamenin tebliğ edilmemiş olduğu dikkate alındığında, sanığın savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurduğu ve duruşmanın aleniliği ilkesine de aykırılık oluşturduğu bu nedenle iddianamenin okunmaması hususunun 353 Sayılı Kanunun 207/3-F maddesi uyarınca bozmayı gerektirdiği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, istinabe mahkemesince iddianamenin sanığa duruşma öncesinde imza karşılığı veya duruşma sırasında elden verilmek yahut okunmak suretiyle tebliğ edilmediği anlaşılmakla, iddianamenin sanığa tebliğ edilmemesi, sanığın savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup, 353 sayılı Kanunun 120/1, 130/son, 1412 sayılı CMUKun 210/1, 221/son ve 5271 sayılı CMKnın 176/1, 190/son maddelerine ve usule aykırı bu husus 353 Sayılı Kanunun 207/3-H maddesi uyarınca bozmayı gerektirmiştir.
Ayrıca, Askeri Mahkemenin talimatı üzerine Uzunköprü Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan 26.03.2004 tarihli duruşmada, sanığın sorguya çekilmesinden sonra duruşmaya devam edilerek tanıkların usulüne göre dinlenilmeleri sonrasında, 353 sayılı Kanunun 159, 1412 sayılı CMUKun 250 ve 5271 sayılı CMKnın 215inci maddeleri uyarınca sanıktan her bir tanığın beyanına karşı ne diyeceğinin sorulması gerekirken, tanık beyanlarına karşı sanığın soru sorma ve karşı beyanda bulunma hakkının, diyeceklerinin sorulmaması suretiyle ortadan kaldırılması ve bu konunun Mahkemece sonradan telafi edilmemesi, sanığın savunma ve adil yargılanma hakkının ihlâli niteliğinde görülmüş ve hüküm sanığın temyizine atfen belirtilen tüm kanuna aykırılıklar nedeniyle usul yönünden bozulmuştur.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen 353 Sayılı Yasanın 221inci maddesi gereğince mahkumiyet hükmünün USULE AYKIRILIK sebebiyle BOZULMASINA,
Tebliğnameye uygun olarak, 18.01.2006 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy