(1632 S. K. m. 63) (5237 S. K. m. 7) (647 S. K. m. 4, 5) (6183 S. K. m. 51) (765 S. K. m. 2, 59, 72) (5252 S. K. m. 9) (5275 S. K. m. 122) (353 S. K. m. 204)
Hükümlü P.Er Ergül BORA hakkındaki K.K.K.lığı Askeri Mahkemesinin 15.11.2005 tarih ve 2005/413 Müt. sayılı duruşmasız işlere dair kararına hükümlü tarafından süresinde itiraz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 20.02.2006 tarih ve 2006/1018 sayılı ve itirazın kabulü istemini içeren tebliğnamesine bağlı olarak gönderilen evrak üzerinden yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
K.K.K.lığı Askeri Mahkemesinin 27.12.2004 tarih ve 2004/1511-1083 esas ve karar sayılı hükmü ile P.Er Ergül BORAnın 28.08.2001-22.08.2003 tarihleri arasında yoklama kaçağı suçunu işlediği kabul edilerek ASCKnın 63/1-A maddesinin üç aydan sonra gelenler cümlesi, TCKnın 59/2nci ve 647 sayılı Kanunun 4/1inci maddesi uyarınca tayin olunan 3 ay 10 gün hapis cezasının beher gün 11.557.000.TLden hesaplanarak 1.155.700.000.TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına, 30.08.2003-01.09.2003 tarihleri arasında geç iltihak suretiyle bakaya suçunu işlediği kabul edilerek ASCKnın 63/1-B maddesi, TCKnın 59/2 ve 647 sayılı Kanunun 4üncü maddesi uyarınca tayin olunan 25 gün hapis cezasının beher gün 11.557.000.TLden hesaplanarak 288.925.000.TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına, TCKnın 72nci maddesi uyarınca cezalarının toplanarak 1.444.625.000.TL. ağır para cezasının 647 sayılı Kanunun 5inci maddesi uyarınca aylık 20 eşit taksit halinde tahsiline ve taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde geri kalan miktarın tamamının tahsiline ve ödenmeyen para cezasına 6183 sayılı Kanunun 51inci maddesinde belirtilen oranın yarısı oranında gecikme zammı uygulanmasına karar verilip bu hükümlerin taraflarca temyiz edilmeyerek 01.04.2005 tarihinde kesinleştiği,
Cezanın infazı aşamasında Askeri Savcılığın talep yazısı üzerine, K.K.K.lığı Askeri Mahkemesinin 15.11.2005 tarih ve 2005/413 Müt. sayılı duruşmasız işlere dair kararı ile 5335 sayılı Kanunun 22nci maddesiyle 5083 sayılı Kanunun 2nci maddesine eklenen fıkra gereğince para cezası tayin edilirken 1 YTLnin altında kalan tutarlar dikkate alınmayacağından bu kuralın hükümlü lehine olduğu, bir gün hapis cezasının 9.YTLden paraya çevrilmesi gerektiği belirtilerek, infazın 1125.YTL adli para cezası üzerinden yapılmasına, adli para cezasının 647 sayılı Kanunun 5inci maddesi uyarınca aylık eşit 20 eşit taksit halinde tahsiline ve taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde geri kalan miktarın tamamının tahsiline ve ödenmeyen para cezasına 6183 sayılı Kanunun 51inci maddesinde belirtilen oranın yarısı oranında gecikme zammı uygulanmasına karar verildiği,
Hükümlünün bu karara karşı temyize tabi kararın yasaya aykırı olduğunu açıklayıp hükmü temyiz ettiğini belirterek itirazda bulunduğu, tebliğnamede, tayin olunan hapis cezalarının ayrı ayrı adli para cezasına çevrilmediği, sonuç cezanın nasıl hesaplandığına ilişkin bir açıklamaya yer verilmediği ve bu nedenle kararın hatalı olduğu belirtilerek itirazın kabulü ile kararın kaldırılarak infaz edilecek cezanın gösterilmesi yönünde görüş bildirildiği, anlaşılmaktadır.
Hükümlünün dilekçesinde ileri sürdüğü temyiz denetimi kapsamındaki hususların, ortada kesinleşmiş bir hükmün varlığı söz konusu olduğundan incelenemeyeceği nazara alınarak, talebi, söz konusu duruşmasız işlere dair karara itiraz olarak kabul edilmek suretiyle yapılan incelemede;
Gerek 01.06.2005 tarihine kadar yürürlükte olan 765 sayılı TCKnın 2/2 ve gerekse 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Kanunun 9 ve 5237 sayılı TCKnın 7/2nci maddelerinde, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı ve infaz olunacağı hükmüne yer verilmiş olup, lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenecektir.
İnceleme konusu kesinleşmiş hükümle, hükümlünün sabit sayılan yoklama kaçağı ve geç iltihak suretiyle bakaya eylemleri nedeniyle ASCKnın 63/1-A ve 63/1-B maddeleri uyarınca temel ceza olarak hapis cezası verilmiş olup bu madde halen yürürlükte olduğundan ve 5237 sayılı TCKnın hükümleri anılan maddede bir değişiklik yapmadığından lehe kanun kuralının uygulanmasını gerektiren bir durum söz konusu değildir. Yine hükümlü hakkında 765 sayılı TCKnın 59/2nci maddesi uyarınca 1/6 oranında uygulanan takdiri indirimin, 31.03.2005 tarihli ve 5328 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı TCKnın 62inci maddesinde de indirim için aynı şekilde 1/6 oranının benimsenmesi karşısında, hükmün değiştirilmesini gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Diğer taraftan, ASCKnın 47/A ve Ek-8inci maddelerine göre cezanın ertelenmesi de yasal olarak mümkün değildir.
Öte yandan, hükümlü hakkında uygulanan ve 01.06.2005 tarihinde yürürlükten kalkan 647 sayılı Kanunun 4üncü maddesinin, 5237 sayılı TCKnın kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlarla ilgili düzenlemesine göre daha lehe sonuç doğurduğunda kuşku bulunmamakla birlikte, 27.04.2005 tarihli ve 25798 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren ve 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanunun 2nci maddesinde değişiklik yapan 5335 sayılı Kanunun 22nci maddesinde, İlgili kanunları gereğince uygulanacak adli ve idari para cezalarının hesaplanmasında ve ödenmesinde, Bir Yeni Türk Lirasının (1 YTL) altında kalan tutarlar dikkate alınmaz. hükmüne yer verilmesi nedeniyle, sözü edilen bu yasal değişiklik, 765 sayılı Türk Ceza Kanunun 30uncu maddesinde yazılı para cezalarında bin liranın küsuru hesaba katılmaz. kuralını zımnen ilga etmiştir. Dolayısıyla, bin liranın küsuru hesaba katılmaz kuralı, bir Yeni Türk Lirasının altında kalan tutarlar hesaba katılmaz haline dönüşmüştür. Buna göre, 647 sayılı Kanunun 4421 sayılı Kanun ile değişik 4/1inci maddesinde, kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar için cürümlerde beher günün 2-3 Milyon TL. ağır para cezasına çevrilmesinin ve müteakiben bu rakamların her yıl saptanan yeniden değerleme oranında artırılmasının öngörülmüş olduğu nazara alındığında, bu oranlar dikkate alınarak ve her hesaplama aşamasında bir Yeni Türk Lirasının altında kalan tutarlar dikkate alınmadan yapılan hesaba göre, cürümlere ilişkin kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların para cezasına dönüştürülmesinde, 2003 yılı için beher gün karşılığı 9-14 YTL adli para cezası uygulanması gerekmekte ve bu durum inceleme konusu kesin hükümde tayin olunan cezası beher günü 11.557.000.TL.den ağır para cezasına çevrilen hükümlü lehine sonuç doğurmaktadır.
Bu nedenle, Mahkemece, takdire bağlı olarak değişim gösterecek bir niteliği bulunmayan bu lehe değişiklikten dolayı duruşma açılmaksızın 5335 sayılı Kanun hükümleri nazara alınarak 647 sayılı Kanunun 4/1inci maddesi uyarınca, her iki suçtan tayin olunan hapis cezalarının beher günü 9 YTLden para cezasına çevrilmesi suretiyle infaz edilecek cezanın gösterilmesi ve 5252 sayılı Kanunun 5inci maddesiyle Kanunlarda öngörülen ağır para cezaları adli para cezasına dönüştürüldüğünden sonuç para cezasının adli para cezası olarak belirlenmesi isabetli olup hükümlünün itiraz nedenlerinde haklılık bulunmamaktadır.
Ancak, 647 sayılı Kanunun 5inci maddesinin taksitlerin süresinde ödenmemesi halinde 6183 sayılı Kanunun 51inci maddesinde belirlenen gecikme zammı oranının yarısı oranında gecikme zammı uygulanmasına dair hükmü 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 ve 5237 sayılı Kanunlarda düzenlenmemiş ve 5275 sayılı Kanunun 122nci maddesiyle yürürlükten kalkmış olduğundan, kesin hükümdeki gecikme zammı uygulanması ibaresinin infazda dikkate alınmaması gerekmekte ve bu yasal değişiklik hükümlü lehine bir durum yaratmaktadır.
Mahkemece, her bir suç için infaz edilecek cezanın ayrı ayrı gösterilmesi ve gecikme zammı ibaresinin infazda nazara alınmamasına işaret edilmesi gerekirken, açıklanan duruma aykırı olarak tesis olunan kararında isabet bulunmadığından itirazın kabulüne ve 353 sayılı Kanunun itiraz yerinde görülürse bunu inceleyen merci, aynı zamanda itiraz konusu olan mesele hakkında da kararını verir. şeklindeki 204üncü maddesi hükmü uyarınca infazı yapılacak cezaların aşağıda belirtilen şekilde belirlenmesine karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Hükümlünün itirazına atfen K.K.K.lığı Askeri Mahkemesinin 15.11.2005 tarih ve 2005/413 Müt. sayılı duruşmasız işlere dair kararının KALDIRILMASINA,
K.K.K.lığı Askeri Mahkemesinin 27.12.2004 tarih ve 2004/1511-1083 esas ve karar sayılı kesinleşmiş hükmündeki;
a) Yoklama kaçağı suçu için ASCKnın 63/1-A ve 765 sayılı TCKnın 59/2nci maddeleri uyarınca belirlenen 3 ay 10 gün hapis cezasının karşılığı olarak tesis olunmuş 1.155.700.000.TL. ağır para cezasının, 5335 sayılı Kanunun 22nci ve 647 sayılı Kanunun 4/1inci maddesi uyarınca hapis cezasının beher günü 9.YTLden hesaplanmak suretiyle ve 647 sayılı Kanunun 5inci maddesi gereğince aylık eşit 20 eşit taksit halinde ve taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde geri kalan miktarın tamamı tahsil edilecek şekilde 900.YTL adli para cezası olarak İNFAZINA,
b) Geç iltihak suretiyle bakaya suçu için ASCKnın 63/1-B ve 765 sayılı TCKnın 59/2nci maddeleri uyarınca belirlenen 25 gün hapis cezasının karşılığı olarak tesis olunmuş 288.925.000.TL. ağır para cezasının, 5335 sayılı Kanunun 22nci ve 647 sayılı Kanunun 4/2nci maddesi uyarınca hapis cezasının beher günü 9.YTLden hesaplanmak suretiyle ve 647 sayılı Kanunun 5inci maddesi gereğince aylık eşit 20 eşit taksit halinde ve taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde geri kalan miktarın tamamı tahsil edilecek şekilde 225.YTL adli para cezası olarak İNFAZINA,
Tebliğnameye uygun olarak, 01.03.2006 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy