(1632 S. K. m. 47, 63, Ek m. 8) (647 S. K. m. 4, 5) (765 S. K. m. 59) (6183 S. K. m. 51) (1111 S. K. m. 43) (5275 S. K. m. 122)
Bakaya suçundan sanık J.Er Cemil SEVİNÇ hakkındaki 2 nci Ordu K.lığı Askeri Mahkemesinin 05.10.2005 tarih ve 2005/872-461 sayılı mahkûmiyet hükmünün sanık tarafından yasal sürede temyizi üzerine, Başsavcılığın 20 Şubat 2006 tarih ve 2006/1028 sayılı hükmün onanması görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde gelen dava dosyası incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece; sanığın, 06.12.2004-23.02.2005 tarihleri arasında kendiliğinden başvurmakla sona eren bakaya suçunu işlediği sabit kabul edilerek ASCKnın 63/1-A maddesinin üç ay içinde gelenler cümlesi, TCKnın 59/2 ve 647 sayılı Kanunun 4üncü maddeleri uyarınca 900 YTL. adli para cezası ile cezalandırılmasına, verilen ağır para cezasının 647 sayılı Kanunun 5inci maddesi uyarınca aylık 24 eşit taksit halinde sanıktan tahsiline, taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi hâlinde 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesi gereğince gecikme zammı alınmasına, karar verilmiştir (Dz.26).
Sanık, neden göstermeksizin hükmü süresinde temyiz etmiştir (Dz.28).
Tebliğnamede ise, yasaya uygun olan mahkûmiyet hükmünün onanması yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede;
Sanığın, sevk işlemlerini yaptırmak üzere 22 Kasım 2004 tarihinde askerlik şubesine müracaat etmesi gerektiğine ilişkin askere sevk için çağrı tebligatının 20.11.2004 tarihinde amcasının oğlu Şükrü SEVİNÇe tebliğ edildiği (Dz.2), tebligatın usûlüne uygun ve geçerli olduğu, sanığın 1111 sayılı Askerlik Kanunun 43 üncü maddesi gereğince tanınması gerekli 15 günlük hazırlık süresi sonunda en geç 06.12.2004 tarihinde şubeye müracaat etmesi gerekirken, bir müddet gecikerek 23 Şubat 2005 tarihinde Iğdır Askerlik Şubesine müracaat edip sevkini sağlattığı (Dz.4, 3), sevkini zamanında yaptırmasını engelleyecek ve askerlik hizmetine üstün tutulabilecek yasal, objektif ve makbul bir mazeretinin bulunmadığı, böylece 06.12.2004-23.02.2005 tarihleri arasında temadi eden bakaya suçunu işlediği anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, sanığın işlediği suçtan kanunda öngörülen cezanın alt sınırı üzerinden ve azami oranda takdiri indirim uygulanarak cezalandırıldığı, verilen hapis cezasının yine kanunda öngörülen cezanın alt sınırı üzerinden hesaplanarak adli para cezasına çevrildiği, bu adli para cezasının azami miktarda taksitlendirildiği görülmektedir.
ASCKnın 47/A ve Ek-8 inci maddelerine göre de, bakaya suçundan verilen cezaların ertelenmesi mümkün değildir.
Bu itibarla, sanığın yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasına karar verilmesinde ve gösterilen gerekçelerde bir isabetsizlik bulunmadığı görülmekte ise de;
01.06.2005 tarihinde yürürlükten kalkan 765 sayılı TCK'nın 59 uncu maddesinin hükmün verildiği 05.10.2005 tarihinde uygulanması, keza 6183 sayılı Kanunun para cezasına gecikme zammı uygulanmasını öngören 51 inci maddesi hükmünün 01.06.2005 tarihli Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı hakkında Kanunun 122 nci maddesi ile yürürlükten kaldırılması nedeniyle uygulama olanağı bulunmadığı halde, bu doğrultuda karar verilmiş olması kanuna aykırı olmakla birlikte, söz konusu kanuna aykırılıkların yeniden yargılama yapılmadan düzeltilmesi mümkün olduğundan, hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın kabule değer görülmeyen temyizinin 353 sayılı Kanunun 217/2 nci maddesi uyarınca REDDİNE;
Ancak uygulama yönünden kanuna aykırı olan hükmün sanığın temyiz istemine atfen ve re'sen, 353 sayılı Kanunun 221/1 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA;
Bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-H, J maddesi uyarınca hükmün takdiri indirime ilişkin bölümünün ...5237 sayılı Yeni TCK'nın 62 nci maddesi gereğince cezasından 1/6 oranında indirim yapılarak 2 ay 15 gün hapis cezasıyla mahkûmiyetine... şeklinde gösterilerek ve 900 YTL sonuç Adli para cezasının 647 sayılı Kanunun 5inci maddesi uyarınca bu cezasının aylık eşit taksitler halinde 24 ayda alınmasına, taksitlerden birisinin zamanında ödenmemesi halinde kalan miktarının tamamının muaccel olmasına, bu durumda ödenmeyen miktara gecikme faizi uygulanmasına yer olmadığına şeklinde gösterilerek, DÜZELTİLEREK ONANMASINA;
Sonuçta tebliğnamedeki görüş doğrultusunda, 01.03.2006 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy