(1632 S. K. m. 66) (765 S. K. m. 59) (353 S. K. m. 162, 177, 178, 179, 180) (5271 S. K. m. 232) (AYDK. 24.04.2003 T. 2003/45 E. 2003/44 K.) (YCGK. 02.03.2004 T. 2004/5-29 E. 2004/63 K.)
Firar suçundan sanık Ter.P.Er Muhammet Osman Zeki HEPÖZEL 5 nci Kor.Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 21.6.2005 gün ve 2005/550-412 sayılı mahkûmiyete ilişkin hükmün sanık tarafından yasal süresi içinde sebepsiz temyiz edilmesi üzerine dava dosyası Askeri Yargıtay Başsavcılığının 20.02.2006 gün ve 2006/1031 sayılı tebliğnamesi ekinde hükmün bozulması görüşü ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece, sanık hakkında firar suçundan verilen ilk mahkûmiyet hükmünün Askeri Yargıtay 1 inci Dairesinin 20.10.2004 gün ve 2004/1056-1053 sayılı ilâmı ile; usul ve noksan soruşturma yönlerinden bozulduğu, bozma ilamına uyulmak suretiyle sanığın 10.5.2003-1.12.2003 tarihleri arasında firar suçunu işlediği sabit görülerek eylemine uyan ASCK'nın 66/1-a ve TCK'nın 59/2 nci maddeleri uyarınca on ay hapis cezasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Sanık anılan hükmü, sebep göstermeksizin temyiz etmiştir.
Tebliğnamede hükmün usul ve noksan soruşturma yönlerinden bozulması görüşü bildirilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; Sanığın 10.5.2003 tarihinde birliğinden izin almaksızın ayrıldığı, 1.12.2003 tarihinde tutuklandığından bahisle sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmuş ise de;
Yargılama işlemlerinin belgelenmesi amacıyla düzenlenen ve yargılamanın yasa kurallarına uygun cereyan edip etmediği konusunda yegane kanıt olan duruşma tutanaklarının şekli ve neleri içermesi gerektiği, 353 sayılı Kanunun 177 ve 178 inci maddelerinde düzenlenmiş bulunmaktadır.
353 sayılı Kanunun Duruşma tutanağı ve kapsayacağı hususlar başlıklı 177 nci maddesi, duruşma için bir tutanak düzenleneceği, bu tutanağın duruşmayı yöneten askeri hâkim ile tutanak katibi tarafından, duruşmayı yöneten askeri hâkimin engeli varsa kuruldaki diğer askeri hâkim tarafından imzalanacağı, çok sanıklı davalarda duruşma safahatının mahkemenin uygun ve lüzum göreceği teknik araçlarla tespit olunabileceği, sonradan düzenlenecek duruşma tutanaklarından birer suretin önceden isteyen sanık ve müdafie verileceği;
Duruşma tutanağının:
1. Duruşmanın yapıldığı yeri ve tarihini,
2. Askeri mahkeme kurulunun, askeri savcının, tutanak katibinin ve varsa tercümanın ad ve soyadlarını,
3. İddianamede nitelendirildiği gibi suçun ne olduğunu,
4. Sanıkların, müdafilerin, davacıların ve davaya katılanların, vekillerinin ve kanuni mümessillerinin ad ve soyadlarını,
5. Duruşmanın açık mı veya gerekçesinin beyanı ile kapalı mı yapıldığını,
Kapsayacağı hükmünü içermektedir.
Aynı Kanunun 178 inci maddesinde duruşma tutanağında ayrıca, duruşmanın nasıl cereyan ettiğinin, esaslı merasime uyulup uyulmadığının, duruşmada okunan belgelerin, ileri sürülen iddia ve savunmaların özetlerinin, verilen kararlar ve hüküm fıkrasının yer alacağı belirtilmiş, 179 uncu maddesinde de; duruşmanın nasıl yapılacağı hakkındaki kanuni kurallara uyulup uyulmadığının ancak tutanakla ispat olunabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Hüküm fıkrası başlığını taşıyan 180 inci maddede; Hükmün gerekçesi tamamıyla tutanağa yazılmamış ise tefhimden itibaren yedi gün içinde yazılarak dava dosyasına konulur.
Hüküm ve kararlar buna katılan askeri mahkeme kuruluna dahil olanlar tarafından imza edilir. Hükmün aslının yazılmasında askeri mahkeme kuruluna dahil olanlardan biri imza edemeyecek durumda ise engelin sebebi duruşma hâkimi veya diğer askeri hâkim üye tarafından hükmün altına yazılır.
Hüküm fıkrasında; 162 nci maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin ve verilen cezanın nevi ile süresi ve miktarının, kanun yollarına başvurmanın mümkün olup olmadığının, oturumun tarihinin ve bu oturumda bulunan askeri mahkeme kuruluna dahil olanların ve askeri savcı ile tutanak katibinin ad ve soyadlarının tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.
Hükümlerin ikinci nüshaları ve özetleri duruşma hâkimi veya diğer askeri hâkim üye ve tutanak katibi tarafından imza edilerek askeri mahkemenin mührü ile mühürlenir. düzenlemesi yer almış bulunmaktadır.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, duruşma tutanağının içermesi gereken noktalar ile tutanağa yazılacak diğer konular Kanunun 177 ve 178 inci maddelerinde ayrıntılı olarak gösterilmiş, hükümde (gerekçeli karar) yer alacak konular ise 180 inci maddede belirtilmiştir. Yerleşik yargı kararlarında da vurgulandığı gibi, gerekçeli karar duruşma tutanağının devamı niteliğinde olup, onun hükümlerine tâbi bulunmaktadır (Askeri Yargıtay Drl.Krl.nun 24.04.2003 tarihli ve 45-44 sayılı, Yargıtay CGK.nun 02.03.2004 tarihli ve 5-29/63 sayılı kararları).
Konu öğretide de ele alınmış ve hüküm fıkrasının tutanağa geçirilip okunmasından sonra gerekçenin hazırlanması halinde, hükmün duruşma tutanağından bağımsız bir şekilde tekrar yazılacağı, hükmün başında kararı veren mahkemenin adının, hükmü veren hâkimlerin, savcının, sanık ve müdafiinin, sanığa yüklenen suçun, duruşma günü ve yerinin, karar tarih ve sayısının yer alması gerektiği (Nur CENTEL-Hamide ZAFER; Ceza Muhakemesi Hukuku, Ekim-2003, S:575), bundan sonra sırasıyla olay, gerekçe ve hüküm fıkrasının bulunacağı ve hükmün buna iştirak eden hâkimler tarafından imzalanacağı belirtilmiştir (Nurullah KUNTER, Ceza Muhakemesi Hukuku, 8 inci Bası, S:868-873; Erdener YURTCAN, Ceza Mahkemeleri Usulü Kanunu Şerhi, 2 nci Bası, Cilt:2, S:626-627; Nur CENTEL-Hamide ZAFER; Ceza Muhakemesi Hukuku, S:575).
Hükmün neleri içermesi gerektiğini düzenleyen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 232 nci maddesinin de yukarıda özetlenen görüşler doğrultusunda bulunduğu görülmektedir.
Bu nedenle; kısa kararın tefhimi ile duruşma bitirildikten sonra, duruşma tutanağının devamına yazılan gerekçe yasanın anladığı anlamda hüküm (gerekçeli karar) niteliğinde olmadığından, hükmün öncelikle usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Diğer yandan, sanığın 01.12.2003 tarihinde yakalandığından bahisle firar suçunun bitim tarihi 01.12.2003 olarak kabul edilmiş ise de; bozma ilâmından sonra dosyaya giren birlik komutanlığının Şubat 2004 tarihli yazısı (Dz.176) ile terhis belgesinde (Dz.168) sanığın 10.05.2003 tarihinde gittiği firardan 09.09.2003 tarihinde kendiliğinden döndüğü, buna karşılık Aralık 2003 tarihli yazıda (Dz.175), sanığın 06.10.2003 günü akşam yoklamasından sonra firar ettiği belirtildiğinden, Askeri Mahkemece birlikte tutulan kayıtların (günlük kazan ve yoklama defteri, erbaş ve er künye defterinin sanıkla ilgili sahifeleri, firar tutanakları vs) titizlilikle araştırılarak, sanığın firardan dönüş tarihinin (maddi vakıanın) hiçbir şüpheye bırakmayacak şekilde tespit edilmesinden sonra bir karar verilmesi gerekirken, belirtilen hususlar araştırılmadan sanığın mahkumiyetine karar verilmesi noksan soruşturma olarak görülmüştür.
Yapılacak araştırma neticesinde, sanığın 09.09.2003 tarihinde kendiliğinden birliğine döndüğünün tespit edilmesi durumunda, bu kez 10.5.2003 ile 9.9.2003 tarihleri arasındaki firar suçundan başka 6.10.2003-1.12.2003 tarihleri arasında temadi eden ikinci bir firar suçunu da işlemiş olabileceği hususuna işaret edilmekle yetinilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen 353 sayılı Kanunun 221/1 inci maddesi uyarınca mahkûmiyet hükmünün usul ve noksan soruşturma yönünden BOZULMASINA;
Tebliğnameye uygun olarak, 1.3.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy