(1632 S. K. m. 63) (5237 S. K. m. 62) (647 S. K. m. 4, 5) (6183 S. K. m. 51) (1111 S. K. m. 24, 25, 75) (5335 S. K. m. 22) (5252 S. K. m. 5) (5275 S. K. m. 122) (353 S. K. m. 220)
Yoklama kaçağı ve kıtasına varmadan savuşmak suçlarından sanık Ord. Er Vedat AKDAĞ hakkındaki Donanma K.lığı Askeri Mahkemesinin 16.09.2005 tarih ve 2005/263-294 sayılı mahkumiyet hükümlerinin, sanık tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 23.02.2006 tarih ve 2006/1179 sayılı ve onama görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde gönderilen dava dosyası üzerinden yapılan temyiz incelemesi sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece; sanığın,
1) 05.12.2003-01.07.2004 tarihleri arasında yoklama kaçağı suçunu işlediği kabul edilerek ASCKnın 63/1-A maddesinin üç aydan sonra yakalananlar cümlesi, 5237 sayılı TCKnın 62/1 ve 647 sayılı Kanunun 4üncü maddesi uyarınca 1.650.YTL. adli para cezası ile cezalandırılmasına, 647 sayılı Kanunun 5inci maddesi uyarınca adli para cezasının aylık 10 eşit taksit hâlinde tahsiline ve taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi hâlinde geri kalan miktarın tamamının tahsiline ve ödenmeyen para cezasına 6183 sayılı Kanunun 51inci maddesinde belirtilen oranın yarısı oranında gecikme zammı uygulanmasına, 14.05.2005-15.05.2005 tarihleri arasında nezarette geçirdiği sürenin cezasından mahsubuna;
2) 03.07.2004-21.08.2004 tarihleri arasında kıtasına varmadan savuşmak suçunu işlediği kabul edilerek ASCKnın 63/1-B maddesi, 5237 sayılı TCKnın 62/1 ve 647 sayılı Kanunun amir hükmü uyarınca 275.YTL. adli para cezası ile cezalandırılmasına, 647 sayılı Kanunun 5inci maddesi uyarınca adli para cezasının aylık 10 eşit taksit hâlinde tahsiline ve taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi hâlinde geri kalan miktarın tamamının tahsiline ve ödenmeyen para cezasına 6183 sayılı Kanunun 51inci maddesinde belirtilen oranın yarısı oranında gecikme zammı uygulanmasına karar verildiği,
Bu hükümlerin sanık tarafından neden gösterilmeksizin temyiz edildiği; tebliğnamede hükümlerin onanması yönünde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır.
Yapılan incelemede, 1983 doğumlu olan sanık adına çıkarılan son yoklama çağrı pusulasının 25.07.2002 tarihinde dedesi Veli AKDAĞa tebliğ edildiği ve 20.08.2002 tarihinde son yoklamasını yaptırmak üzere Karakoçan Askerlik Şubesinde bulunmasının istenildiği, son yoklamasını yaptırmayan ve emsalleri Kasım 2003 celbinde 01-04 Aralık 2003 tarihleri arasında sevk edilen sanığın yoklama kaçağı olarak aranırken izinsiz yaşadığı ülkeden sınır dışı edilerek seyahat belgesiyle yurda gönderildiğinde 14.05.2004 günü Atatürk Hava Limanında yakalanarak 15.05.2004 günü Bakırköy Askerlik Şubesine teslim edildiği, son yoklama işlemi için sağlık ocağına sevk edilen sanığın işlemlerini yaptırmayarak kaçtığı ve yoklama kaçağı eylemini sürdürdüğü, 01.07.2004 günü Ümraniyede Uysal Pansiyonda kalırken polis tarafından yakalanıp teslim edildiği Ümraniye Askerlik Şubesi tarafından 1 gün yol süresi verilerek Balıkesir Ord. Ok.ve Eğt.Mrk.K.lığına sevk edildiğinde en geç 02.07.2004 günü son saatine kadar katılması gerekirken katılmadığı ve bir süre bakaya kaldıktan sonra 21.08.2004 günü Karakoçan Askerlik Şubesine teslim olarak yeniden sevkini yaptırıp zamanında eğitim birliğine katıldığı, maddi vakıadır.
1111 sayılı Askerlik Kanununun 75inci maddesi uyarınca, askerlik çağına giren yükümlülerin şube mıntıkasından 15 günden fazla uzaklaşmaları durumunda bulundukları adresi bildirme yükümlülüğü bulunmakta ve bu yükümlülüğü yerine getirmeyen kişilerin bilinen adreslerinde akrabalarına yapılan tebligatların geçerli olacağı aynı yasanın 24 ve 25inci maddelerinde belirtilmektedir. Sanığın askerlik şubesine adres bildirmemesi nedeniyle kendisine nüfusta kayıtlı olduğu köy adresi itibariyle çağrı çıkarılmış olup akrabasına yapılan tebligatın usulüne uygun olduğu anlaşılmaktadır.
Sanığın yoklama kaçağı olarak aranırken 14.05.2004 tarihinde yakalanmasına karşın işlemlerini tamamlamadan kaçması ve tekrar 01.07.2004 tarihinde yakalanıp sevk edilmesi karşısında, emsallerinin son sevk gününden itibaren başlayan eyleminin 01.07.2004 tarihine kadar kesintisiz suç şeklinde sürdüğünün kabulü ile buna göre uygulama yapılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, 14.05.2004 tarihi itibarıyla dahi eylemi ASCKnın 63/1-A maddesinin üç aydan sonra yakalananlar cümlesine uyan sanığın, yeniden kaçıp bir süre sonra tekrar yakalanması ile ortaya çıkan suçun niteliği ve yoğun kast ile suç işlenmesi nazara alınarak temel cezasının artırılarak verilmesi yerine alt sınırdan uygulama yapılması hatalı ise de, aleyhe temyiz bulunmadığından belirtilen hataya işaretle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, sanığın 05.12.2003-01.07.2004 tarihleri arasında yoklama kaçağı suçunu ve 03.07.2004-21.08.2004 tarihleri arasında kıtaya varmadan savuşmak suçunu işlediği tüm dosya kapsamı elverişli delillerle sabit olup, Mahkemenin her iki suçun sübutunu kabulde, suç vasıflarını tayinde, her iki suçtan tayin edilen temel cezaların kabul edilen takdiri tahfif sebebiyle indirilmesinde, 5335 sayılı Kanunun 22nci maddesi ve 5252 sayılı Kanunun 5inci maddesi gözetilerek tayin olunan hapis cezalarının beher gün 11.YTLden adli para cezasına çevrilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, 647 sayılı Kanunun 5inci maddesinin taksitlerin süresinde ödenmemesi hâlinde 6183 sayılı Kanunun 51inci maddesinde belirlenen gecikme zammı oranının yarısı oranında gecikme zammı uygulanmasına dair hükmü 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 ve 5237 sayılı Kanunlarda düzenlenmemiş ve 5275 sayılı Kanunun 122nci maddesiyle yürürlükten kalkmış olduğundan hükümde gecikme zammı uygulanmasına ibaresinin yer almaması gerekirken aksi uygulama Kanuna aykırılık teşkil etmektedir.
Öte yandan, 14.05.2004-15.05.2004 tarihleri arasındaki nezaret süresinin 14.05.2005-15.05.2005 olarak yanlış yazılması ve mahsubun hangi kanunun hangi maddesine göre yapıldığının belirtilmemesi, keza kıtaya varmadan savuşmak suçu ile ilgili olarak tayin olunan hapis cezasının paraya çevrilmesi sırasında Kanunun madde numarasının gösterilmemesi de Kanuna aykırıdır.
Belirtilen Kanuna aykırılıklardan dolayı mahkumiyet hükümlerinin bozulması gerekmiş; ancak, bu bozma yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220nci maddesi gereğince hükümlerdeki hatalı olan hususlar düzeltilerek hükümlerin onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz nedenlerinin 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi uyarınca REDDİNE, sanık hakkındaki mahkumiyet hükümlerinin kanun ve madde numarasının belirtilmemesi, gecikme zammı konusunda yapılan hata yönünden 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Ancak; bozma yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-J,H maddesi uyarınca, her iki hükümden gecikme zammı uygulanmasına dair ibarenin çıkarılması suretiyle;
Yoklama kaçağı suçuna ilişkin mahkumiyet hükmünün para cezasının tayinine ve nezaret süresinin mahsubuna ilişkin satırının,
647 sayılı Kanunun 4/1inci maddesi uyarınca hapis cezasının beher günü 11.YTLden hesaplanmak suretiyle ve 647 sayılı Kanunun 5inci maddesi gereğince aylık 10 eşit taksit hâlinde ve taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi hâlinde geri kalan miktarın tamamı tahsil edilecek şekilde 1650. YTL. adli para cezası ile cezalandırılmasına,
14.05.2004-15.05.2004 tarihleri arasında nezarette geçirdiği sürenin 5237 sayılı TCKnın 63üncü maddesi uyarınca hükmolunan cezasından indirilmesine şeklinde,
Kıtaya varmadan savuşmak suçuna ilişkin mahkumiyet hükmünün para cezasının tayinine ilişkin satırının,
647 sayılı Kanunun 4/2nci maddesi uyarınca hapis cezasının beher günü 11.YTLden hesaplanmak suretiyle ve 647 sayılı Kanunun 5inci maddesi gereğince aylık 10 eşit taksit hâlinde ve taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi hâlinde geri kalan miktarın tamamı tahsil edilecek şekilde 275. YTL. adli para cezası ile cezalandırılmasına şeklinde, DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Tebliğnameye uygun olarak, 08.03.2006 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy