(1632 S. K. m. 67) (765 S. K. m. 46, 47, 48, 59, 79, 450) (5237 S. K. m. 32)
Yurtdışına firar suçundan sanık terhisli J.Er Selçuk DEMİR hakkında 5inci Zırhlı Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 31.05.2005 gün ve 2005/59-272 esas ve karar sayılı mahkumiyete ilişkin hükmün, sanık müdafii tarafından yasal süresi içinde sebep gösterilerek temyiz edilmesi üzerine dava dosyası Askeri Yargıtay Başsavcılığının hükmün bozulması görüşünü içeren 27.02.2006 gün ve 2006/1214 sayılı tebliğnamesi ekinde Dairemize gönderilmiş olmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece; sanığın 10.10.2000-07.02.2001 tarihleri arasında temadi eden yurt dışına firar suçunu işlediği sabit görülerek, ASCKnın 67/1-A ve TCKnın 59/2nci maddeleri gereğince on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bu hüküm, sanık müdafii tarafından, Askeri Mahkemece istenilen ek rapor düzenlenmeksizin, eksik ve yetersiz raporlarla karar verildiği belirtilerek, süresinde temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede ise, eksik soruşturma bulunmamakla birlikte sanıkta varlığı tespit edilen kronik antisosyal kişilik yapısı şeklinde tanımlanan rahatsızlığın hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCKnın 32nci maddesi çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi için mahkumiyet hükmünün bozulması yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; dosyada mevcut delillere göre, birliğinden 10.10.2000 tarihinde muayene ve tedavi amacıyla İskenderun Deniz Hastanesine sevk edilen sanığın aynı gün izinsiz olarak hastaneden uzaklaşarak İstanbul iline gittiği, 11.10.2000 tarihinde de havayoluyla yurt dışına çıktığı, yurt dışında üç günden fazla kaldıktan sonra 06.02.2001 tarihinde Türkiyeye döndüğü ve 07.02.2001 tarihinde de birliğine kendiliğinden gelerek katıldığı, böylece 10.10.2000-07.02.2001 tarihleri arasında temadi eden yurt dışına firar suçunu işlediği sübut bulmakta ise de;
Sanık müdafii tarafından, Almanca ve Almancadan Türkçeye çevirisi yapılmış olarak sunulan onaysız fotokopi belgeden, sanığın 12.09.1991 tarihinde sanığın başağrısı ve baş dönmesi yakınması ile Almanyada nevroloji ve psikiyatri doktoruna müracaat ettiği, ancak, muayene sonrasında kesin tanının konulamadığı görülmektedir(Dz.88).
Tunceli Ağır Ceza Mahkemesinin 21.11.2003 tarih ve 2003/15-77 sayılı kararıyla, 17.02.2001 tarihinde görevli olduğu birlikte silahla iki kişiyi öldürmek ve bir kişiyi yaralamak eylemlerini aynı kasıt altında gerçekleştirdiği kabul edilen sanığın, TCKnın 79uncu maddesi aracılığıyla 4771 sayılı Kanunun 1/A maddesi ve TCKnın 450/5 maddesi gereğince neticeten müebbet ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş, ancak karar kesinleşmemiştir(Dz.187-194).
Söz konusu suçtan yapılan yargılama sırasında müşahede altına alınan sanık hakkında düzenlenen GATA Eğitim Hastanesinin 16.05.2002 tarih ve 4874 sayılı sağlık kurulu raporunda ileri derecede antisosyal kişilik bozukluğu tanısı konularak heyete girdiği tarih olan 16.05.2002 tarihinden itibaren askere elverişli değildir kararı verilmiş(Dz.125-126), 16.05.2002 tarihli adli raporda ise, ileri derecede antisosyal kişilik bozukluğu tanısı konularak, TCKnın 46, 47 ve 48inci maddelerinden yararlanamayacağı belirtilmiştir(Dz.113). İstem üzerine düzenlenen ek sağlık kurulu raporunda ise, sanığın sağlık kurulu raporunda belirtildiği üzere 16.05.2002 tarihinden itibaren askerliğe elverişsiz olduğu ve bu durumun suç tarihlerini (10.10.2000-07.12.2001) kapsamadığı bildirilmiştir(Dz.119).
Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 24.02.2004 tarih ve 399 sayılı sağlık kurulu raporuyla da, sanık hakkında antisosyal kişilik organizasyonu tanısı konulmuştur(Dz.205). Ayrıca, GATA Profesörler Sağlık Kurulunca düzenlenen 05.07.2004 tarih ve 119 sayılı sağlık kurulu raporuyla; ileri derecede antisosyal kişilik bozukluğu tanısı konularak daha önce heyete girdiği tarih olan 16.05.2002 tarihinden itibaren askere elverişli değildir kararı verilerek, aynı hastaneden verilen karar yinelenmiş(Dz.216), 13.07.2004 tarihli adli raporda da; ileri derecede antisosyal kişilik bozukluğu tanısı konularak, TCKnın 46, 47 ve 48inci maddelerinden yararlanamayacağı hususu belirtilmiştir(Dz.218).
Müteakiben, Askeri Mahkemece, sanıkta teşhis edilen ileri derecede antisosyal kişilik bozukluğu rahatsızlığının başlangıç tarihinin tespitinin mümkün olup olmadığı konusunda, GATA Profesörler Sağlık Kurulundan ek sağlık kurulu raporu istenilmiştir. Bu istem üzerine, GATA Dekan Yardımcısının imzaladığı 12.10.2004 tarihli yazıyla, kronikleşme tanımlanarak, kronikleşmenin sanığın heyete girdiği tarihten öncesine götürülemeyeceği bildirilmiştir(Dz.223). Askeri Mahkemece, söz konusu yazı yeterli görülerek, sanık müdafiinin ek rapor alınması yönünde yinelenen istemi reddedilmiştir.
Öte yandan, işlediği diğer suçuyla ilgili olarak sanığın cezai ehliyeti konusunda karar verilmesinin Adli Tıp Kurumu Başkanlığından istendiği ve bu istem üzerine düzenlenen 16.07.2003 tarihli raporda, sanığın mezkur suçu işlediği sırada herhangi bir akli arıza içinde bulunduğuna delalet edecek bulgu ve belgeye rastlanılmadığı belirtilerek, cezai ehliyetinin tam olduğuna karar verilmiştir (Dz.156-158). Belirtilen süreçte, sanığın cezai ehliyeti yönünden yapılan tespitler, inceleme tarihi itibariyle yürürlükte olan 765 sayılı TCKnın 46, 47 ve 48inci maddeleri doğrultusunda yapılmıştır.
Ancak, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCKnın 32nci maddesinde akıl hastalığı konusu mülga 765 sayılı TCKdan farklı şekilde düzenlenip, tam akıl hastalığı-kısmi akıl hastalığı ayrımı terk edilerek tam akıl hastaları ile algılama ve irade yeteneği önemli derecede azalmış olan kısmi akıl hastaları arasında ceza sorumluluğu bakımından fark gözetilmemiş, ayrıca sözü edilen maddenin 2nci fıkrasıyla Türk Ceza Hukukuna önemli bir yenilik getirilerek, 1inci fıkrada yazılı derecede olmayan yani algılama ve irade yeteneğini tamamen kaldırmayan veya bunları önemli derecede azaltmayan akıl sağlığındaki ve bilinçteki bozukluk nedeniyle, işlediği fiilin haksız niteliğini tam olarak değerlendiremeyen failler hakkında ceza indirimi ya da ceza süresi kadar güvenlik tedbiri uygulaması öngörülmüştür.
Bu yeni düzenleme kapsamında sanığın suç tarihlerindeki akli durumunun ve ceza ehliyetinin yeniden tespiti için müşahede altına alınmasına gerek bulunduğundan, hükmün noksan soruşturma nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanık müdafiinin temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince mahkumiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden BOZULMASINA,
Tebliğnameye uygun olarak, 08.03.2006 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy