(5252 S. K. m. 6, 9) (5237 S. K. m. 53, 62) (1632 S. K. m. 30, 30/A) (765 S. K. m. 31, 33, 59, 61, 448)
Üstünü öldürmek ve kasten adam öldürmeye eksik teşebbüs suçlarından sanık Uzm. J.III. Kad. Çvş. Necmeddin SADIKOĞLU hakkındaki 6 ncı Kolordu K.lığı Askeri Mahkemesinin 04.08.2005 gün ve 2005/770-829 sayılı mahkumiyet hükmünün sanık, sanık müdafii ve Askeri Savcı tarafından süresi içinde temyiz edilmesi üzerine, Başsavcılığın 27 Şubat 2006 tarih ve 2006/1241 sayılı düzelterek onama ve bozma görüşlerini içeren tebliğnamesi ekinde Dairemize gelen dava dosyası incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece, Sanık Necmeddin SADIKOĞLUnun;
1) 17.12.2002 tarihinde üstü konumunda olan Uzm. J.IV. Kad. Çvş. Faruk ÇETİNe karşı ölümü mucip olacak şekilde üste fiilen taarruz suçunu işlediği sübuta erdiğinden, eylemine uyan ASCKnın 5252 sayılı Yasanın 6ncı maddesi ve 5078 sayılı Yasanın 1inci maddesi ile değişik 91/3üncü maddesi (az vahim hal) cümlesi gereğince takdiren yirmi dört yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına; sanığın duruşmadaki iyi hali lehine takdiri indirim sebebi olarak değerlendirildiğinden, cezasından 5237 sayılı TCKnın 62nci maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak, neticeten Yirmi Yıl Hapis cezası ile cezalandırılmasına;
Verilen cezanın paraya çevrilmesine ve ertelenmesine yer olmadığına;
Sanığın ASCKnın 30 ve 30/A maddeleri gereğince Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkartılmasına;
5237 sayılı TCKnın 53üncü maddesi gereğince cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sanığın aynı madde de zikredilen hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına;
2) 17.12.2002 tarihinde Uzm. J.II. Kad. Çvş. Nihat ÜNALa karşı kasten adam öldürmeye teşebbüs suçunu işlediği sübuta erdiğinden, eylemine uyan 765 sayılı Türk Ceza Yasasının 5252 sayılı Yasanın 6ncı maddesi ile değişik 448inci maddesi gereğince takdiren Yirmi Dört Yıl Hapis cezası ile cezalandırılmasına; eylemin eksik teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşıldığından 765 sayılı TCKnın 61inci maddesi gereğince cezasından takdiren 2/3 oranında indirim yapılarak Sekiz Yıl Hapis cezası ile cezalandırılmasına; sanığın duruşmadaki iyi hali lehine takdiri indirim sebebi olarak değerlendirildiğinden, cezasından 765 sayılı TCKnın 59/2nci maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak neticeten Altı Yıl Sekiz Ay Hapis cezası ile cezalandırılmasına;
Verilen cezanın paraya çevrilmesine ve ertelenmesine yer olmadığına;
Sanığın ASCKnın 30 ve 30/A maddeleri gereğince Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkartılmasına;
765 sayılı TCKnın 33üncü maddesi gereğince hükmedilen ceza müddeti zarfında kanuni mahcuriyet halinde bulundurulmasına;
765 sayılı TCKnın 31inci maddesi gereğince müebbeten kamu hizmetlerinden yasaklanmasına;
İşlenen suçun niteliği ve tutuklulukta geçen süre nazara alınarak sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir.
Bu hükümler, yasal süresi içerisinde;
1) Sanık tarafından özetle; tanık Uzm.Çvş.Nihat ÜNALın aleyhine kasıtlı olarak ifade verdiği, bu tanığın ifadesinin geçerli sayılmaması gerektiği, verilen cezayı hak etmediği öne sürülerek;
2) Sanık Müdafii tarafından özetle; eksik inceleme ve takdirde yanılgıya düşülerek karar verildiği, mahkumiyet gerekçesinin açık ve tatmin edici olmadığı, sanığın eylemini iradesi dışında gerçekleştirdiği; suç anında TCKnın 32/2nci maddesi kapsamında bulunduğu, suç kastı taşımadığı, sanığın anksiyete bozukluğu rahatsızlığı bulunduğu, bu rahatsızlığının etkisi altında, bunalımda suçları işlediği, verilen kararın hak ve nesafet kurallarına aykırılık oluşturduğu öne sürülerek;
3) Askeri Savcı tarafından özetle; sanığın Uzm. J.IV. Kad. Çvş. Faruk ÇETİNi öldürmesi eyleminin vahim yerine az vahim olarak kabulünün yasaya aykırı olduğu öne sürülerek temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; suç tarihi itibariyle sanık hakkında uygulanabilecek mahkumiyetin kanuni sonucu olan 765 sayılı TCKnın 31 ve 33üncü maddeleri; 5237 sayılı TCKnın 53üncü maddesinde daha geniş içerikle belirtilen belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirlerine göre sanık lehine olduğundan; sanık hakkında 5237 sayılı TCKnın 53üncü maddesinin uygulanmış olmasında isabet bulunmadığından, üstünü öldürmek suçundan tesis edilen mahkumiyet hükmünün; fer'i cezaya ilişkin bölümünün çıkarılmak suretiyle düzeltilerek onanması gerektiği;
Sanığın mağdur Nihat ÜNALa yönelen eyleminin silahlı tehdit suçu olarak vasıflandırılması gerektiği nedeniyle suç vasfı yönünden bozma görüşü bildirilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde;
Uzm. J.IV. Kad. Çvş. Faruk ÇETİNin öldürülmesi olayı;
Olay tarihinden önce sanığın, Adana Jandarma Bölge Komutanlığı İstihbarat Şubesinde ASAÇ (Toplayıcı) Timinde görevli olduğu (Dz.434), 19.02.2002 tarihinde Muhafız Takım Komutanlıklarının güçlendirilmesi amacıyla Uzm. J.Çvş. Ramazan ÇINAR ile birlikte istihbarattaki görevinden alınıp Karargah ve Servis Bölük Komutanlığı Muhafız Takım Komutanlığı emrine verildiği (Dz.138), bu görev değişikliğinden önce istihbaratta görevli olan Uzm.Çvş.Alaaddin ÖZCANın hakkında bir akaryakıt kaçakçılığı hadisesine ismi karışan kişilerle çıkar ilişkisi olduğu yönünde istihbari tahkikat yaptığı yolunda bir duyum aldığı, bu istihbari tahkikatın bir neticesi olarak görev yerinin değiştirildiğini değerlendirerek uğradığını düşündüğü bu iftira yüzünden gördüğü muamele ve çevresindeki insanların kendisine yönelttiği neden istihbarattan alındığı yönündeki sorular nedeniyle bunaldığı, istihbarattaki görevinden alınmasına sebep olduğunu düşündüğü Adana Jandarma Bölge Komutanlığı İstihbarat Asaç Kısım Amiri J.Kd.Ütğm.Vedat SARIGÜN ve Uzm.J.Çvş.Alaaddin ÖZCANa karşı husumet beslediği (Dz.435, 437, 395, 334);
Bu ruh hali içerisinde olan sanığın 17.12.2002 tarihinde Adana Jandarma Bölge Komutanlığı nizamiyesindeki görev yerinde iken saat 08.00de Uzm.J.Çvş.Faruk ÇETİN ve Uzm.J.Çvş.Nihat ÜNALın geldiklerini görünce yanlarına giderek Faruk ÇETİNe konuşmak istediğini söylediği, Nihat ÜNALın da onlarla beraber gelip gelmeyeceği hususunda kısa bir tereddütten sonra üçünün birlikte sanığın nizamiye binasındaki odasına gittikleri;
Sanık Faruk ÇETİN ve Nihat ÜNAL ile birlikte kendisinin kullandığı nizamiye binasının girişte soldaki birinci oda olan Karargah Takım Komutanı odasına girdikleri, dar olan odada kapıdan girişte karşı tarafta masa olduğu, masanın pencere tarafına bakan yanında yan yana iki adet sandalye bulunduğu, Faruk ÇETİNin masaya yakın sandalyeye oturduğu, Nihat ÜNALın ise Faruk ÇETİNin sağındaki sandalyeye oturduğu ve önlerinde bir sehpa olduğu, sanığın her ikisinin karşısına sırtını duvara dayamış vaziyette, arada yaklaşık bir metre civarında mesafede ayakta durduğu, sanığın Faruk ÇETİN ve Nihat ÜNALa çay söylediği ve konuşmaların sanığın istihbarattaki görevinden alınması sebebiyle sanığın yakınmaları ve Faruk ÇETİN ile Nihat ÜNALın sanığı teskin çabaları şeklinde devam ettiği, bu esnada sanığın bir ara illa beynime mi dayayayım, beni herkesin anlaması için kendimi mi öldüreyim diyerek belinden çıkardığı silahını kendi kafasına dayadığı, Faruk ÇETİN ve Nihat ÜNALın sanığa bir yanlışlık yapmamasını söyleyerek geciktiklerinden bahisle kalkmak üzere hareketlendikleri, bu esnada sanığın silahını kılıfına soktuğu, sanık ile Nihat ÜNALın tokalaşmalarını müteakip Nihat ÜNALın kapıya doğru yöneldiği, Faruk ÇETİNin ise bir metre kadar mesafede oturduğu sandalyeden kalkmak üzere hareketlenmiş ve halen tam olarak doğrulamamış olduğu anda, sol elindeki cep telefonunu kemerine takmaya çalıştığı ve diğer elini de tokalaşmak için sanığa doğru uzattığı esnada, sanığın sağ elindeki tabancanın patladığı ve Faruk ÇETİNin göğsünden vurularak öne doğru yavaşça düşer gibi olarak önce kafasını önünde bulunan sehpaya çarpıp, arkasından vücudunun sağ üzerine doğru sağ tarafa kafası kapıya yaklaşık bir metre mesafe kalacak şekilde yere düştüğü, mermi patlar patlamaz Nihat ÜNALın silahı almak için sanık ile mücadeleye girdiği, bu kapsamda ilk olarak elinde bulunan silahtan tuttuğu, her ikisi de silaha sahip olabilmek için boğuşmaya başladıkları, boğuşmanın başlarında sanığın silahın namlusunu Nihat ÜNALa doğrultmaya çalıştığı, bu sırada da sürekli olarak öldüreceğim, istihbarat şubedekileri öldüreceğim, hepsini öldüreceğim ve öldüreceğim, daha da öldüreceklerim var, kendimi de öldüreceğim şeklinde sözler sarfettiği, vurulan Faruk ÇETİN yerde yaralı olarak bulunmakta iken Nihat ÜNALın bağırarak ambulans istediği, bu arada Nihat ÜNALın sağ eliyle sanığın koltuklarının altından belini kavramış ve sol eliyle sanığın sağ elindeki tabancanın üzerinden tutmuş vaziyette iken Veysel TEKİNDEMİRin kapıyı açıp içeri girdiğinde; Nihat ÜNALın Veysel TEKİNDEMİRe abi koş yetiş, namluda mermi var, Faruk abi vuruldu dediği, bunun üzerine Veysel TEKİNDEMİRin sanığa hayvan herif ne bok yedin, bırak o elindeki silahı diye bağırması üzerine, sanığın Veysel TEKİNDEMİRe, defol çık dışarıya seni de öldürürüm dediği, bunun üzerine Veysel TEKİNDEMİRin tekrar sanığa silahı bırakmasını söylediği, sanığın ise Veysel TEKİNDEMİRe tekrar dışarıya çıkmasını söyleyip seni de öldürürüm dediği, bunun üzerine Veysel TEKİNDEMİRin sanık ile Nihat ÜNALı o vaziyette bırakıp derhal koridorun karşısında bulunan Nöbetçi Astsubay odasından revire telefon edip ambulans çağırdığı, geri olayın olduğu odanın önüne geldiğinde daha önce çağrılan doktor J.Tbp.Tğm.Mehmet Akif SAĞLAMın ve J.Ütğm.Ergin KARACAnın geldiği, Veysel TEKİNDEMİRin doktorla beraber Faruk ÇETİNi omuzlarından tutmak suretiyle nizamiye binası koridoruna çıkardıkları, doktorun burada ilk müdahaleyi yaptığı, bu esnada sanık ile Nihat ÜNALın içeride mücadeleye devam ettikleri, J.Ütğm.Ergin KARACAnın odaya kısa bir süre bakıp silahın dışarıya dönük olduğunu görmesi üzerine tekrar koridora çıkmasını müteakip o sırada olay yerine gelen J.Kd.Bnb.İsmail ÖZBUDAKa hitaben Komutanım içerdeler, elinde silah var, emniyeti açık, namlu bu tarafa dönük dediği, J.Kd.Bnb.İsmail ÖZBUDAKın bir an bekledikten sonra aniden içeriye girdiği ve bir eliyle sanığın başını sağa çevirmeye çalışırken, diğer eliyle sanığın silah tutan eline hakim olmaya çalışmak suretiyle silaha hamle yaptığı, kısa bir süre sonra J.Ütğm.Ergin KARACAnın da odaya girdiği, J.Kd.Bnb.İsmail ÖZBUDAKın J.Ütğm.Ergin KARACAya masanın üzerine çık silahı oradan al dediği, J.Ütğm.Ergin KARACAnın önce sehpaya sonra da masaya basmak üzere masanın üzerine çıkıp ve öncelikle silahın açık olan emniyetini kapattığı, bu aşamada J.Kd.Bnb.İsmail ÖZBUDAKın sanığa silahı bırakması yönünde telkinlerde bulunduğu, sanığın ise sürekli ağlamaklı bir sesle şerefsizim bir kaza çıkacak ve illa kendimi öldürmem mi lazım tarzında beyanlarda bulunduğu, Nihat ÜNAL ile sanığın mücadele sırasında masa ile kapı arasındaki dar boşluktan mücadele ile geçerek beraberce masanın olduğu bölüme ulaştıkları, J.Kd.Bnb. İsmail ÖZBUDAKın da telkinleri ile sanığın elini gevşettiği ve üzerindeki silahı J.Ütğm. Ergin KARACAnın aldığı, bu esnada Faruk ÇETİNin ambulansa bindirilmeden önce anılan ateşli silah yaralanması sebebiyle vefat ettiği anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, sanığın müteveffaya yönelen eylemlerinin sübutunun kabulünde ve vasıflandırılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gibi; itibar edilen tanık anlatımlarının içten ve samimi oldukları görülüp, bu tanık anlatımlarına itibar edilmemesi için hiçbir neden bulunmadığından; sanığın mağdur-tanık Nihat ÜNALın beyanına itibar edilmemesi gerektiğine yönelen temyiz sebeplerinde haklılık görülmediği, keza müşahedesi sonucu düzenlenen raporlarla sanığın psikiyatrik açıdan sağlam olduğu (Dz.278,298), cezai ehliyetinin tam olup, psikiyatrik yönden sağlam bulunduğu kuşkuya yer vermeyecek biçimde saptandığından; sanık müdafiinin, sanığın suç anında davranışlarını yönlendirme ve yaptığı hareketlerin hukuki sonuçlarını anlama yeteneğinden mahrum olduğuna yönelen temyiz itirazlarında haklılık bulunmadığı, keza suçun işleniş şekli ve sanığın yoğun bir öldürme kastı taşımaması şeklinde dosya içeriğine uygun şekilde gösterilen gerekçelerle eylemin az vahim hal olarak kabulü de isabetli olduğundan, Askeri Savcının aksi yöndeki temyiz sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından reddine karar verilmiştir.
Askeri Mahkemece; sanığın tevil yollu beyanları, tanık Nihat ÜNALın ifadesi, olay yeri görgü tanıklarının beyanları, olay yeri inceleme tutanağı, keşif tutanağı, kriminal ekspertiz raporları ve dosyada mevcut diğer delillerle sanığın bilinçli olarak üstünü öldürmek kastı ile hareket ettiğinin kesin ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde kanıtlandığı kabul edilerek, ölümü mucip olacak şekilde üste fiilen taarruz suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde bir isabetsizlik bulunmadığı görülmekte ise de;
Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 17.11.2005gün ve 2005/97-97 sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Askeri Mahkemenin lehe kanun uygulaması yaparken, karma bir sistemi esas alarak asli ceza için ilgili düzenlemeler 765 sayılı TCKnu, feri cezalar için ise 5237 sayılı TCKnu uygulaması kanuna aykırı bulunmuştur.
Suç tarihi itibariyle sanık hakkında uygulanabilecek mahkumiyetin kanuni sonucu olan 765 Sayılı TCKnın 31 ve 33ncü maddeleri; 5237 Sayılı TCKnın 53ncü maddesinde daha geniş içerikle belirtilen belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirlerine göre sanık lehine olduğundan; sanık hakkında 5237 Sayılı TCKnın 53ncü maddesinin uygulanması isabetli bulunmadığından mahkumiyet hükmünün uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiş, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün feri cezaya ilişkin bölümlerinin 765 Sayılı TCKnın31 ve 33ncü maddelerinin uygulanması yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Başkan Hv. Hak. Alb. N.ÖZKAN ile Üye Hak. Alb. M.META, sanığın Uzm.J.IV.Kad.Çvş. Faruk ÇETİNin öldürülmesi olayında sanık üste fiilen taarruz suç kastı ile hareket etmeyip doğrudan öldürme kastı ile hareket ettiğinden eyleminin ölümü mucip olacak şekilde üste fiilen taarruz suçunu değil, kasten adam öldürmek suçunu oluşturduğu görüşü ile çoğunluk görüşüne katılmamışlardır.
Uzm.J.II.Kad.Çvş. Nihat ÜNALa karşı kasten adam öldürmeye teşebbüs olayı:
Sanığın elindeki tabancanın patlaması ile Faruk ÇETİNin göğsünden vurularak yere düştüğü esnada sanığın silahın namlusunu Nihat ÜNALa doğrultmaya çalıştığı, bu sırada da sürekli olarak öldüreceğim, istihbarat şubedekileri öldüreceğim, hepsini öldüreceğim ve öldüreceğim, daha da öldüreceklerim var, kendimi de öldüreceğim şeklinde sözler sarfettiği, içeri girmeye çalışan Veysel TEKİNDEMİRe, defol çık dışarıya seni de öldürürüm dediği, Tanık İsmail ÖZBUDAKın (Dz.364); odaya girmeden önce, sanığın; Nihat ÜNALa karşı seni öldüreceğim, daha da öldüreceklerim var, kendimi de öldüreceğim şeklinde beyanlarda bulunduğunu duyduğuna yönelen ve birbiri ile uyum içerisinde olan yeminli anlatımları ve tüm dosya kapsamındaki deliller karşısında, sanığın Uzm.J.II.Kad.Çvş. Nihat ÜNALa karşı kasten adam öldürmeye teşebbüs suçunu işlediğinin kabulü ile kurulan mahkumiyet hükmünde bir isabetsizlik bulunmadığından, mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
Tebliğnamede; sanığın mağdur Nihat ÜNALa yönelen eyleminin silahlı tehdit suçu olarak vasıflandırılmamış olması nedeniyle hükmün suç vasfı yönünden bozulması görüşü bildirilmiş ise de; sanığın Faruk ÇETİNin vurulmasından sonra silahını bırakmayarak o anda yaralı olan Faruk ÇETİN ile ilgilenmeyip silahını Nihat ÜNALa doğrulttuktan ve tehdit sözlerini söyledikten sonra mağdur ile uzun süre silahını vermemek için mücadele edip mağdura öldüreceğim, istihbarat şubedekileri öldüreceğim, hepsini öldüreceğim ve öldüreceğim, daha da öldüreceklerim var, kendimi de öldüreceğim şeklinde olan ve olay tanıklarınca da doğrulanan beyanları birlikte dikkate alındığında, sanığın silahlı tehdit eyleminden daha ileri giderek ve bilinçli olarak öldürme kastı ile hareket ettiği ve bu kastını mağdur ile boğuşması sırasında sürdürdüğü kabul edildiğinden tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Sanık, sanık müdafii ve Askeri Savcının sübuta, vasfa ve noksan soruşturmaya ilişkin tüm temyiz sebepleri yerinde görülmediğinden, 353 sayılı Yasanın 217/2nci maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE;
2- Sanık hakkında Uzm.J.IV.Kad.Çvş. Faruk ÇETİNe karşı ölümü mucip olacak şekilde üste fiilen taarruz suçundan tesis edilen mahkumiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1 inci maddesi uyarınca, sanığın ve müdafiinin temyizlerine atfen ve re'sen, uygulama yönünden BOZULMASINA,
Ancak, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-J maddesi uyarınca hükmün; fer'i cezaya ilişkin olan 5237 sayılı TCKnın 53üncü maddesi gereğince cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sanığın aynı madde de zikredilen hakları kullanmaktan YOKSUN BIRAKILMASINA şeklindeki bölümünün,
765 sayılı TCKnın 31 ve 33 üncü maddeleri uyarınca bu maddelerde yazılı hakları kullanmaktan YOKSUN BIRAKILMASINA şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA;
3- Usul ve yasaya uygun bulunan Uzm.J.II.Kad.Çvş. Nihat ÜNALa karşı kasten adam öldürmeye eksik teşebbüs suçundan tesis edilen mahkumiyet hükmünün ONANMASINA;
Tebliğnameye kısmen uygun, kısmen aykırı olarak, 22.03.2006 tarihinde, Başkan Hv. Hak. Alb. N.ÖZKAN ile Üye Hak. Alb. M.METAnın, sanığın Uzm.J.IV.Kad.Çvş.Faruk ÇETİNin öldürülmesi eyleminin, kasten adam öldürmek suçunu oluşturduğu şeklindeki görüşleri ve oyçokluğu ile diğer hususlarda oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Astın, üstünü/amirini, üstün de, astını kasden öldürmesi hali, ASCKda özel olarak düzenlenmemiştir.
Suç vasfının tayininde esas olan, failin gerçekleştirdiği eylemdeki suç kastının ne olduğudur. Fail, öldürme kastı ile hareket etmişse eylemi kasden öldürme; yaralama kastı ile hareket etmişse eylemi, kasden yaralama (ASCKya göre üste fiilen taarruz veya asta müessir fiil) suçunu oluşturacaktır.
ASCKnın 91inci maddesinin de içinde yer aldığı Askeri Ceza Kanunun 3üncü Babının 5inci Faslının Askeri İtaat ve inkiyadı bozan suçlar şeklindeki Fasıl Başlığı ile 91inci maddesinin Amire ve mafevke fiilen taarruz edenlerin cezası şeklindeki madde Başlığından da anlaşılacağı üzere, anılan madde de amire ve üste fiilen taarruz edenler hakkında düzenleme yapılmış olup, amirini veya üstünü kasten öldürmek biçiminde işlenen fiiller hakkında herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
ASCKnın 91inci maddesinde; 5237 sayılı TCKnın 86ncı (765 sayılı TCKnın 456) maddesinde düzenlenen kasden yaralama suçu ile 5237 sayılı TCKnın 87/4ncü (765 sayılı TCKnın 452) maddesinde düzenlenen neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunun üste veya amire karşı işlenmesi halleri düzenlenmiştir. Bu nedenle, Üstünü veya Amirini öldürmek kastı ile hareket eden ast hakkında TCKnın ilgili hükümleri uygulanacak, keza Üstünü veya Amirini öldürmek kastı ile hareket etmesine rağmen, elinde olmayan bir sebeple ölümün gerçekleşmemiş olması halinde dahi yine TCKnın ilgili hükümleri uygulanacaktır.
Somut olayda; sanığın olay anında oluşan öldürme kastı ile üstü durumundaki Faruk ÇETİNe yakın mesafeden hayati bölgesine tabanca ile ateş etmek suretiyle ölümüne yol açtığı açık ve tartışmasız olduğundan hakkında TCKnın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekirken, yaralama (fiili taarruz) kastı ile hareket ettiğine ilişkin hiçbir bulgu ortaya konulmadan sözü edilen eylemin, ölümü mucip olacak şekilde üste fiilen taarruz suçu olarak nitelendirilmesine ilişkin çoğunluk görüşüne katılmadık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy