(1632 S. K. m. 47, 87, Ek m. 8) (765 S. K. m. 59) (5237 S. K. m. 50) (647 S. K. m. 4)
Emre itaatsizlikte ısrar suçundan sanık terhisli P.Er Mustafa YALÇINDAĞ hakkındaki 2nci Kor.K.lığı Askeri Mahkemesinin 24.05.2005 tarih ve 2005/1033-324 sayılı mahkûmiyet hükmünün, sanık tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 28.02.2006 tarih ve 2006/1256 sayılı onama görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde Dairemize gönderilen dava dosyası üzerinden yapılan temyiz incelemesi sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece; sanığın, 22.02.2005 tarihinde emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği kabul edilerek ASCKnın 87/1(ilk cümlesi) ve TCKnın 59/2nci maddeleri uygulanıp sonuç olarak 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,
Hükmün sanık tarafından cep telefonunun yasak olduğunu bilmediğini, ailesiyle görüşürken zorlandığı için telefon bulundurduğunu, suç kastının bulunmadığını belirttiği bir dilekçeyle temyiz edildiği,
Tebliğnamede hükmün onanması yönünde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır.
Yapılan incelemede; sanığın Gökçeada 5inci Komd.A.Ağ.Hv.Bölüğünde askerlik hizmetini yaparken, kışla dahilinde cep telefonu vb. malzemenin bulundurulmayacağına ve kullanılmayacağına ilişkin yasağı kapsayan Bölük Emniyet Genel Talimatı ile Emniyet ve Kaza Önleme Özel Talimatının okunup açıklanmasına ve her iki talimatın bizzat sanığa 02.11.2004 ve 01.12.2004 tarihinde yazılı olarak da tebliğ edilmesine rağmen, sanığın 22.02.2005 günü 17.30-19.30 saatlerindeki nöbetine giderken yapılan önleme aramasında üzerinde Nokia 5110 marka cep telefonu bulunduğu ortaya çıkmış olup, Mahkemece dosyada mevcut elverişli delillere uygun olarak maddi vakıanın açıklandığı şekilde belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Kışlada cep telefonu bulundurulması ve kullanılmasının yasaklanmasına ilişkin emrin emniyet, istihbarata karşı koyma, sabotaj ve saldırı, kazaları önleme, gizlilik, disiplin ve moral konuları esas alınmak suretiyle ve bu konularda doğabilecek zaaf ve tehlikeleri önlemek amacıyla düzenlenmiş bir hizmet emri olduğunda kuşku bulunmayıp; bu düzenlemede haberleşme hürriyetinin özüne dokunulmamış, güvenlik gerekleriyle sadece haberleşme araçlarından biri olan cep telefonunun kışla içinde kullanılması yasaklanmıştır. Sözü edilen hizmet emrinin sanığa iki ayrı tarihte Bölük Yemekhanesinde okunarak açıklandığı ve imza karşılığı da tebliğ edildiği nazara alındığında yasaktan haberdar olmadığına ilişkin temyiz nedeni kabule değer görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, sanığın kendisine tebliğ olunarak malûm ve muayyen hale getirilmiş hizmet emrini hiç yapmayarak 4551 sayılı Kanunla değişik ASCKnın 87nci maddesinin 1inci fıkrasının birinci cümlesinde yazılı tanıma uygun fiili suç kastıyla hareket ederek yapmak suretiyle emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği sabit olup, Mahkemece yerinde ve uygun gerekçelerle savunmaya itibar olunmayarak suçun sübutunu kabul ve vasfını tayinde, asgari hadden ceza tayininde, usul ve uygulamada, sırf askeri suç niteliğinde olan emre itaatsizlikte ısrar suçundan dolayı gerek 647 sayılı Kanunun 4/son maddesi ve gerekse ASCK'nın Ek-8inci maddesi hükmü uyarınca cezanın 5237 sayılı TCKnın 50nci maddesi uyarınca seçenek yaptırımlara çevrilmesinin ve ASCKnın 47/A ve Ek-8inci maddeleri uyarınca cezanın ertelenmesinin kanuni imkânsızlığı nazara alınarak bu yönde bir uygulama yapılmamasında bir isabetsizlik görülmediğinden sanığın yerinde görülmeyen temyizinin reddi ile mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın yerinde görülmeyen temyizinin 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi gereğince REDDİNE,
Usul ve esas yönünden Kanuna uygun bulunan mahkûmiyet hükmünün ONANMASINA,
Tebliğnameye uygun olarak, 08.03.2006 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy