(1632 S. K. m. 30, 132) (765 S. K. m. 59) (647 S. K. m. 4) (353 S. K. m. 166, 221, 251) (5275 S. K. m. 100) (5252 S. K. m. 5) (5237 S. K. m. 63) (AYDK 17.11.2005 T. 2005/100 E. 2005/98 K.)
Üstünün eşyasını çalmak suçundan sanık Uzm. J.Çvş. Namık Kemal ÖZTÜRKLER hakkındaki Güney Deniz Saha K.lığı Askeri Mahkemesinin 08.06.2005 tarih ve 2005/240-197 sayılı mahkumiyet hükmünün, sanık müdafii tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 28.02.2006 tarih ve 2006/1317 sayılı onama görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde Dairemize gönderilen dava dosyası üzerinden yapılan temyiz incelemesi sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece; sanığın, 26.12.2003 tarihinde J.Astsb.Çvş. Halil AYDINın eşyasını çalmak suçunu işlediği kabul edilerek ASCKnın 132, 765 sayılı TCKnın 59/2 ve 647 sayılı Kanunun 4üncü maddeleri uygulanıp sonuç olarak 1350.YTL ağır para cezası ile cezalandırılmasına, 30.12.2003-24.03.2004 tarihleri arasında tutuklulukta geçen sürelerin 353 sayılı Kanunun 251inci maddesi ve 10.02.2005-11.02.2005 tarihleri arasında adli gözlemde geçen sürenin 5275 sayılı Kanunun 100üncü maddesi uyarınca mahsubuna, ASCKnın 30/B maddesi uyarınca Türk Silahlı Kuvvetlerinden Çıkartılmasına karar verildiği,
Bu hükmün sanık müdafii tarafından müvekkilinin dava konusu üstüne ait valizi elinde bulundurmasının hırsızlık ve mal edinme maksadına yönelik olmadığı, hırsızlık kastının bulunmadığı, valizi arkadaşına ait olduğunu sanarak aldığı, soruşturmada ön yargılı hareket edildiği, müvekkilinin buluntu eşyayı idareye teslim etmeyerek sorumlu bir insan gibi hareket etmemesinin valizi çaldığı şeklinde kabul edilemeyeceği, müvekkilinin kuşkudan yararlandırılarak beraetine karar verilmesi yerine varsayıma dayalı olarak kurulan mahkumiyet hükmünün bozulması gerektiği belirtilerek temyiz edildiği; tebliğnamede, hükmün onanması yönünde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece aynı hükümle sanığın J.Tğm. Alper BİLGİÇin eşyasını çalmak isnadı ile ilgili olarak tesis ettiği beraet kararı, taraflarca temyiz edilmediğinden inceleme dışında tutulmuştur.
Yapılan incelemede, Yayladere İlçe J.K.lığında görevli olup 08.09.2003-26.12.2003 tarihleri arasındaki 26ncı Dönem Uzm.J.Komd.Kursu için Foça J.Komd.Kurslar Tb.K.lığında kursta bulunan sanığın kursun bitim günü olan 26.12.2003 günü kurstan refüze olduğu için mezunların törenine katılmayarak, kurs yerinden ayrılmadan önce çekeceği disiplin cezası için hazırlık yaptığı, bavullarının Bölük Deposuna konması gerektiğinden J.Üçvş. Hüseyin METE refakatinde Depoya gittikleri, sanığın hazırlayıp Tk.K. Odasına bıraktığı bavullarının erler marifetiyle depoya taşınmak üzere götürüldüğü, aynı dönemde başka bir Bölükte kursta olup olay günü saat 13.00 sıralarında koğuşundaki MCS marka bavulundan bir eşyasını alıp şifreli kilidini kapatarak törene giden J.Astsb. Çvş. Halil AYDINın saat 15.00 sıralarında koğuşa döndüğünde bavulunu bıraktığı yerde bulamayarak durumu Bl. Komutanına bildirdiği, sanığa ait bavulları erler tarafından depoya taşınırken gören Bl. K.J.Yzb. Oğuzhan YOLDAŞın kaybolan bavul tipinde bir bavul olduğunu görerek bavulları odaya aldırdığı, durumu Tb. Komutanına da bildirip bavulu çalınan J.Astsb. Çvş. Halil AYDINı çağırttıkları, mağdurun el konulan bavullar arasındaki kendisine ait MCS marka bavulu tanıdığı, içini açmak için şifreli kilidine yöneldiğinde kilidin kırılmış, bavul üstündeki isimliğin yok edilmiş olduğunu gördüğü, bavul içinde J.Astsb. Çvş. Halil AYDINa ait portföy içinde kimlik belgeleri, banka hesap cüzdanı vb. çıktığı, bavul tekrar kapatılarak bu kez sanığın odaya çağrıldığı, Tb. Komutanı tarafından sanığa sorulduğunda sanığın odada bulunan MCS marka bavul ile diğer üç valizin kendisine ait olduğunu söylediği, odaya çağrılan J.Astsb. Çvş. Halil AYDINın sanığın üzerinde bulunan kazak ve kot pantolonu görerek bu eşyaların kendisine ait olduğunu belirttiği, sanığın bu eşyaları bavul içinden aldığını kabul ederek çıkartıp sahibine verdiği, sanığın bu aşamada bavulu koğuş koridorunda görüp arkadaşı Uzm. J.Çvş. Ahmet GÜREŞe ait olduğunu sanarak yanına aldığını belirttiği, bavul içinden sanığa ait kendisi tarafından sonradan konan eşyalarında çıktığı, keza J.Astsb. Çvş. Halil AYDINa ait olup son kez bavuluna bıraktığı MP3 Çalar adlı müzik aygıtının da sanığın diğer valizlerinden birinde bulunduğu, olay günü Uzm. J.Çvş. Ahmet GÜREŞin saat 14.00-15.00 sıralarında eşyalarını alarak Foçadan ayrılmış olduğu belirlenmiş olup, Mahkemece maddi vakıanın açıklandığı şekilde kabul edilerek savunmaya itibar edilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Sanığın bulduğunu belirttiği eşyayı Bl. Komutanına teslim etmesi gerekirken bu yönde bir davranış göstermemesi, beyanına göre bavulun üzerinde sahibine aidiyetini gösterir bir kayıt olmamasına karşın içini açarak kendi eşyalarının bir kısmını bavula koyması, açtığını söylediği bavul içinde sahibinin kim olduğunu gösterir evrak ve J.Astb.Çvş. elbisesi bulunması, bavul içinden kazak ve pantolonu alarak giymesi, yine bavul içinden aldığı MP3 Çaları kendi valizine koyması, sorulduğunda bavulun kendisine ait olduğunu söylemesi karşısında, koğuş koridorunda arkadaşı Uzm. J.Çvş. Ahmet GÜREŞe ait olduğunu sandığı bavulu görerek yanına aldığına ilişkin savunmasının ve dosyadaki maddi delillere uymayan sübuta yönelik temyiz nedenlerinin itibar olunacak bir yönü bulunmamaktadır. Açıklanan bu durum itibariyle, sübut konusunda bir tereddüt olmayıp Mahkemece, sanığın üstü durumundaki J.Astsb. Çvş. Halil AYDINa ait bavulu alıp içinden bazı eşyaları alarak hakimiyet sahasına geçirdiğinin kabulünde ve suç vasfını üstünün eşyasını çalmak olarak belirlenmesinde isabet bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; sanığın, üstünün eşyasını çalmak suçunu işlediği dosya kapsamı elverişli delillerle sabit olup, Mahkemenin yerinde ve uygun gerekçelerle suçun sübutunu kabulünde, suç vasfını tayinde, asgari hadden tayin edilen hapis cezasının takdiri tahfif nedeniyle indirilip paraya çevrilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, iddianamede ASCKnın 132nci maddesi uyarınca cezalandırılması istenen sanık hakkında ASCKnın 30uncu maddesi uyarınca Türk Silahlı Kuvvetlerinden Çıkartılmasına dair bir talep yer almayıp esas hakkındaki mütalaada da feri cezaya ilişkin bir istemde bulunulmamış olmasına karşın, Mahkemece bu yönde bir savunma alınmaksızın son kararla sanığın Türk Silahlı Kuvvetlerinden Çıkartılmasına karar verilmesi Kanuna aykırıdır.
353 Sayılı Kanunun 166ncı maddesi, Sanık, suçun hukuki mahiyetinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir halde bulundurulmadıkça iddianamede kanuni unsurları ile gösterilen suça ilişkin kanun hükmünden başkası ile mahkum edilemez. Cezanın arttırılmasını gerektirecek sebeplerin ilk defa duruşmada ileri sürülmesi halinde de aynı hüküm uygulanır. hükmünü amirdir.
Bu nedenle, yargılama sırasında hiç ileri sürülmeyen fer'i ceza verilmesi olasılığından sanığın haberdar edilmesi ve ek savunmasının alınması gerekirken, bu hakkından mahrum edilip yargılamaya devamla hükmün kurulması 353 sayılı Kanunun 166ncı maddesine aykırı ve bu durum savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan, hükmün feri cezaya ilişkin usul hatası yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Öte yandan, 08.06.2005 tarihinde hüküm tesis eden Askeri Mahkemenin; hüküm verirken takdir edeceği takdiri indirim nedenine bağlı olarak, eski ve yeni kanunda sair cezalar için farklı indirim oranı öngörülmediğini de gözetmek suretiyle, 01.06.2005 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe giren 5237 sayılı TCKnın cezada takdiri indirim yapılmasını öngören 62/1inci maddesi yerine mülga 765 sayılı TCKnın 59/2nci maddesini uygulaması (As. Yrg. Drl. Krl. 17.11.2005 tarih ve 2005/100-98 sayılı kararı), 5252 sayılı Kanunun 5inci maddesiyle Kanunlarda öngörülen ağır para cezaları adli para cezasına dönüştürüldüğü halde sanık hakkında ağır para cezasına hükmedilmesi, adli gözlem altında geçen sürenin 5237 sayılı TCKnın 63üncü maddesi yerine konu ile ilgili olmayan ve hükümlüler hakkında uygulanacak olan 5275 sayılı Kanunun 100üncü maddesi uyarınca cezadan indirilmesi de kanuna aykırı olup, bozmadan sonra giderilebilecek olan bu hatalara işaretle yetinilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanık müdafiinin temyizine atfen ve resen, mahkumiyet hükmünün 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince feri cezaya ilişkin usule aykırılıktan dolayı BOZULMASINA,
Tebliğnameye aykırı olarak, 08.03.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy