(1632 S. K. m. 47, 50, 51, 87, Ek. m. 8) (765 S. K. m. 59) (353 S. K. m. 120, 136, 146) (1412 S. K. m. 135, 236) (5271 S. K. m. 191) (AYDK. 06.01.2005 T. 2005/5 E. 2005/3 K.) (AYDK. 09.03.2006 T. 2006/81 E. 2006/60 K.) (AYDK. 05.03.2004 T. 2004/1 E. 2004/1 K.)
Emre itaatsizlikte ısrar suçundan sanıklar terhisli P.Er Yunus Emrah GÜLER ve terhisli P.Er Burak Şaban ÖZŞAHİN hakkında 8inci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 30.12.2004 gün ve 2004/1198-397 esas ve karar sayılı mahkumiyete ilişkin hükmün, sanık Yunus Emrah GÜLER müdafii ve sanık Burak Şaban ÖZŞAHİN tarafından süresinde sebep gösterilerek temyiz edilmesi üzerine, dava dosyası Askeri Yargıtay Başsavcılığının sanık Yunus Emrah GÜLER hakkındaki hükmün onanması ve sanık Burak Şaban ÖZŞAHİN hakkındaki hükmün usulden bozulması görüşünü içeren 28.02.2006 gün ve 2006/1338 sayılı tebliğnamesi ekinde Dairemize gönderilmekle incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece; sanıkların, kışlaya alkollü içki sokulmasını yasaklayan emre rağmen 02.10.2004 tarihinde kışlaya içki sokmak suretiyle emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediğinden bahisle ASCK'nın 87/1inci maddesinin hizmete ilişkin emri hiç yapmayanlar cümlesi ve 765 sayılı TCK'nın 59/2nci maddeleri uyarınca ayrı ayrı yirmi beşer gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
Hükümler, sanık Yunus Emrah GÜLER müdafii tarafından; sanığın sipariş vermemesine ve içki içmemesine rağmen, içki içtiğine dair rapor alınmaksızın eksik inceleme ile karar verildiği belirtilmek suretiyle, sanık Burak Şaban ÖZŞAHİN tarafından ise; beraet etmesi gerektiği, hükmedilen cezanın paraya çevrilip ertelenmesi gerektiği belirtilmek suretiyle süresinde temyiz edilmiştir. Haklarında Askeri Mahkemece verilen mahkumiyet hükümleri, diğer iki sanık tarafından temyiz edilmediğinden, incelenmemiştir.
Tebliğnamede, öncelikle kısa kararda ve gerekçeli hükmün hüküm fıkrasında 02.10.2004 olan suç tarihinin 01.10.2004 olarak yer almasının hatalı olduğu, ancak gerekçeli hükmün başlık ve metin kısmında suç tarihinin doğru şekilde 02.10.2004 olarak yer aldığı ve bu sebeple bozma nedeni sayılmayacağı, Muş Asliye Ceza Mahkemesince sorgu ve savunması tespit edilen sanık Burak Şaban ÖZŞAHİNe, önceden iddianamenin okunarak veya elden verilerek tebliğ edilmediği, sadece talimat okunarak, üzerlerine atılı suçun anlatıldığı, dolayısıyla sanığın savunma hakkının kısıtlandığı ve aleniyet ilkesinin de ihlal edildiği belirtilmek suretiyle Burak Şaban ÖZŞAHİN hakkındaki hükmün usul yönünden bozulması, diğer sanık Yunus Emrah GÜLER hakkındaki hükmün ise, onanması görüş ve düşüncesi bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; kışla içinde ...alkollü içecek kullanmayacağım ve bulundurmayacağım şeklinde yasak içeren ve askeri hizmete ilişkin olduğunda kuşku bulunmayan emrin, sanık Yunus Emrah GÜLERe 15.04.2004 tarihinde ve sanık Burak Şaban ÖZŞAHİNe 16.05.2004 tarihinde imza karşılığı tebliğ edilerek şahsileştirildiği, 01.10.2004 tarihinde hizmete ilişkin emre rağmen sanıkların birlikte alkollü içki almaya karar verdikleri ve telefonla sipariş vererek 02.10.2004 tarihinde saat 00.30 sıralarında kışlaya lahmacunla birlikte birer bira getirttikleri, müteakiben kışlada man aracının arkasında hep birlikte içki içtikleri sırada nöbetçi subayınca yakalandıkları dosyada mevcut sanık beyanları ve yazılı delillerden maddi vakıa olarak belirlenmiştir.
Öncelikle usul yönünden yapılan incelemede; sanık Burak Şaban ÖZŞAHİNin sorgu ve savunmasının tespiti için yazılan talimat doğrultusunda istinabe olunan Muş Asliye Ceza Mahkemesinde 13.12.2004 günü yapılan duruşmada, kimliği saptanan sanığa Askeri Mahkemenin talimatının okunduğu, üzerine atılı suçun anlatıldığı, 353 sayılı Kanunun 120nci maddesindeki yedi günlük savunma süresi ile ilgili yasal haklarının talimat okunarak anlatılmasının, ayrıca CMUKun 135inci maddesindeki yasal haklarının tam ve eksiksiz olarak anlatılmasının ardından, sanığın açıklanan yasal haklarını anladığını ve yedi günlük süreyi talep etmediğini belirtmesi üzerine sanığın sorgusunun yapıldığı ve düzenlenen istinabe talimat tutanağının Askeri Mahkemeye gönderilmesinin ardından sanığın yokluğunda yapılan duruşmada Askeri Savcı tarafından iddianamenin okunmasından sonra sanığın sorgusuna dair tutanağın okunduğu anlaşılmaktadır.
Yargılamanın yerel mahkemede yüze karşı yapılması asıl olmakla birlikte, bazı fiili zorunluluklar nedeniyle ve esasen çok istisnai olarak, bazı muhakeme işlemlerinin yetki devri (niyabet, istinabe) suretiyle yaptırılması mümkündür. 353 Sayılı Kanunun 136ncı maddesi, sanığın sorgusunun istinabe suretiyle yapılmasına olanak tanımıştır.
İstinabe mahkemesinde icra edilen yargılama faaliyetinin, istinabe olunan mahkemenin tabi olduğu usul hükümlerine göre icra edileceğinde kuşku bulunmamaktadır. Gerek 1412 sayılı CMUKun 236ncı ve 5271 sayılı CMKnın 191inci, gerekse 353 sayılı Kanunun 146/2nci maddeleri; son soruşturmanın özelliklerinden olan alenilik ve sözlülük ilkelerine uygun bir düzenlemeye yer vererek, iddianamenin duruşmada ve yargılamaya başlamadan önce okunmasını öngörmüştür. İddianamenin duruşmada okunmasının öngörülmesindeki temel maksat ise, kamunun ve tarafların yargılama konusu uyuşmazlık hakkında ayrıntılı biçimde bilgi sahibi olmalarının sağlanmasıdır.
Somut olayda, istinabe mahkemesi hakimi, 353 sayılı Kanunun 120nci ve 1412 sayılı CMUKun 135inci maddesindeki hakları tam ve eksiksiz olarak sanığa anlattığını, ayrıca sanığa atılı suçun da anlatıldığını duruşma tutanağına yansıtmış olup, anılan maddede kendisine isnat edilen suç anlatılır hükmüne yer verildiğine göre sanığa iddianamede isnat olunan suçun anlatılmadığını ileri sürmek de olası değildir. Nitekim, sanık CMUKun 135inci maddesine göre haklarının anlatılması sırasında öğrendiği isnatla ilgili olarak iddianın seyrine uygun düşen beyanlarda bulunmuştur. Sanığa isnat edilen suçun anlatılması sırasında, kamunun da yargılama konusu uyuşmazlık hakkında bilgi sahibi olduğunun ve bu suretle aleniyet ilkesinin gerçekleştiğinin kabulü gerekmektedir. Diğer bir deyişle, duruşmada iddianamenin okunduğunun istinabe tutanağına yazılmamış olması, ancak duruşma tutanağının içeriğinden iddianamenin duruşmada fiilen okunup açıklandığının belirlenebildiği hallerde, usule aykırılığın varlığı mümkün görülmemektedir. Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 06.01.2005 tarih ve 2005/5-3 ve 09.03.2006 tarih ve 2006/81-60 sayılı kararları da bu kabulü doğrulamaktadır.
Öte yandan, hüküm mahkemesinde iddianame okunarak kamunun ve tarafların yargılama konusu uyuşmazlık hakkında ayrıntılı biçimde bilgi sahibi olması da sağlanmış ve bu suretle istinabe mahkemesinde yapıldığı ileri sürülen nisbi nitelikteki usule aykırılık giderilmiştir. Ayrıca, istinabe mahkemesince yasal hakları hatırlatılan sanık tarafından, isnat edilen eylem ve suçun kendisine bildirilmediği konusunda bir temyizi bulunmadığına göre, hüküm mahkemesinde daha sonra giderilen nispi nitelikteki bu usule aykırılığın bozma nedeni sayılmaması gerekir. Diğer bir deyişle, yasanın öngördüğü kuralın ihlali halinde, ceza yargılamasının sekteye uğraması veya kamu düzeninin bozulması tehlikesi doğmadığından, yargılamanın çabuklaştırılmasının adil yargılanma hakkının bir gereği olduğu ve bir işe yarayacağı durumlarda bozma yoluna gidilmesi gerektiği dikkate alındığında, oluşan yasaya aykırılığın hükmün bozulmasını gerektirmediği sonucuna varılarak, sanık Burak Şaban ÖZŞAHİN bakımından tebliğnamedeki bozma istemine itibar olunmamıştır.
Bu nedenle; Askeri Mahkemece karar yerinde gösterilen haklı ve inandırıcı gerekçelerle yazılı olduğu şekilde sanıklar hakkında alt sınırdan ceza tayin edilip, takdiri hafifletici neden göz önünde bulundurularak cezalarında gerekli indirim yapılmak suretiyle neticeten yirmi beş gün hapis cezasıyla cezalandırılmalarına karar verilmesinde, cezanın ertelenmesinin ASCK'nın 47/A maddesi gereğince, keza paraya çevrilmesinin ASCK'nın EK-8 inci maddesi gereğince yasal imkansızlık nedeniyle mümkün olmaması nedeniyle kurulan hükümde; usul, sübut, vasıf ve takdir açısından yasaya aykırı bir durum bulunmadığından, müdafii ve sanıkların temyiz sebepleri kabule değer bulunmamıştır.
Her ne kadar, eylemlerini birlikte ve toplu olarak gerçekleştiren sanıklar hakkında ASCK'nın 51/C ve 50nci maddeleri uygulanarak cezalarının arttırılmamış olması yasaya uygun değil ise de; aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek, Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 05.03.2004 tarih ve 2004/1-1 esas ve karar sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı uyarınca, bu konu bozma sebebi sayılmamıştır. Ayrıca, kısa kararda ve gerekçeli hükmün hüküm fıkrasında esasen 02.10.2004 olan suç tarihinin 01.10.2004 olarak yer alması hatalı ise de, gerekçeli hükmün başlık ve metin kısmında suç tarihi, doğru şekilde 02.10.2004 olarak yer aldığından, söz konusu hata bozma nedeni yapılmamıştır.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerle;
Sanık Yunus Emrah GÜLER müdafiinin ve sanık Burak Şaban ÖZŞAHİNin kabule değer görülmeyen temyiz sebeplerinin 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi uyarınca REDDİNE,
Usul ve esas yönlerinden kanuna uygun bulunan mahkumiyet hükümlerinin ONANMASINA,
Tebliğnameye kısmen aykırı olarak, 15.03.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy