(1632 S. K. m. 47, 63, Ek m. 8) (765 S. K. m. 2, 59) (647 S. K. m. 4, 5) (5083 S. K. m. 2) (5237 S. K. m. 7, 62) (5252 S. K. m. 9) (353 S. K. m. 204)
Hükümlü Yd.Sb.Aday Adayı Fehmi ÖKÇETEKİN hakkındaki J.Asyş. Kor. K.lığı Askeri Mahkemesinin 26.10.2005 tarih ve 2005/374 Müt. sayılı duruşmasız işlere dair kararına hükümlü tarafından süresinde itiraz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 28.02.2006 tarih ve 2006/1350 sayılı ve itirazın reddi istemini içeren tebliğnamesine bağlı olarak gönderilen evrak üzerinden yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
J.Asyş. Kor. K.lığı Askeri Mahkemesinin 09.05.2005 tarih ve 2005/195-269 esas ve karar sayılı hükmü ile Yd.Sb.Aday Adayı Fehmi ÖKÇETEKİNin 21.11.2003-12.02.2004 tarihleri arasında bakaya suçunu işlediği kabul edilerek ASCKnın 63/1-A maddesinin yedi günden sonra üç ay içinde gelenler cümlesi, TCKnın 59/2nci ve 647 sayılı Kanunun 4üncü maddesi uyarınca beher gün 7,26.YTLden hesaplanarak tayin olunan 2 ay 15 gün süreli hapis cezasının paraya çevrilmesi suretiyle 545,175.YTL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına, para cezasının aylık 10 eşit taksit halinde tahsiline ve taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde geri kalan miktarın tamamının tahsiline karar verilip bu hükmün taraflarca temyiz edilmeyerek 28.06.2005 tarihinde kesinleştiği,
Cezanın infazı aşamasında Askeri Savcılığın 5237 sayılı TCKnın lehe hükümlerinin uyarlanmasına dair talep yazısı üzerine, J.Asyş. Kor. K.lığı Askeri Mahkemesinin 26.10.2005 tarih ve 2005/374 Müt.sayılı duruşmasız işlere dair kararı ile 5335 sayılı Kanunun 22nci maddesiyle 5083 sayılı Kanunun 2nci maddesine eklenen fıkra gereğince para cezası tayin edilirken 1 YTLnin altında kalan tutarlar dikkate alınmayacağından bu kuralın hükümlü lehine olduğu belirtilerek kesin hükmün hüküm fıkrası yeniden yazılmak suretiyle hükümlünün ASCKnın 63/1-A maddesinin yedi günden sonra üç ay içinde gelenler cümlesi, 5237 sayılı TCKnın 62 ve 647 sayılı Kanunun 4/1inci maddesi uyarınca beher gün 11.YTLden hesaplanarak 825.YTL. adli para cezası ile cezalandırılmasına, ancak, hükümlü hakkında kesin hükümle tayin olunan 545,175.YTL ağır para cezası kazanılmış hak teşkil ettiğinden verilen adli para cezasının 545,175.YTL olarak infazına, adli para cezasının aylık 10 eşit taksit halinde tahsiline ve taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde geri kalan miktarın tamamının tahsiline karar verildiği,
Hükümlünün bu karara karşı, cezanın ertelenmemesinin Kanuna aykırı olduğunu açıklayıp hükmü temyiz ettiğini belirterek itirazda bulunduğu, tebliğnamede, itirazın reddi yönünde görüş bildirildiği, anlaşılmaktadır.
Hükümlünün dilekçesinde ileri sürdüğü temyiz denetimi kapsamında kalan hususların ortada kesin hükmün varlığı karşısında incelenemeyeceği nazara alınarak, talebi inceleme konusu duruşmasız işlere dair karara itiraz olarak kabul edilmek suretiyle yapılan incelemede;
Gerek 01.06.2005 tarihine kadar yürürlükte olan 765 sayılı TCKnın 2/2 ve gerekse 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Kanunun 9 ve 5237 sayılı TCKnın 7/2nci maddelerinde, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun infaz olunacağı hükmüne yer verilmiştir.
İnceleme konusu kesinleşmiş hükümle, hükümlünün sabit sayılan bakaya eylemi nedeniyle ASCKnın 63/1-A maddesi uyarınca temel ceza olarak hapis cezası verilmiş olup bu madde halen yürürlükte olduğundan ve 5237 sayılı TCKnın hükümleri anılan maddede bir değişiklik yapmadığından lehe kanun kuralının uygulanmasını gerektiren bir durum söz konusu değildir. Yine hükümlü hakkında 765 sayılı TCKnın 59/2nci maddesi uyarınca 1/6 oranında uygulanan takdiri indirimin, 31.03.2005 tarihli ve 5328 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı TCKnın 62inci maddesinde de indirim için aynı şekilde 1/6 oranının benimsenmesi karşısında, hükmün değiştirilmesini gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Öte yandan, ASCKnın 47/A ve Ek-8inci maddelerine göre cezanın ertelenmesi de yasal olarak mümkün değildir.
Hükümlü hakkında uygulanan ve 01.06.2005 tarihinde yürürlükten kalkan 647 sayılı Kanunun 4üncü maddesinin, 5237 sayılı TCKnın kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlarla ilgili düzenlemesine göre daha lehe sonuç doğurduğunda kuşku bulunmamakla birlikte, 27.04.2005 tarihli ve 25798 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren ve 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanunun 2nci maddesinde değişiklik yapan 5335 sayılı Kanunun 22nci maddesinde, İlgili kanunları gereğince uygulanacak adli ve idari para cezalarının hesaplanmasında ve ödenmesinde, Bir Yeni Türk Lirasının (1 YTL) altında kalan tutarlar dikkate alınmaz. hükmüne yer verilmesi nedeniyle, sözü edilen bu yasal değişiklik, 765 sayılı Türk Ceza Kanunun 30uncu maddesinde yazılı para cezalarında bin liranın küsuru hesaba katılmaz. kuralını zımnen ilga etmiştir. Dolayısıyla, bin liranın küsuru hesaba katılmaz kuralı, bir Yeni Türk Lirasının altında kalan tutarlar hesaba katılmaz haline dönüşmüştür. Buna göre, 647 sayılı Kanunun 4421 sayılı Kanun ile değişik 4/1inci maddesinde, kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar için cürümlerde beher günün 2-3 Milyon TL. ağır para cezasına çevrilmesinin ve müteakiben bu rakamların her yıl saptanan yeniden değerleme oranında artırılmasının öngörülmüş olduğu nazara alındığında, bu oranlar dikkate alınarak ve her hesaplama aşamasında bir Yeni Türk Lirasının altında kalan tutarlar dikkate alınmadan yapılan hesaba göre, cürümlere ilişkin kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların para cezasına dönüştürülmesinde, 2004 yılı için beher gün karşılığı 11-17 YTL adli para cezası uygulanması gerekmektedir.
Ancak, Mahkemece, inceleme konusu kesin hükümde hükümlü hakkında tayin olunan hapis cezası beher günü 11.YTL yerine 7,26.YTLden ağır para cezasına çevrilmiş; bu Kanuna aykırılık hükümlü lehine sonuç doğuracak şekilde kesin hükümde yer almıştır.
Mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra yasa değişiklikleri olması halinde hükümlülerin hukuki durumlarının incelenmesi ve değerlendirilmesinin hükmü veren hakim veya mahkeme tarafından yapılması, bir hüküm değiştirme yöntemi olup kendine özgü bir tali dava niteliğindedir. Sonraki yasanın lehe hükümler içermesi halinde, önceki kesinleşmiş hükmü yeniden ele almaya olanak tanıyan bu istisnai yetki, hükmü veren hakim veya mahkemeye sadece lehe hüküm konusuyla sınırlı bir uyarlama yetkisi vermekte olup, bu yolla gerek olağan gerekse olağanüstü kanun yolu denetimine konu olabilecek hukuka aykırılıkların giderilmesi mümkün değildir.
Somut olayda, takdire bağlı olarak değişim gösterecek bir durum söz konusu olmadığından bu tali davanın duruşma açılmaksızın yapılması isabetlidir.
Bu duruma göre, Mahkemece, sonraki yasalar olan 5237 ve 5275 sayılı Kanun hükümleri irdelenerek, ASCKnın 63/1-A maddesi uyarınca tayin olunan temel cezada, cezadan yapılan takdiri indirimin oranında, ASCKnın 47/A ve Ek-8inci maddelerine göre konulmuş erteleme yasağında bir değişiklik olmadığını, 647 sayılı Kanunun 4üncü maddesinin 5237 sayılı TCKnın kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlarla ilgili düzenlemesine göre daha lehe sonuç doğurduğunu vurgulayıp, hapis cezasının paraya çevrilmesi sırasında önceki hükümde hükümlü lehine hata yapılması nedeniyle kesinleşen bu cezayı yeniden belirlemeye gerek olmaksızın, sadece 5252 sayılı Kanunun 5inci maddesiyle Kanunlarda öngörülen ağır para cezalarının adli para cezasına dönüştürüldüğünü ve 5335 sayılı Kanunun 22nci maddesine göre adli para cezalarının hesaplanmasında ve ödenmesinde, Bir Yeni Türk Lirasının (1 YTL) altında kalan tutarların dikkate alınmayacağını gözeterek, kesin hükümle tesis edilmiş 545,175.YTL. ağır para cezasının 647 sayılı Kanunun 5inci maddesi uyarınca aylık 10 eşit taksit halinde ve taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde geri kalan miktarın tamamı tahsil edilecek şekilde 545.YTL adli para cezası olarak infazına karar verilmesi gerekmektedir.
Oysa, mahkemece, gerek olmadığı halde kesin hükmün hüküm fıkrası yeniden yazılmak suretiyle, kesin hükümdeki hukuka aykırılığın tespit edilmesi ve kazanılmış hak ilkesi uyarınca infaz edilecek cezanın belirlenmesi Kanuna aykırı olup, uyarlama davası sonunda verilen kararda isabet bulunmadığından itirazın kabulüne ve 353 sayılı Kanunun itiraz yerinde görülürse bunu inceleyen merci, aynı zamanda itiraz konusu olan mesele hakkında da kararını verir. şeklindeki 204üncü maddesi hükmü uyarınca infazı yapılacak cezanın aşağıda belirtilen şekilde belirlenmesine karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Hükümlünün itirazına atfen J.Asyş. Kor. K.lığı Askeri Mahkemesinin 26.10.2005 tarih ve 2005/374 Müt. sayılı duruşmasız işlere dair kararının KALDIRILMASINA,
J.Asyş. Kor.K.lığı Askeri Mahkemesinin 09.05.2005 tarih ve 2005/195-269 esas ve karar sayılı kesinleşmiş hükmünde bakaya suçu için tesis olunmuş 545,175.YTL. ağır para cezasının, 647 sayılı Kanunun 5inci maddesi gereğince aylık 10 eşit taksit halinde ve taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde geri kalan miktarın tamamı tahsil edilecek şekilde 545 YTL adli para cezası olarak İNFAZINA,
Tebliğnameye aykırı olarak, 15.03.2006 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy