(1632 S. K. m. 82) (765 S. K. m. 46, 47, 59, 80) (5237 S. K. m. 32) (353 S. K. m. 221)
Müteselsilen üstü tehdit suçundan sanık Uzm. Jandarma I.Kademe Çvş. Özgür DİKMEN hakkındaki 2 nci Ordu K.lığı Askeri Mahkemesinin 29.11.2005 tarih ve 2005/783-554 sayılı mahkumiyet hükmünün sanık müdafii tarafından yasal sürede temyizi üzerine, Başsavcılığın 02 Mart 2006 tarih ve 2006/1360 sayılı hükmün bozulması görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde gelen dava dosyası incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Verilen ilk beraet-mahkumiyet hükümlerinin yapılan temyiz incelemesi sonucu Askeri Yargıtay 1 inci Dairesinin 20.04.2005 gün ve 2005/412-405 sayılı ilamı ile bozulmasından sonra, uyma kararı veren Askeri Mahkemece; sanığın J.Astsb.Üçvş.Özkan USTALIya karşı üstü tehdit, J.Ütğm.Fikret DOĞANa karşı amiri tehdit suçundan açılan kamu davalarına konu eylemlerinin, bir bütün halinde tek bir müsteselsilen üstü tehdit suçunu oluşturduğu kabul edilerek, eylemlerine uyan ASCKnun 82/2, 765 sayılı TCKnun 80, 59/2 nci maddeleri uyarınca sonuç olarak beş ay yirmi beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Mahkumiyet hükmü, sanık müdafii tarafından özetle, atılı suçun sübuta ermediği, sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiği, önceki suçta uygulanan haksız tahrikin sanık lehine kazanılmış hak oluşturduğu öne sürülerek temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede ise, mahkumiyet hükmünün bozulması yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede;
Sanık Uzm.J.I.Kad.Çvş.Özgür DİKMENin Adıyaman İl Jandarma Komutanlığına bağlı Doğanşehir İlçe J.K.lığı-Polat J.Krk.K.lığı emrinde görevli iken, 2004 yılı genel atamaları ile Kars İl J.K.lığı emrine atanması nedeniyle 02.07.2004 tarihinde sivil kıyafetli olarak Doğanşehir İlçe J.K.lığına gelip ilişik kesme belgesini imzalatmak için Per-Loj-İşlem Astsubayı J.Astsb.Üçvş.Özkan USTALInın odasına gittiği, sanığın üzerinde zimmetli muhabere malzemelerini karakoldaki diğer uzman çavuşa teslim etmediğini öğrenen Özkan Astsb.ın devir teslim belgelerini getirmediği sürece ilişik kesme belgesini imzalamayacağını söylediği, sanığın durumu İlçe Jandarma Komutanı Ütğm.Fikret DOĞANa bildirdiği, Fikret Ütğm.in Özkan Astsb.ı çağırarak sanığın zimmetini teslim edip etmediğini sorduğu, Özkan Astsb.ın zimmeti teslim etmediğini söylemesi üzerine konuyu tekrar araştırmasını istediği, Özkan Astsb.ın Polatlı Karakolunu arayarak sanığın muhabere malzemeleri ile ilgili zimmeti teslim etmediğini öğrenmesi özerine tekrar Fikret Ütğm.in odasına giderek sanığın muhabere malzemeleri ile ilgili zimmeti teslim etmediğini söylediği, odadan çıktığında sanıkla karşılaşınca sanığın Özkan Astsb.a hitaben neden benim ilişiğimi kesmiyorsunuz, benim eşim sizleri beklemeye mecbur mu?, benim 14:30 da otobüs biletim var diye bağırdığı, Özkan Astsb.ın da yüksek sesle bu pisliği temizle öyle ilişiğini keselim dediği, sesleri duyarak dışarı çıkan Fikret Ütğm.in sanığı üstü ile bağırarak konuşmaması yönünde ikaz ettiği, sanığın yine bağırarak benim ilişiğimi neden kesmiyorsunuz, eşimi bekletmeye hakkınız var mı dediği Fikret Ütğm.in ya karakola gidip devir teslim işlemini hallet, ya da zimmetini teslim alacak kişi bölüğe geliyor, burada işini hallet ondan sonra ilişiğini keseceğim dediği, bunun üzerine sanığın elindeki ilişik kesme belgelerini (Dz-2-3) yırtarak yere attığı ve bu sırada ben gidiyorum, ne yaparsanız yapın dediği ve birkaç adım attıktan sonra elini belindeki silaha atıp hepinizi öldüreceğim lan diyerek Özkan Astsb.a doğru yöneldiği, pantolonunun iç kısmına koymuş olduğu silahına uzandığı, Özkan Astsb.ın hemen sanığın üzerine atıldığı ve peşinden de olayı Fikret Ütğm.ile aynı zamanda gören Rıfat Bçvşun Sanığa müdahale edip elini tutunca sanığın silahını kılıfından çıkartmasına fırsat vermeden Özkan Astsb.ın silahı kılıfından çıkarıp aldığı, bu sırada sanığın ağlamaklı bir şekilde sizi de öldüreceğim, kendimi de öldüreceğim şeklinde bağırmaya devam ettiği, devamında Fikret Ütğm.in emri ile kelepçelenerek muvakkat olarak tutuklandığı (Dz.39) ve 05.07.2004 tarihinde de ilişiğinin kesildiği (Dz.43) anlaşılmaktadır.
Sanık gördüğü psikolojik tedaviler dikkate alınarak askerliğe elverişli olup olmadığının ve TCKnun 46 ve 47 nci maddelerinden faydalanıp faydalanmayacağının tespiti için resen müşahede altına alınmış, adli müşahede sonucunda tanzim edilen adli rapor (Dz.115) ile sağlık kurulu raporundan (Dz.119), sanığın suç tarihlerinde ve halen askerliğe elverişli olduğu, ayrıca TCKnun 46 ve 47 nci maddelerinden istifade edemeyeceği belirtilmektedir.
Düzenlenen adli rapora göre sanıkta objesif Kompulsif Bozukluk (remisyonda) rahatsızlığı bulunduğu; bu rahatsızlığın anormal risk değerlendirme, patolojik kuşku ve eksiklik duygularına yol açtığı belirlenmektedir.
Öncelikle tanık anlatımlarına göre; sözlü tartışma içine girdiği mağdurlara karşı; elini beline atıp hepinizi öldüreceğim lan şeklinde bağıran; mağdurların üzerine yürüme, saldırma, hamle yapma fiilleri sergilemeden, bu esnada yüzünü mağdur astsubay Özkan USTALIya çeviren ve bu halde iken engellenen sanık eyleminde; mağdurların vücut bütünlüğüne saldırı yapıldığına ya da bu tür bir saldırıya başlandığına işaret eden hiçbir delil bulunmadığından; bir başka anlamla taarruz ya da taarruza teşebbüs niteliğinde bir fiil bulunmadığından; sanığın her iki mağdura karşı da fiilen taarruz ya da taarruza teşebbüs sayılabilecek bir eylem gerçekleştirmediği anlaşılmaktadır.
Sanığın; hepinizi öldüreceğim lan, sözleri ile başlayan eyleminde; bu sözlerinin gereğinin icrası cümlesinden belinde taşıdığı silahı çıkarmaya çalıştığı; birbirini izleyen yer, zaman ve mağdurlar itibariyle bütünlük arzeden ortamda; gerçekleştirdiği bu fiilleri ile tehdit suçuna sözle başlayıp, eylemine fasılasız devamla, bu sözlerin içerdiği anlam ve mahiyete uygun düşecek tarz ve nitelikte, silahını çıkarmaya teşebbüs ettiği, eylemlerinin kül halinde tek bir suça, üstü tehdit suçuna vücut verdiği, bu suçunda aynı anda her iki mağdura karşı işlendiğinin, sanığın eylemleri öncesi mağdurlarla yapılan konuşmalar ve sanığın sarfettiği sözlerin anlamından anlaşıldığı; bu nedenle üstü tehdit suçunun müteselsilen işlendiği belirlendiğinden; Askeri Mahkeme kabul ve uygulamasında isabetsizlik; aksi yöndeki sanık müdafii temyiz itirazında haklılık bulunmamaktadır. Sözlerin içerisinde yer alan lan kelimesinin hakaret kastı ile değil; tehdidin ciddiliğinin vurgulanması amacıyla sarfedildiği ve tehdit eylemi içerisinde eridiği de anlaşılmaktadır.
Ancak; Askeri Mahkemece sanığın, Astsb. Özkan USTALIya karşı silahlı üste fiilen taarruza teşebbüs suçu olarak vasıflandırılan ilk mahkumiyet hükmünde, tanık Onb.Hakan ÖZYURTun beyanına itibarla; şüpheden yararlandırılan sanık hakkında isabetli olarak ağır haksız tahrik hükmü uygulandığı halde, eylemin üstü tehdit olarak vasıflandırıldığında sanık hakkında tahrik hükmünün uygulanmamış olması, isabetli görülmemiştir.
Öte yandan; somut olaya ve suçun işleniş şekline özgü olarak; sanığın 5237 sayılı TCKnun 32/2 nci maddesinde düzenlendiği şekilde suçun işlendiği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalıp azalmadığının; mevcut rahatsızlığın, bu tür sonuçlar doğurup doğurmayacağının belirlenmemiş olması da noksanlık olarak görülmüştür.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanık Müdafiinin temyiz sebeplerine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1 inci maddesi uyarınca mahkumiyet hükmünün noksan soruşturma ve uygulama yönünden BOZULMASINA;
Tebliğnamedeki görüş doğrultusunda, 15.03.2006 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy