(765 S. K. m. 230) (5237 S. K. m. 257)
Yarbay Kamil Nahit ÖZMENLER, Yardımcı Doçent Doktor J.Tabip Kd. Binbaşı Ali BOZKURT ve Yrd.Doç.Dr.Tabip Binbaşı Tunay KARLIDERE haklarındaki Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesince verilen 26.04.2005 gün ve 2005/119-67 esas ve karar sayılı beraat hükümlerinin müdahil vekili tarafından süresinde sanıklar aleyhine temyizi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 27.12.2005 gün ve 2005/5651 sayılı hükümlerin ayrı ayrı onanması görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde Dairemize gelen dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri mahkemece; sanıklar, Doç.Dr.Dz.Tbp.Yb. Kamil Nahit ÖZMENLER, Yrd.Doç.Dr.J.Tbp.Kd.Bnb. Ali BOZKURT ve Yrd.Doç.Dr.Tbp.Bnb Tunay KARLIDEREye isnat edilen memuriyet görevini ihmal etmek suçunun maddi ve manevi unsurları ile oluşmadığı belirtilerek sanıkların ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.
Beraat hükümleri müdahil Necdet GÖK vekili tarafından, özetle; müdahilin eşinin ağır psikotik depresyon rahatsızlığının olduğunu, intihar girişimi ve düşüncesi olduğunun bilindiğini, olası intihar girişimlerinin izlenmesi ve bu tür girişimlere olanak vermeyecek bir ortamda bulundurulması ya da güvenli bir kliniğe sevkedilmesinin gerektiğini, davanın açılmasına esas alınan bilirkişi görüşünün maddi gerçeğe uygun olduğunu, sanıkların sevk işlemi kapsamında ihmallerinin olup olmadığı konusunda uzman bilirkişi kurulundan görüş alınmadığını, isnat edilen görevi ihmal suçunun oluştuğunu sanıkların mahkûmiyetleri yerine beraatlerine karar verilmesinin usul ve esas bakımından kanuna aykırı olduğunu belirten sebeplerle süresinde temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede beraat hükümlerinin ayrı ayrı onanması yönünde görüş ve düşünce bildirilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, Mot.Kd.Bçvş.Necdet GÖKün eşi olan müteveffa Serpil GÖKün 15 Nisan 2004 tarihinde fazla ilaç içerek intihara teşebbüs etmesi üzerine GATA Acil Servisine yatırıldığı, ilk tedavisi burada yapılan müteveffanın, Psikotik Özellikli Majör Depresyon tanısıyla 17 Nisan 2004 tarihinde GATA Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Kliniğine yatırıldığı, 10 gün kadar yatarak ilaç tedavisi gördüğü, Elktrokonvulsif Terapi (EKT) tedavisi planlandığı hatta bu amaçla nöroloji kliniğinde konsültasyon yapıldığı ancak müteveffanın bu tedavi şeklini kabul etmediği ve doktorların aksi yöndeki tavsiyesine rağmen kendisi ve eşinin isteği ile bir belge imzalayıp 27.04.2004 tarihinde hastaneden taburcu olduğu,
Bir süre sonra yeniden GATA Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Kliniğine başvuran müteveffanın 12 Haziran 2004 tarihinde yeniden kliniğe yatırılarak tedavisine başlandığı, ilaç tedavisine başlanılan hastaya ilk 15 gün Seroxat ve Risperdal ilaçlarının verildiği, daha sonra Anafrinil ve Norodol isimli ilaçlarla tedaviye devam edildiği, Müteveffaya ilaç tedavisinden ayrı olarak yeniden Elektrokonvulsif Terapi (EKT) uygulanmak istendiği, hatta bu amaçla 16 Haziran 2004 tarihinde dahiliye ve nöroloji konsültasyonlarının istendiği, 17 Haziran 2004 tarihinde EKT önerisinin tekrarlandığı ancak hastanın bu tedavi şeklini kabul etmemesi üzerine ilaçla tedavisine devam edildiği, Klinikte yatarak tedavi görmekte olan müteveffanın 10 Temmuz 2004 tarihinde saat 14.00 sıralarında yalnız kaldığı 6 numaralı hasta odasında yatak çarşafını keserek odadaki kalorifer borusunun kelepçe kısmına bağlayarak kendini astığı, müteveffaya eşinden gelen telefonu haber vermek üzere odaya giren bir hastanın durumu görmesi üzerine, bu hastanın, görevlilerin ve doktorların yardımlarıyla asıdan indirildiği, yapılan bütün müdahalelere rağmen durmuş olan kalp ve solunum sisteminin çalıştırılamadığı ve ölü kabul edilerek morga kaldırıldığı,
Serpil GÖKün ölümü olayı ile ilgili olarak Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığınca soruşturmaya başlanıldığı, hazırlık soruşturması sırasında, müteveffaya uygulanan klinik tedavisi ile ilgili olarak dinlenen bilirkişinin; ajitasyon, uykusuzluk, iştahsızlık, yavaşlama belirtileri ile suçluluk ve değersizlik hezeyanları, nihilistik hezeyanların Serpil GÖKün rahatsızlığının psikotik depresyon olduğuna işaret ettiği, hastanın taburcu edilmesinden ikinci kez yatışına kadar geçen yaklaşık 2 aylık sürede belirtilerinin devam ettiği, tedaviden yarar görmediğinin anlaşıldığı, psikotik depresyonun tedavisinde EKT veya antidepresan ve antipsikotiklerin birlikte kullanıldığı, bu hastada ağır psikotik depresyon, intihar girişimi ve intihar düşüncelerinin olması, rahatsızlığının uzamış olması nedeniyle EKTnin ilk tedavi seçeneği olduğu, hastaya her iki yatışında da EKT yapılması planlandığı halde ilkinde doktorun rızası hilafına servisten ayrıldığı, ikincisinde ise hasta istemediği için EKTye başlanamadığının anlaşıldığı, tıbbi tavsiyelere uymayan bir hastaya tedaviyi başka bir klinikte sürdürmesini önermenin hekimin görevi olduğu, hastaya bu olayda EKT yapılmasının teklif edildiği ve hasta tarafından reddedildiğinin bildirildiği 21 Haziran 2004 ve sonrasında kadın servisinden sorumlu olan öğretim üyesi/ üyelerinin hastayı güvenebilecekleri başka bir kliniğe sevk etmeleri gerekirken sevk etmedikleri ve kusurlu oldukları, ilaç tedavisi ile ilgili herhangi bir kusurun tesbit edilemediği şeklindeki bilirkişi görüşüne dayanılarak; 21 Haziran 2004-10 Temmuz 2004 tarihleri arasında GATA Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Kliniğinde bayanlar kısmından sorumlu öğretim üyelerinin Doç.Dz.Tbp.Yb.Kamil Nahit ÖZMENLER, Yrd.Doç.J.Tbp.Kd.Bnb.Ali BOZKURT ve Yrd.Doç.Tbp.Bnb.Tunay KARLIDERE olduğunun tesbit edildiği, sanıkların; Serpil GÖKün EKT tedavisini reddettiği 21 Haziran 2004 tarihi ve sonrasında hastayı güvenebilecekleri başka bir kliniğe sevk etmeleri gerekirken sevk etmeme şeklindeki eylemleri ile Serpil GÖKün kendini asması sonucu ölümü olayı arasında doğrudan illiyet bağı kurulması mümkün görülmediği de belirtilmek suretiyle sanıkların belirtilen eylemlerinin memuriyet görevini ihmal etmek suçunu oluşturduğu belirtilerek kamu davası açıldığı,
Müteveffa Serpil GÖKün intiharı ile sanıkların eylemleri arasında herhangi bir illiyet bağının olmadığı kanaatine varılarak, ölüm olayı hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, bu karara müdahil vekilinin süresinde itiraz etmesi üzerine Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesince itirazın kesin olarak reddine karar verildiği maddi vakıa olarak sübut bulmuş olup, olayın bu şekilde oluştuğunda tereddüt bulunmamaktadır.
Askeri Mahkemece yargılama aşamasında yeniden dinlenen hazırlıktaki bilirkişinin; hazırlık sırasında Askeri Savcıya Askeri Hastanelerdeki sevk düzeninin nasıl gerçekleştiğini bilmediğini söylediğini, şayet hastanın başka bir kliniğe sevk edilmesi mümkün değilse yapılan işlemlerin doğru olduğunu, verilen ilaçların doğru olduğunu, herhangi bir yanlışlık görmediğini söylediğini, EKT tedavisinin de mutlaka yapılması gereken bir tedavi olmadığını, raporunda tercih edilebileceğini söylediğini, ilaçla da tedavinin mümkün olduğunu, ilaçların etkisinin görülebilmesi içinde makul bir süreye ihtiyaç olduğunu, müteveffa Serpil GÖKün önerilen tedavilerden birini kabul etmediğini, önerilen ikinci tedaviyi kabul ettiğini, bu durumda zorunlu olarak bu hastanın başka bir kliniğe sevk edilmesinin söylenemeyeceğini, GATAda Psikotik Özellikli Majör Depresyonun tedavisinin mümkün olduğunu, GATAnın Türkiyenin en önde gelen Psikiyatri Kliniklerinden biri olduğunu belirttiği anlaşılmıştır. Genelkurmay Başkanlığının Dz.560 da kayıtlı sağlık sistemi ile ilgili yazısından, TSK Sağlık sisteminin; Kıta Tabiplikleri, Revirler, Dispanserler, Çevre Hastaneleri, Merkez Hastaneler/Özel Dal Hastaneleri ile İlmi-Tıbbi Merkezler olduğu, her birinin ayrı ayrı sorumluluklarının bulunduğu, basamak sisteminin son halkası olan İlmi-Tıbbi merkezlerin, Gülhane Askeri Tıp Akademisi ve ona bağlı eğitim hastanelerini kapsadığı, modern tıbbın gerektirdiği her türlü uzman personel, tıbbi cihaz ve malzemeye sahip olan bu merkezlerin kendini sürekli yenileyerek hastalara en son bilgi ve teknoloji ürünü teşhis ve tedavi yöntemlerini uygulayacakları belirtilmiştir.
Dz.572 de kayıtlı GATA Bilim Konseyi inceleme raporunda da; hastanın o askeri hastanede tedavi olunamayacağı ve hastanın tedavi için bir diğer bir askeri hastane ya da resmi veya özel sağlık kurumuna sevkinin uygun olacağına ancak raporla karar verileceği, bu raporda da hastanın bir diğer sağlık kurumuna sevkini icap ettiren sebeplerin açıkça gösterileceğinin belirtildiği, hastanın hekimini ve sağlık kurumunu seçme hakkı bulunmakla beraber bu hakkın mutlak bir hak olmadığı ve hastanın hekimini seçme hakkının sağlık kurumlarının kendi kuralları ile sınırlı olduğu, mevzuat ile belirlenmiş sevk sistemine uygun olmak şartı ile hastanın sağlık kuruluşunu değiştirebileceği, mevcut yasa yönetmelik, yönerge ve yerleşmiş uygulamalara göre, Gülhane Askeri Tıp Akademisinde veya diğer bir askeri hastanede tedavisi devam eden bir hastanın başka bir askeri hastaneye veya sivil bir sağlık kuruluşuna sevk edilebilmesinin ancak o hastanın tetkik ve tedavisi için tedavi gördüğü askeri hastanede bulunmayıp da sevk edileceği sağlık kurumunda bulunan imkanların gerekli olması halinde mümkün olduğu, buna karşılık hastanın veya ailesinin isteği ya da askeri hastaneye güvenlerinin kaybı gibi gerekçelerle sevk işlemi yapılamayacağının değerlendirildiği anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında maddi olay irdelendiğinde; Mot.Astsb.Kd.Bçvş.Necdet GÖKün eşi Serpil GÖKün intihar olayından dolayı herhangi bir kimsenin kasıt ve kusuru tespit edilememesinden dolayı kovuşturmaya yer olmadığı karar verildiği, ancak sadece ve sadece bilirkişinin hazırlıktaki mütalaasında belirttiği sanıkların müteveffa Serpil GÖKün EKT tedavisini reddettiği, 21 Haziran 2004 tarihi ve sonrasında hastayı güvenebilecekleri başka bir kliniğe sevk etmeleri gerekirken sevk etmeme şeklindeki eylemlerinin memuriyet görevini ihmal etmek suçuna vücut verdiği iddiasının, soyut bir iddiadan öteye geçmediği, güvenli bir klinik ifadesinin muğlak olduğu, böyle bir kliniğin neresi olduğunun açıklanmadığı, kaldı ki bilirkişinin TSK.Sağlık Sistemini bilmediğini hazırlıkta da Askeri Savcıya söylediğini belirttiği, duruşmada hazırlıktaki beyanlarının aksini söylediği, şayet hastanın başka bir kliniğe sevk edilmesi mümkün değilse yapılan işlemlerin doğru olduğunu belirttiği, GATA hastanesinin TSK.sağlık sistemi içerisinde sevk zincirinin en üst basamağını oluşturan bir kurum olması nedeniyle sanıkların konumları itibariyle hastanın tedavisine ilaç vermek suretiyle devam ettikleri, teknik eksiklik, ilgili uzman olmaması gibi nedenler de bulunmadığından müteveffayı başka bir askeri hastaneye veya sivil bir sağlık kurumuna sevk etmelerinin mevcut yasal kurallar çerçevesinde mümkün olmadığı anlaşılmakla;
Askeri Mahkemenin, dosyadaki mevcut elverişli kanıtlarla yerinde ve uygun gerekçelerini göstererek sanıklara isnat edilen memuriyet görevini ihmal etmek suçunun maddi ve manevi unsurları ile oluşmadığını kabul ederek beraat kararı tesis etmesinde herhangi bir kanuna aykırılık bulunmadığından, kabule değer görülmeyen müdahil vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle beraat hükümlerinin ayrı ayrı onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Müdahil vekilinin kabule değer görülmeyen temyiz sebeplerinin 353 sayılı Kanunun 217/2 nci maddesi uyarınca REDDİNE;
Usul ve esas yönünden kanuna uygun kurulan beraat hükümlerinin ayrı ayrı ONANMASINA;
Tebliğnameye uygun olarak 25.01.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy