(1632 S. K. m. 66, 73) (765 S. K. m. 46, 47, 59) (5237 S. K. m. 32)
İzin tecavüzü ve firar suçlarından sanık Ter. Hv.Ulş.Er Kemal ARMAĞAN hakkında 2 nci Ordu K.lığı Askeri Mahkemesince verilen 09.06.2005 gün ve 2005/459-287 sayılı mahkumiyete ilişkin hükümlerin sanık müdafii tarafından yasal süresi içinde sebep gösterilerek temyiz edilmesi üzerine dava dosyası Askeri Yargıtay Başsavcılığının 02.03.2006 gün ve 2006/1373 sayılı tebliğnamesi ekinde hükümlerin bozulması görüşü ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanık hakkında izin tecavüzü ve firar suçları nedeniyle Askeri Mahkemece verilen ilk mahkumiyet hükümlerinin Askeri Yargıtay 1 inci Dairesinin 18.11.2004 gün ve 2004/1189-1188 sayılı ilamı ile noksan soruşturma yönünden bozulduğu, bozma ilamına uyulmasını takiben yapılan yargılama sonunda;
Sanığın,
1. 8.1.2002-15.1.2002 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek ASCK'nın 66/1-b, 73 ve TCK'nın 47, 59/2 nci maddeleri uyarınca neticeten 1 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
2. 22.2.2002-12.4.2002 tarihleri arasında yakalanmakla sona eren firar suçunu işlediği sabit görülerek ASCK'nın 66/1-a, 73 ve TCK'nın 47, 59/2 nci maddeleri uyarınca neticeten üç ay on gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık müdafii, cezanın ertelenmesi gerektiğini ileri sürerek hükmü temyiz etmiştir.
Tebliğnamede, hükümlerin lehe kanun uygulaması yönünden bozulması görüşü bildirilmiştir.
İNCELEME VE DEĞERLENDİRME:
Kütahya-Hava Er Eğitim Tugay K.lığı emrinde görevli olan sanığın temel askerlik eğitimini tamamladıktan sonra 28.12.2001 tarihinde on günlüğüne dağıtım iznine gönderildiği 8.1.2002 gününe kadar tertip edildiği Malatya 7.Ana Jet Üs K.lığına katılması gerekirken iznini tecavüz, ettiği birliğine katılmak üzere 15.1.2002 günü Malatyaya geldiği, Tren istasyonunda birliğine katılmak üzere geldiği devriye görevlilerince belirlenerek aynı gün birliğine teslim edildiği, böylece 8.1.2002-15.1.2002 tarihleri arasında izin tecavüzünde bulunduğu,
Sanığın 22.2.2002 tarihinde çarşı iznine gönderildiği, aynı gün akşam birliğine dönmesi gerekirken 12.4.2002 tarihinde İzmirde ikamet ettiği evinde emniyet görevlilerince yakalandığı, nezaret altına alındığı, 24.4.2002 tarihinde muhafız nezaretinde birliğine teslim edildiği, böylece 22.2.2002-12.4.2002 tarihleri arasında yakalanmakla sona eren firar suçunu işlediğinden bahisle mahkumiyet hükümlerinin kurulduğu anlaşılmaktadır;
A. İZİN TECAVÜZÜ SUÇU YÖNÜNDEN YAPILAN İNCELEMEDE:
Dosyada mevcut delil durumuna göre, sanığın 08.01.2002-15.01.2002 tarihleri arasında izin tecavüzünde bulunduğu maddi vakıa olarak sabit ise de; Sanık hakkında 600 Yt.Hv.Hastanesince düzenlenen 02.03.2005 tarih ve 359 No.lu sağlık kurulu raporunda (D.194) ve aynı hastane psikiyatri uzmanınca düzenlenen adli raporda (D.195-196) Bir hecmeden fazla tekrarlayan psikotik bozukluk teşhisi ile TCK'nın 47 nci maddesinden yararlanacağı kararı verilmiştir.
Bu duruma göre, suç tarihlerini de kapsayacak biçimde TCK'nın 47 nci maddesinden yararlanabileceği belirlenen sanıkta teşhis edilen bu hastalığın fiziksel rahatsızlıklar nedeniyle verilen tabip raporlarında olduğu gibi sanık yönünde haklı ve geçerli bir özür olarak kabul edilmesi gerektiğinden, mazeret unsuru yönünden oluşmayan müsnet suçtan dolayı beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet kararı verilmesi isabetli görülmediğinden, mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 25.11.1999 gün ve 1999/1230-210 sayılı kararı da bu yöndedir.)
B. FİRAR SUÇU YÖNÜNDEN YAPILAN İNCELEMEDE:
Sanığın 22.02.2002-12.04.2002 tarihleri arasında yakalanmakla sona eren firar suçundan dolayı yazılı olduğu şekilde mahkumiyetine karar verilmiş ise de;
Dosyadaki delil durumuna göre sübutunda kuşku bulunmayan firar suçunu işleyen Sanık hakkında İzmir/Güzelyalı 600 Yataklı Hv.Hst.düzenlenen Sağlık Kurulu raporunda (D.194) ve aynı Hastanece düzenlenen Adli raporda (195-196), sanığın 19.12.2002 tarihinden itibaren askerliğe elverişli olmadığı, ancak suç tarihlerinde TCK'nın 47 nci maddesinden faydalanabileceği belirtilmiştir.
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 32 nci maddesinde düzenlenen cezai ehliyet kavramının, 765 sayılı TCK'nın 46 ve 47 nci maddesinden farklı olması, 5237 sayılı TCK'nın 32 nci maddesindeki düzenlemenin yeni ve lehe düzenleme olması nedeniyle sanığın cezai ehliyet durumunun yeniden tespitinde zorunluluk bulunduğundan mahkumiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Başkan Hv. Hakim Albay Necmettin ÖZKAN ve Üye Hakim Albay Hasan DENGİZ, ceza ehliyeti yönünden noksan soruşturma bulunmadığı, psikoloji biliminin verilerine göre sanığın suç tarihinde kısmi akıl hastası olduğunun belirlenmiş olduğu, bozma sonrası yeniden yapılacak olan yargılama sonunda sanığın sabit kabul edilecek olan suçları hakkında 5237 sayılı TCKnın 32/1inci maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına ve güvenlik tedbirine hükmolunmasına karar verilmesi gerektiğine işaret edilmesi gerektiği görüşüyle noksan soruşturma yönünden yapılan bozmaya katılmamışlardır.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1. Sanığın temyizine atfen ve re'sen 353 sayılı Kanunun 221/1 inci maddesi uyarınca izin tecavüzü suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün esas yönünden bozulmasına tebliğnameye nedende farklı sonuçta uygun olarak oybirliği ile;
2. Sanığın temyizine atfen ve re'sen 353 sayılı Kanunun 221/1 inci maddesi uyarınca firar suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden BOZULMASINA;
Başkan Hv. Hakim Albay Necmettin ÖZKAN ve Üye Hakim Albay Hasan DENGİZin farklı gerekçeleriyle ve fakat bozmada oybirliğiyle 15.03.2006 karar verildi.
FARKLI GEREKÇE
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCKnın 32nci maddesinde akıl hastalığı konusu farklı şekilde düzenlenip, tam akıl hastalığı-kısmi akıl hastalığı ayrımı terk edilerek anılan maddenin 1inci fıkrasında tam akıl hastaları ile algılama ve irade yeteneği önemli derecede azalmış olan kısmi akıl hastaları arasında ceza sorumluluğu bakımından fark gözetilmemiştir. (2001 TCK DÖNMEZER TASARISI Md.34, gerekçe; 5237 sayılı TCK Adalet Alt Komisyonu ve TBMM Adalet Komisyonu Raporları; TCK Gazi Şerhi 2nci Bası 2005 İzzet ÖZGENÇ )
Tebliğnamede sanığın akli durumunun 5237 sayılı TCKnın 32/1inci maddesi kapsamına girip girmediği hususunda yeniden ek rapor alınıp sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği ileri sürülmüş ve bu görüş çoğunluk tarafından benimsenmiş ise de, sanıkta suç tarihinde psikiyatri bilimi verilerine göre 765 sayılı TCKnın 47nci maddesine uygun olarak kısmi akıl hastalığı tespit edildiğinde ve kusur yeteneğini etkileyen bu durumun 5237 sayılı TCKya göre cezasızlık nedeni oluşturduğunda kuşku yoktur. Bu nedenle yeniden ek rapor alınmasına gerek bulunmamaktadır. 01.06.2005 tarihinden önce 765 sayılı TCKnın 47nci maddesine uyduğu belirtilen akli maluliyetlerin, 01.06.2005 tarihinden itibaren 5237 sayılı TCKnın 32/1nci maddesinde belirtilen algılama ve irade yeteneği önemli derecede azalmış akıl hastalığı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunla ilgili Hükümet Tasarısının 18inci maddesinde Yürürlükten kaldırılan 765 sayılı Kanunun 47nci maddesine göre verilmiş ceza hükümleri, tazminata ilişkin kısımları hariç olmak üzere Türk Ceza Kanununun yürürlüğe girmesi ile birlikte kendiliğinden ortadan kalkar ve bu hükümlerden infazı tamamlanmamış olanlar hakkında Türk Ceza Kanununun öngördüğü tedbirlerin uygulanmasına, dosya üzerinden evvelce hükmü vermiş olan ve hükümlü bu mahkemenin yargı çevresi dışında ise o yerdeki ve aynı derecedeki mahkeme tarafından karar verilir. hükmüne yer verilmiş iken TBMM Adalet Komisyonu Raporunda Ceza kanunlarının zaman bakımından uygulanması ile ilgili kurallar göz önünde bulundurularak; Tasarının, kısmi akıl hastalığına ilişkin 18inci maddesi metinden çıkarılmıştır. şeklinde karar verilmiş ve sözü edilen Kanun Tasarının bu maddesi olmaksızın kabul edilmiştir. Zaman bakımından uygulama kuralına göre sanık lehine derhal uygulanacak olan bu durum için yeniden soruşturma yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
Bu yeni düzenleme kapsamında, suç tarihindeki akli durumu 5237 sayılı TCKnın 32/1inci maddesinde belirtilen algılama ve irade yeteneği önemli derecede azalmış kısmi akıl hastalığına uyan sanık hakkında sübut bulan firar eylemi ile ilgili olarak 5237 sayılı TCKnın 32/1inci ve 5271 sayılı CMKnın 223üncü maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına ve güvenlik tedbirine hükmolunmasına karar verilmesi gerektiğine işaret edilmesi gerekirken, çoğunluğun ceza ehliyeti konusunda yeniden rapor alınmasına dair bozma nedenine katılmadık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy