(1632 S. K. m. 47, 50, 51, 87, Ek m. 8) (765 S. K. m. 59) (2709 S. K. m. 40) (5237 S. K. m. 50) (353 S. K. m. 217) (647 S. K. m. 4)
Emre itaatsizlikte ısrar suçundan sanık terhisli J.Er Serkan ÖNAL hakkındaki J.Asy.Kor.K.lığı Askeri Mahkemesinin 09.12.2004 tarih ve 2004/1394-1000 sayılı mahkûmiyet hükmünün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 03.03.2006 tarih ve 2006/1391 sayılı onama görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde Dairemize gönderilen dava dosyası üzerinden yapılan temyiz incelemesi sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece; sanığın, 07.08.2004 tarihinde emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği kabul edilerek ASCKnın 87/1(birinci cümle) ve TCKnın 59/2nci maddeleri uygulanıp sonuç olarak 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,
Bu hükmün sanık tarafından belirlenen 33 promil alkolün kabul edilebilir alkol düzeyinin altında olduğunu, cezasının ertelenmesi gerektiğini, 5237 sayılı Kanundan yararlanmak istediğini belirten bir dilekçeyle temyiz edildiği,
Tebliğnamede, sanığın süresinde olmayan temyizinin hükümde veya tebliğ evrakında temyiz yolu merciinin belirtilmemesi karşısında süresinde olduğunun kabulü ile esastan incelenmesi ve mahkûmiyet hükmünün onanması yönünde görüş bildirildiği, anlaşılmaktadır.
Aynı hükümle emre itaatsizlikte ısrar suçundan dolayı sanıklar J.Er Deniz MEMİŞ, J.Er Cüneyt KARADENİZ ve J.Er Harun KÖYYAR hakkında tesis olunan mahkûmiyet hükümleri taraflarca temyiz edilmediğinden temyiz incelemesi dışındadır.
Temyiz isteminin süresinde olup olmadığı yönünden yapılan incelemede;
Yokluğunda açıklanan ve gerekçesine temyiz isteminin 7 gün içinde yapılabileceği hususu kaydedilen mahkûmiyet hükmünün sanığa bilinen son adresinde tebliği için tebliğ mazbatalı zarf çıkarıldığı, temyiz merci ve yöntemi konusunda bir açıklamayı ihtiva etmeyen tebliğ mazbatalı zarfın aynı konutta oturan amcasına 11.02.2005 tarihinde tebliğ edildiği; sanığın 21.02.2005 tarihini taşıyan temyiz dilekçesini aynı gün Susurluk Asliye Ceza Mahkemesi Hâkimine havale ettirerek hükmü temyiz ettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği gibi, T.C. Anayasasının 03.10.2001 tarih ve 4709 sayılı Kanunun 16ncı maddesi ile değişik 40/2nci maddesinde Devlet, işlemlerinde, ilgili kanun yolları ve hangi mercilere başvuracağını ve sürelerini göstermek zorundadır şeklinde bireyler lehine bir düzenleme yapılmıştır. Sanığın yokluğunda verilen karara karşı, kanun yollarına başvurmanın mümkün olup olmadığının, bunun şeklinin, mercii ve süresinin bildirilmesi gerektiğinden, inceleme konusu davada ise sanığa gerekçeli hüküm tebliğ edilirken süre dışında bu hükme karşı nerede ve ne şekilde temyiz yoluna başvuracağının bildirilmemiş olması nedeniyle, usulüne uygun bir tebligat yapıldığından söz edilemez. Bu nedenle, sanığın tebliğden itibaren yedi gün içinde başvurması gerekirken daha sonra yaptığı temyiz başvurusunun süresinde sayılmasına ve temyiz davasına esastan bakılmasına karar verilmiştir.
Davanın esası yönünden yapılan incelemede;
Sanığın Bitlis İl Mrk.J.K.lığında askerlik hizmetini yaparken, Kışla dahilinde alkollü içki kullanılmayacağına ilişkin yasağı kapsayan Brl.K.lığının yazılı emrinin 11.11.2003 tarihinde imza karşılığı tebliğ edilmesine rağmen, sanığın 07.08.2004 günü gecesi görevli olduğu Kışla dahilindeki Askeri Gazinodan beraberinde aynı yerde görev yapan J.Er Deniz MEMİŞ, J.Er Cüneyt KARADENİZ ve J.Er Harun KÖYYAR olduğu hâlde birlikte koğuşa doğru giderlerken, tavır ve hareketlerinden şüphelenen nöbetçi subay tarafından koklama ile alkol içtiklerinin tespit edilmesi üzerine olay yerine jandarma trafik tim görevlisinin çağrılarak alkometre ile yapılan ölçümde sanığın alkol düzeyinin 33 promil olarak ölçüldüğü, sanık J.Er Serkan ÖNAL ile haklarında temyiz incelemesi yapılmayan diğer sanıkların olay sırasında Askeri Gazinoda bira içtiklerini soruşturma ve kovuşturma evresinde saptanan ifade ve sorgularında ikrar ettikleri belirlenmiş olup, Mahkemece dosyada mevcut elverişli delillere uygun olarak maddi vakıanın açıklandığı şekilde belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Askeri Ceza Kanununun 87/1inci madde birinci cümlesinde yazılı emre itaatsizlikte ısrar suçunun oluşabilmesi için, amir tarafından verilmiş bir emrin bulunması, emrin konusunun hizmete ilişkin olması, bu hizmet emrinin suçun faili olan ast yönünden özelleştirilerek somut hale getirilmesi ve fail astın emre itaatsizlikte ısrar kastıyla hareket ederek emri hiç yapmaması gerekmektedir. Dava konusu olayda kışlaya içki sokulmamasını ve içilmemesini öngören emrin, askeri birliğin emniyeti, genel disiplin ve moral konuları esas alınarak bu konularda doğabilecek zaaf ve tehlikeleri önlemek amacıyla verildiği, düzenleniş şekli ve amacı dikkate alındığında, bu emrin askeri hizmete ilişkin olduğunda ve sanığa yöntemine uygun olarak tebliğ edilip somut hale getirildiğinde kuşku bulunmamaktadır.
Bu suretle sanığın kendisine tebliğ olunarak malûm ve muayyen hale getirilmiş hizmet emrini hiç yapmayarak 4551 sayılı Kanunla değişik ASCKnın 87nci maddesinin 1inci fıkrasının birinci cümlesinde yazılı tanıma uygun fiili suç kastıyla hareket ederek yapmak suretiyle emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği sabit olup, Mahkemece yerinde ve uygun gerekçelerle savunmaya itibar olunmayarak suçun sübutunu kabul ve vasfını tayinde, asgari hadden ceza tayininde, sırf askeri suç niteliğinde olan emre itaatsizlikte ısrar suçundan dolayı gerek 647 sayılı Kanunun 4/son maddesi ve gerekse ASCK'nın Ek-8inci maddesi hükmü uyarınca cezanın 5237 sayılı TCKnın 50nci maddesi uyarınca seçenek yaptırımlara çevrilmesinin ve ASCKnın 47/A ve Ek-8inci maddeleri uyarınca cezanın ertelenmesinin kanuni imkânsızlığı nazara alınarak bu yönde bir uygulama yapılmamasında bir isabetsizlik görülmediğinden sanığın temyizinin reddi ile mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
Suçun, sanığın da dahil olduğu müteaddit şahıslar tarafından topluca işlenmesi nazara alındığında, sanık hakkında ASCKnın 51/C ve 50nci maddesi uyarınca temel cezanın artırılması gerekirken bunun yapılmaması hatalı ise de, Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 17.05.2004 tarih ve 2004/1-1 sayılı kararı uyarınca aleyhe temyiz yokluğunda bu hata bozma nedeni sayılmayarak hataya işaretle yetinilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın yerinde görülmeyen temyizinin 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi gereğince REDDİNE,
Usul ve esas yönünden Kanuna uygun bulunan mahkûmiyet hükmünün ONANMASINA,
Tebliğnameye uygun olarak, 15.03.2006 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy