(1632 S. K. m. 47/A, 89, Ek. m. 8) (765 S. K. m. 59)
Emre itaatsizlikte ısrar suçundan sanık terhisli Tnk. Er Şahabettin TANRIVERDİ hakkındaki Kara Kuvvetleri K.lığı Askeri Mahkemesinin 20.12.2004 tarih ve 2004/1651-1045 sayılı mahkumiyet hükmünün, sanık tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 03.03.2006 tarih ve 2006/1392 sayılı onama görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde Dairemize gönderilen dava dosyası üzerinden yapılan temyiz incelemesi sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece; sanığın, Mayıs-Temmuz 2004 tarihinde emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği kabul edilerek ASCKnın 87/1(birinci cümle) ve TCKnın 59/2nci maddeleri uygulanıp sonuç olarak 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,
Bu hükmün sanık tarafından telefon bulundurmanın suç olduğunu bilmediğini, cezanın ağır olduğunu, cezanın paraya çevrilip ertelenmemesinin Kanuna aykırı olduğunu belirten bir dilekçeyle temyiz edildiği, tebliğnamede hükmün onanması yönünde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır.
Aynı hükümle yüklenen emre itaatsizlikte ısrar suçundan dolayı mahkumiyetine karar verilen diğer sanık Abdullah ZİYANEK hakkındaki bu hükme yönelik süresinde olmayan temyiz isteminin reddine karar verildiğinden, sözü edilen hüküm inceleme dışında tutulmuştur.
Yapılan incelemede; sanığın 9uncu Zh.Tug.Kh.Bölüğünde askerlik hizmetini yaparken, Kışlaya cep telefonu getirilmeyeceğine, kışlada bulundurulup kullanılmayacağına ilişkin yasağı kapsayan Bl.K.tarafından düzenlenmiş Emniyet ve Kaza Önleme Talimatının kendisine Birliğe katılışında yapılan oryantasyon eğitiminde açıklanmasına ve 17.11.2003 tarihinde imza karşılığı tebliğ edilmesine rağmen, süresinde olmayan temyiz başvurusu Yerel Askeri Mahkemece reddedilen diğer sanık P.Er Abdullah ZİYANEKin kardeşine göndermek üzere 30.05.2004 günü Çankırıda bir mağazadan aldığı Nokia 1100 marka bir cep telefonunu kışlaya sokmasının ardından bir süre geçtikten sonra hafta sonunda memleketine postalaması için sanığa verdiği, telefonu gönderemeyen sanığın 10 gün süreyle cep telefonunu koğuştaki dolabında sakladıktan sonra P.Er Abdullahın istemesi üzerine muhafaza ettiği yere baktığında bulamadığı, P.Er Abdullahın 09.07.2004 günü Çankırı C.Savcılığına dilekçe vererek cep telefonunu askeri kışla içinde çaldırdığını ve çalanlardan şikayetçi olduğunu belirttiği, telefonun çalındığını arkadaşlarına duyuran sanığın 2 gün sonra dolabında telefonu bulduğu, P.Er Abdullahın 12.07.2004 günü C.Savcılığına tekrar ifade vererek telefonunu çaldırmayıp arkadaşı Şahabettin TANRIVERDİye verdiğini, telefonun halen kendisinde olduğunu, yasak olduğu için kışladan dışarıya çıkaramadığını beyan ettiği, sanığın telefonun bulunmasından sonra faturasız Telsim hattı satın alarak arkadaşı Abdullahın telefonuna taktığı, Çankırı C.Savcılığınca görevsizlik kararı verilip soruşturmaya başlayan Askeri Savcılığın çağrısı üzerine her iki sanığın 30.07.2004 günü Askeri Savcılığa giderek ifade verip telefon ve sim kartını teslim ettikleri belirlenmiş olup, Mahkemece dosyada mevcut elverişli delillere uygun olarak maddi vakıanın açıklandığı şekilde belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Askeri Ceza Kanunun 87/1inci madde birinci cümlesinde yazılı emre itaatsizlikte ısrar suçunun oluşabilmesi için, amir tarafından verilmiş bir emrin bulunması, emrin konusunun hizmete ilişkin olması, bu hizmet emrinin suçun faili olan ast yönünden özelleştirilerek somut hale getirilmesi ve fail astın emre itaatsizlikte ısrar kastıyla hareket ederek emri hiç yapmaması gerekmektedir. Dava konusu olayda amirin kışlada cep telefonu bulundurulması ve kullanılmasının yasaklanmasına ilişkin emrinin emniyet, istihbarata karşı koyma, sabotaj ve saldırı, kazaları önleme, gizlilik, disiplin ve moral konuları esas alınmak suretiyle ve bu konularda doğabilecek zaaf ve tehlikeleri önlemek amacıyla düzenlenmiş somut bir hizmet emri olduğunda kuşku bulunmayıp; bu düzenleme ile konuşma ve haberleşme hürriyetinin özüne dokunulmamış, güvenlik gerekleriyle sadece haberleşme araçlarından biri olan cep telefonunun kışla içinde bulundurulması ve kullanılması yasaklanmıştır.
Kışlada bir süre cep telefonu bulundurmak ve sim kartı satın alıp kışlaya sokmak suretiyle, sanığın kendisine tebliğ olunarak malum ve muayyen hale getirilmiş hizmet emrini hiç yapmayarak 4551 sayılı Kanunla değişik ASCKnın 87nci maddesinin 1inci fıkrasının birinci cümlesinde yazılı tanıma uygun fiili suç kastıyla hareket ederek işlediği sabit olup, Mahkemece yerinde ve uygun gerekçelerle savunmaya itibar olunmayarak suçun sübutunu kabul ve vasfını tayinde, asgari hadden ceza tayininde, sırf askeri suç niteliğinde olan emre itaatsizlikte ısrar suçundan dolayı gerek 647 sayılı Kanunun 4/son maddesi ve gerekse ASCK'nın Ek-8inci maddesi hükmü uyarınca cezanın 5237 sayılı TCKnın 50nci maddesi uyarınca seçenek yaptırımlara çevrilmesinin ve ASCKnın 47/A ve Ek-8inci maddeleri uyarınca cezanın ertelenmesinin kanuni imkansızlığı nazara alınarak bu yönde bir uygulama yapılmamasında bir isabetsizlik görülmediğinden sanığın temyizinin reddi ile mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
Üye Hakim Albay Ramazan ŞAFAK, eylemin disiplin tecavüzü niteliğinde olduğu, yaptırımının disiplin cezası olduğu, emrin askeri hizmete ilişkin olmaması nedeniyle emre itaatsizlikte ısrar suçunun oluşmadığı görüşü ile çoğunluk görüşüne katılmamıştır.
Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın yerinde görülmeyen temyizinin 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi gereğince REDDİNE,
Usul ve esas yönünden Kanuna uygun bulunan mahkumiyet hükmünün ONANMASINA,
Tebliğnameye uygun olarak, 15.03.2006 tarihinde, Üye Hakim Albay Ramazan ŞAFAKın muhalefeti nedeniyle oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy