(1632 S. K. m. 63) (5237 S. K. m. 7, 52, 62) (647 S. K. m. 4, 5) (353 S. K. m. 204, 254, 220, 221, Ek m. 1)
Bakaya suçundan sanık Yd.Sb.Ad.Adayı Dursun ŞENOCAK hakkındaki 5 inci P.Eğt.Tug.K.lığı Askeri Mahkemesinin 20.07.2005 gün ve 2005/412-451 sayılı mahkumiyet hükmüne karşı sanık tarafından yapılan temyiz talebinin yasal süresinde yapılmadığından dolayı reddine dair aynı Mahkemenin 21.11.2005 gün ve 2005/412-8 sayılı duruşmasız işlere ait kararına sanık tarafından itiraz edilmesi üzerine, Başsavcılığın 06 Mart 2006 tarih ve 2006/1410 sayılı DİA.Kararın kaldırılması ve hükmün noksan soruşturma yönünden bozulması görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde Dairemize gelen dava dosyası incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece; sanığın, 01.04.2004 - 21.05.2004 tarihleri arasında bakaya suçunu işlediği kabul olunarak, eylemine uyan ASCK'nın 63/1-A maddesi yedi günden sonra üç ay içinde gelenler cümlesi, 5237 sayılı TCK'nın 62 ve 647 sayılı Kanunun 4üncü maddeleri uyarınca 825 YTL. sı adli para cezası ile cezalandırılmasına, verilen adli para cezasının 5237 sayılı Kanunun 52/4 üncü maddesi uyarınca aylık, 10 eşit taksit halinde sanıktan tahsiline, taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde geriye kalan miktarın tamamının tahsiline ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine karar verilmiştir.
Bu hüküm sanık tarafından özetle; Ekonomik ve mali nedenlerden dolayı celbe katılamadığı, babasının ve kardeşinin rahatsızlıkları ile ilgilendiği, esasen mazeretlerinin geçerli olarak kabul edilmesi gerektiği, 21.05.2004 tarihinde Askerlik Şubesine ifade verdikten sonra da Ağustos ayı döneminde askere gittiği ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; temyiz isteminin reddine ilişkin Duruşmasız İşlere Ait Karara karşı süresinde yapılmış bir itiraz olduğunun kabul edilmesi ve kanuna aykırı bulunan red kararının kaldırılmasına karar verilerek temyiz incelemesi yapılması gerektiği ve sanığın yargılama sırasındaki statüsünün belirlenmesi açısından hükmün noksan soruşturma nedeniyle bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde;
5 inci P.Eğt.Tug.K.lığı Askeri Mahkemesinin 20.07.2005 gün ve 2005/412-451 sayılı mahkumiyet hükmünün sanığa bizzat 15.10.2005 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın da 24.10.2005 tarihinde Fatih 1.Asliye Ceza Mahkemesine temyiz dilekçesini verdiği, temyiz dilekçesinin aynı gün yerel Askeri Mahkemesine gönderildiği, 5 inci P.Eğt.Tug.K.lığı Askeri Mahkemesinin 21.11.2005 gün ve 2005/412-8 sayılı Duruşmasız İşlere Ait Kararı ile; süresinde olmayan temyiz isteminin reddine karar verdiği, anılan kararın sanığa 07.12.2005 tarihinde bizzat tebliğ edildiği, sanığın da 15.12.2005 tarihinde Fatih Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesine verdiği itiraz dilekçesi ile; Temyiz dilekçesini süresinde verdiğini, araya hafta sonu tatilinin girmesi nedeniyle hafta sonunu takip eden ilk iş günü olan 24.10.2005 tarihinde temyiz isteminde bulunduğunu, bu nedenlerle itirazının kabulü ile temyiz incelemesinin yapılması gerektiğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
5 inci P.Eğt.Tug.K.lığı Askeri Mahkemesinin 20.07.2005 gün ve 2005/412-451 sayılı mahkumiyet hükmünün sanığa 15.10.2005 tarihinde tebliğinden sonra, 353 sayılı Kanunun 209/1 inci maddesinde öngörülen bir haftalık (7 tam günlük) kanuni temyiz süresini geçirdikten sonra temyiz isteminde bulunduğuna karar verilmiş ise de; sanığın, bir haftalık temyiz süresinin 22.10.2005 tarihinde sona erdiği, ancak bu tarihin hafta sonu tatiline rast geldiği ve hafta sonu tatilini takip eden ilk iş gününün 24.10.2005 olduğu, sanığın da bu tarihte temyiz dilekçesini verdiği dikkate alındığında, temyiz isteminin süresinde yapıldığının kabulü gerekmektedir. Yine, her ne kadar, temyiz isteminin süresinde olmadığından reddine karar veren 5 inci P.Eğt.Tug.K.lığı Askeri Mahkemesinin 21.11.2005 gün ve 2005/412-8 sayılı Duruşmasız İşlere Ait Kararın, sanığa 07.12.2005 tarihinde tebliğinden sonra, sanığın bu kez, 7 günlük itiraz süresini geçirdikten sonra 15.12.2005 tarihinde itiraz etmek suretiyle, itirazını süresinde yapmamış olduğu düşünülse de; sanığa tebliğ edilen duruşmasız işlere ait kararda veya tebliğ evrakında, kanun yolu ve süresiyle ilgili açıklamalara yer verilmediği, Anayasa'nın 03.10.2001 tarih ve 4709 sayılı Kanun ile değişik Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40'ncı maddesinin 2'nci fıkrasında Devlet işlemlerinde ilgili kanun yolları, usulleri ve süreleri göstermek zorundadır. şeklindeki bireyler lehine yapılan düzenleme gözetildiğinde; sanık hakkındaki kararda veya kararın tebliği sırasında, hangi süre içinde, hangi merciye itiraz başvurusunda bulunabileceği konusunda herhangi bir açıklamaya yer verilmediği için, geçersiz olan bu tebligat nedeniyle sanığın itiraz süresini geçirmiş olmasından sorumlu tutulamayacağı kabul edilerek temyiz isteminin reddine ilişkin Duruşmasız İşlere Ait Karara karşı süresinde yapılmış bir itiraz olduğunun kabulü ile kanuna aykırı bulunan red kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve 353 sayılı Kanunun 217 ve müteakip maddelerine göre temyiz incelemesine geçilmiştir.
Dosya içeriğinden;
2001/09 grup numarası ile askerliğine karar alınan ve çeşitli nedenlerle Nisan 2004 celp döneminde sevke tabi olan sanığın, bu celp dönemi ile ilgili olarak TRTden yayınlanan duyurular gereği en geç 31.03.2004 tarihine kadar askerlik şubesine başvurup askere sevkini yaptırması gerekirken gecikerek 21.05.2004 tarihinde kendiliğinden Suluova Askerlik Şubesi Başkanlığına müracaat edip ifadesini vererek bu durumunu sona erdirdiği, böylece 01.04.2004 - 21.05.2004 tarihleri arasında bakaya kaldığı anlaşılmıştır.
Askeri Mahkemece; mevcut delil durumuna göre, sanığın ekonomik ve mali sıkıntılar nedeniyle ve ailesinin rahatsızlıkları nedeniyle zamanında celbe katılamadığına ilişkin mazeretinin, askerlik hizmetine tercih edilebilecek geçerli bir mazeret olarak kabul olunmayarak, geçerli tebligat niteliğindeki TRT duyuruları uyarınca, birlikte işleme tabi olduğu emsallerinin sevk işleminin tamamlandığı 31.03.2004 tarihi mesai bitimine kadar askerlik şubesine başvurmamak suretiyle oluşan bakaya suçunun sübuta erdiğinin kabulü ile kurulan mahkumiyet hükmünde bir isabetsizlik bulunmadığı görülmekte ise de;
5237 sayılı TCK'nın 7/2 nci maddesinin lehe olan kanunun uygulanıp, infaz olunacağına ilişkin emredici hükmü nedeniyle, Mahkemenin ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesinin 5237 sayılı TCKnın 52/4üncü maddesine göre yapılmasına dair kararı, suç tarihi itibariyle 647 sayılı Kanunun 5 inci maddesine göre sanık aleyhine olduğundan, hükmün uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiş, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesi ile ilgili bölümünün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Sanık, sorgusunda; 21.05.2004 tarihinde Askerlik Şubesine ifade verdikten bir sonraki celp dönemi olan Ağustos 2004 celbine katılarak askerliğini yapmış olduğunu beyan etmiş olup, Tebliğnamede; sanığın yargılama sırasındaki statüsünün subay olması halinde, 353 sayılı Kanunun Ek-1 inci maddesindeki, subay ve astsubayların işledikleri suçlara ait davaların kurul halindeki askeri mahkemede yürütüleceğine ilişkin hükmünün uygulanması ve bu nedenle, sanığın yargılama sırasındaki statüsünün belirlenmesi açısından hükmün noksan soruşturma nedeniyle bozulmasına karar verilmesi talep edilmiş ise de;
Yargılama sırasında, sanığın askerliğini ne zaman, nerede ve hangi statüde yaptığının araştırılmadığı, ancak sorgusu yapılamadığı için hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarılan sanığın, 10.05.2005 tarihinde İstanbul Fatih İlçe Emniyet Müdürlüğünce evinde yakalanarak Kuzey Deniz Saha K.lığı Askeri Savcılığına teslim edildiği, Kuzey Deniz Saha K.lığı Askeri Mahkemesinde istinabe yolu ile alınan sorgusu sırasındaki kimlik ve ifadesinden 10.05.2005 tarihi itibariyle askeri şahıs olmadığı anlaşılmaktadır. İfadesine göre bir sonraki celp dönemi olan Ağustos 2004 tarihinde askere giden sanığın, askerlik hizmetini subay olarak yapması halinde, askerlik hizmet süresi bir yıl olduğu için sanığın istinabe sorgusunun yapıldığı 10.05.2005 tarihinde terhis edilmiş olduğu ve dolayısıyla sanığın askerlik hizmetini kısa dönem er olarak yaptığı anlaşıldığından, görevli mahkemenin tespiti için sanığın yargılama sırasındaki statüsünün belirlenmesi gerektiğine ilişkin tebliğnamedeki, noksan soruşturma görüşüne iştirak edilmemiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Sanığın itirazına atfen, 5 inci P.Eğt.Tug.K.lığı Askeri Mahkemesinin 21.11.2005 gün ve 2005/412-8 sayılı Duruşmasız İşlere Ait Kararın, 353 sayılı Kanunun 204/son ve 254/son maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA;
2- Yasaya aykırı görülen mahkumiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1 inci maddesi uyarınca, sanığın temyizine atfen ve re'sen, uygulama yönünden BOZULMASINA,
Ancak bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-J maddesi uyarınca mahkumiyet hükmünün ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine ilişkin bölümünün,
647 sayılı Kanunun 5 inci maddesi uyarınca, taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde geri kalan miktarın tamamının tahsiline ve para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrilmesine şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA;
Tebliğnameye aykırı olarak, 15.03.2006 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy