(1632 S. K. m. 66, 73) (765 S. K. m. 59) (5271 S. K. m. 147) (353 S. K. m. 221) (5237 S. K. m. 32)
Firar suçundan sanık terhisli P.Er Türker YILMAZ hakkındaki Kara Kuvvetleri K.lığı Askeri Mahkemesinin 22.06.2005 tarih ve 2005/154-398 sayılı mahkumiyet hükmünün, sanık tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 27.12.2005 tarih ve 2005/5662 sayılı onama görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde gönderilen dosya üzerinden yapılan temyiz incelemesi sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın 06.05.1999-28.05.1999 tarihleri arasında işlediği firar suçundan dolayı ASCKnın 66/1-a, 73 ve TCKnın 59/2nci maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin önceki mahkumiyet hükmünün, sanığın temyizi üzerine Askeri Yargıtay 1inci Dairesinin 25.09.2002 tarih ve 2002/776-775 sayılı ilamı ile usul ve noksan soruşturma nedeniyle bozulması üzerine, yeniden yapılan yargılama sonunda; Askeri Mahkemece, sanığın, 07.05.1999-28.05.1999 tarihleri arasında firar suçunu işlediği sabit görülerek ASCKnın 66/1-a, 73 ve TCKnın 59/2nci maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bu hüküm sanık tarafından CMKnın 147nci maddesi uyarınca haklarının okunmayıp savunma hakkının kısıtlandığı, hakkında CMKnın yeni hükümlerinin uygulanması gerektiği, hastaneye başvurduğunda 20-25 gün muayene yok denerek yanıltıldığını, birliğince refakatçi verilmeden hastaneye sevk edilmesi karşısında suçun manevi unsurunun oluşmadığı, cezanın paraya çevrilmemesinin Kanuna aykırı olduğu belirtilerek temyiz edildiği, tebliğnamede, hükmün onanması yönünde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır.
Yapılan incelemede; sanığın Konya 47nci Mot.P.A.2nci Tb. 6ncı Bölükte askerlik hizmetini yaparken, 04.05.1999 günü Kıta Revirinde yapılan muayenesi sonucu gönderildiği Konya Asker Hastanesinde psikiyatri uzmanı bulunmaması nedeniyle Etimesgut Hava Hastanesine sevkine karar verilmesi üzerine düzenlenen sevk yazısıyla 06.05.1999 günü saat 08.00de Birliğinden hastaneye gitmek üzere ayrıldığı, Konya-Ankara arası tanınması gereken 1 gün yol süresi sonunda 07.05.1999 günü Etimesgut Hava Hastanesine başvurup muayenesini yaptırması gereken sanığın bu tarihte başvurmayıp bir süre firarda kaldıktan sonra 21.05.1999 günü hastaneye başvurup aynı gün Psikiyatri Polikliniğinde muayene olduğu ve Nevrotik kişilikte anksiyete bozukluğu tanısıyla reçete verilerek birliğine sevk kararı alındığı, muayene sonrası da eylemini sürdüren sanığın bir süre daha firarda kaldıktan sonra muayene belgesinde 20 gün istirahat aldığına dair tahrifat yaparak 28.05.1999 günü kendiliğinden Birliğine katıldığı, tahrifatın kandırıcılık unsuru olmadığından sanığın bu eylemi nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, sanığın bu suretle altı günden fazla süre ile Birliğinden uzak kaldığı maddi vakıa olarak ortaya çıkmış olup, Mahkemenin eylemin işleniş şekli nazara alınarak firarda iken hastanede muayene olup daha sonra eylemini sürdürmesini tek bir eylem olarak değerlendirmek suretiyle yürürlükteki usul yasalarına uygun olarak tesis ettiği mahkumiyet hükmünde usul, sübut, vasıf yönlerinden bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, sanığın GATAda tutulduğu adli gözlem sonucu Nevrotik kişilik tanısı konarak 765 sayılı TCKnın 46 ve 47nci maddeleri kapsamında ceza ehliyetinin tam olduğu belirlenmiş ve aynı Hastane Sağlık Kurulunun 23.02.2005 tarih ve 619 sayılı raporuyla suç tarihlerinde ve gözlem tarihinde askerliğe elverişli olduğu saptanmış ise de,
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCKnın 32nci maddesinde akıl hastalığı konusu farklı şekilde düzenlenip, tam akıl hastalığı-kısmi akıl hastalığı ayrımı terk edilerek tam akıl hastaları ile algılama ve irade yeteneği önemli derecede azalmış olan kısmi akıl hastaları arasında ceza sorumluluğu bakımından fark gözetilmemiş; ayrıca sözü edilen maddenin 2nci fıkrasıyla Türk Ceza Hukukuna önemli bir yenilik getirilerek, 1inci fıkrada yazılı derecede olmayan yani algılama ve irade yeteneğini tamamen kaldırmayan veya bunları önemli derecede azaltmayan akıl sağlığındaki ve bilinçteki bozukluk nedeniyle, işlediği fiilin haksız niteliğini tam olarak değerlendiremeyen failler hakkında ceza indirimi ya da ceza süresi kadar güvenlik tedbiri uygulaması öngörülmüştür.
Bu yeni düzenleme kapsamında sanığın suç tarihlerindeki akli durumunun ve ceza ehliyetinin yeniden tespiti için psikiyatri uzmanı bilirkişi görüşünün alınmasına gerek bulunduğundan hükmün noksan soruşturma nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
Üye Hak. Alb. Ülkü COŞKUN ve Üye Hak. Alb. Adnan AKBAL, sanığın ceza ehliyetinin tam olduğunun yöntemince saptandığı ve bu nedenle yeniden akli durumunun araştırılmasına gerek olmadığı, hükmün onanması gerektiği görüşüyle bozma kararına katılmamışlardır.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince mahkumiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden BOZULMASINA,
Tebliğnameye aykırı olarak, 18.01.2006 tarihinde Üye Hak. Alb. Ülkü COŞKUN ve Üye Hak.Alb. Adnan AKBALın karşı oyu nedeniyle oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy