(1632 S. K. m. 47/A, 63) (765 S. K. m. 59) (647 S. K. m. 4, 6) (6183 S. K. m. 51) (353 S. K. m. 136, 139, 177)
Bakaya suçundan sanık Yd.Sb.Ad.Adayı Ahmet KİNO hakkındaki 7 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 28.12.2004 tarih ve 2004/1470-1229 sayılı mahkûmiyet hükmünün sanık tarafından yasal sürede temyizi üzerine, Başsavcılığın 06 Mart 2006 tarih ve 2006/1430 sayılı hükmün bozulması görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde gelen dava dosyası incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece; Sanığın, 01.08.2003-21.11.2003 tarihleri arasında bakaya suçunu işlediği sabit görülerek, ASCKnın 63/1-A maddesinin üç aydan sonra gelenler cümlesi, TCKnın 59 uncu ve 647 sayılı Kanunun 4 üncü maddeleri gereğince 1.155.700.000.TL. ağır para cezasıyla cezalandırılmasına,
647 Sayılı Kanunun 5 inci maddesince sanık hakkında hükmolunan netice cezanın üç ay arayla sekiz eşit taksitte sanıktan tahsiline, taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde geri kalan miktarın tamamının sanıktan tahsiline, taksitlerin süresinde ödenmemesi halinde 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde belirlenen gecikme zammı oranının yarısı oranında gecikme zammı uygulanmasına,
ASCKnın 47/A maddesinin amir hükmü gereğince 647 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin uygulanmasına mahal olmadığına karar verilmiştir (Dz.47).
Sanık hükmü süresinde, özetle lehe olan kanunu bilmemek mazeret sayılmaz şeklindeki kuralın dikkate alınmadığını, suç kastı bulunmadığını, takdiren indirim oranının 1/5 olması gerektiğini, cezanın tecili gerektiğini ileri sürerek temyiz etmiştir (Dz.54, 56).
Tebliğnamede ise, hükmün bozulması yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede;
2001/09 ncu grup yedek subay aday adayı olarak askerliğine karar alınan ve Ağustos 2003 yedek subay celp döneminde sevke tabi olan sanığın, yükümlülere tebliğ mahiyetindeki muhtelif TRT duyurularına göre en geç 31.07.2003 günü mesai saati sonuna kadar askerlik şubesine müracaat etmesi gerekirken, yasal açıdan geçerli bir mazereti bulunmaksızın gecikerek 13.01.2004 tarihinde Askerlik Şubesine müracaat ettiği, bu suretle de 01.08.2003-21.11.2003 tarihleri arasında bakaya suçunu işlediği kabul edilerek mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;
1) 28.12.2004 tarihli duruşmaya katılan tutanak katibinin isminin, tutanağın başında ve son kısmında farklı yazılmış olmasının (Dz.47, 49) tereddüde yol açtığı ve 353 sayılı Kanunun 177 nci maddesine aykırılık oluşturan bu usûl hatasının bozmayı gerektirdiği,
2) Kısa kararda (Dz.47) suç tarihlerinin 01.08.2003-21.11.2003 arası olarak gösterilmesine rağmen, gerekçeli kararda (Dz.49) suç tarihlerinin 01.08.2003-13.01.2004 arası olarak gösterilmesinin, maddi vakıanın sübutu noktasında hüküm ile gerekçe arasında çelişki oluşturduğu, bu usûle aykırılığın da bozmayı gerektirdiği,
3) Sanık hakkında 353 sayılı Kanunun 136/2 nci maddesi yerine 139/2 nci maddesi uyarınca vareste kararı alınmış olmasının kanuna aykırılık oluşturduğu (Dz.47),
4) Ayrıca, sanığın sevkinin 30 Haziran 2003 tarihine kadar tehir edildiğine dair (Dz.16) sevk tehiri belgesinin dosyaya ithali sağlanmaksızın, sevk tehirinin yasal dayanağı araştırılmaksızın ve sevk tehirine sebep teşkil eden statünün devam edip etmediği ve ayrıca sevk tehirinin sanığa tebliğ edilip edilmediği hususları belirlenmeksizin hüküm kurulmasının da hükmün noksan soruşturma nedeniyle bozulmasını gerektirdiği sonucuna varılmıştır.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen, mahkûmiyet hükmünün 353 sayılı Kanunun 221/1 inci maddesi uyarınca usûl ve noksan soruşturma yönlerinden BOZULMASINA;
Tebliğnamedeki görüş doğrultusunda, 15.03.2006 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy