(1632 S. K. m. 66) (765 S. K. m. 47, 59) (5237 S. K. m. 32)
Firar suçundan sanık terhisli P.Er Rifat DAL hakkındaki 8inci Kor.K.lığı Askeri Mahkemesinin 18.05.2005 tarih ve 2005/454-184 sayılı mahkûmiyet hükmünün, sanık tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 06.03.2006 tarih ve 2006/1440 sayılı bozma görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde gönderilen dosya üzerinden yapılan temyiz incelemesi sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece, sanığın, 11.07.2003-11.10.2004 tarihleri arasında firar suçunu işlediği sabit görülerek ASCKnın 66/1-a, 765 sayılı Kanunun 47 ve 59/2nci maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,
Bu hükmün sanık tarafından ruhsal problemleri nedeniyle suç kastı olmaksızın tedavi amacıyla memleketine geldiği, ceza verilmemesi gerektiği belirtilerek temyiz edildiği,
Tebliğnamede, sanık hakkında TCKnın 47nci maddesinden yararlanması gerektiğine dair rapor verilmesi nazara alınarak durumunun 5237 sayılı TCKnın 32nci maddesi kapsamında yeniden değerlendirilmesi için adli gözlem altına alınıp sağlık kuruluna çıkarılması gerektiğinden hükmün noksan soruşturma nedeniyle bozulması yönünde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır.
Yapılan incelemede; sanığın Yayladere 2/17nci İç Güv. Taburunda askerlik hizmetini yaparken, sevk edildiği Elazığ Asker Hastanesinde psikiyatri uzmanı bulunmaması nedeniyle Diyarbakır Asker Hastanesine sevkine karar verilmesi üzerine Elazığ KTMde konvoy için bekletilirken, 11.07.2003 günü konvoya katılmayarak firar edip aynı gün Ankaraya geldiği, firar hâlindeyken 11.10.2004 günü saat 16.00da kendiliğinden Ankarada polis karakoluna teslim olduğu, sanığın bu suretle altı günden fazla süre ile Birliğinden uzak kaldığı maddi vakıadır.
Sanık hakkında Elazığ Asker Hastanesi Sağlık Kurulunun 18.01.2005 tarih ve 99 sayılı raporuyla geçirilmiş anksiyete bozukluğu tanısı konarak suç tarihlerinde ve gözlem tarihinde askerliğe elverişli olduğu belirlenmiş ve aynı Hastanede adli gözlem altında tutularak suç tarihinde ceza ehliyetinin tam olmadığı ve ceza ehliyetini etkileyecek nitelikte bir akıl ve ruh hastalığı bulunduğundan 765 sayılı TCKnın 47nci maddesinden yararlandırılması gerektiği sonucuna varılmış ve bu tespit doğrultusunda Mahkemece, sanık hakkında 765 sayılı TCKnın 47nci maddesi uyarınca cezada indirim yapılmış ise de;
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCKnın 32nci maddesinde akıl hastalığı konusu farklı şekilde düzenlenip, 1inci fıkrada işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiler arasında ceza sorumluluğu bakımından fark gözetilmemiş; ayrıca sözü edilen maddenin 2nci fıkrasıyla Türk Ceza Hukukuna önemli bir yenilik getirilerek, 1inci fıkrada yazılı derecede olmayan yani algılama ve irade yeteneğini tamamen kaldırmayan veya bunları önemli derecede azaltmayan akıl sağlığındaki ve bilinçteki bozukluk nedeniyle, işlediği fiilin haksız niteliğini tam olarak değerlendiremeyen failler hakkında ceza indirimi ya da ceza süresi kadar güvenlik tedbiri uygulaması öngörülmüştür. Bu yeni düzenleme kapsamında sanığın suç tarihlerindeki akli durumunun yeniden adli gözlem altına alınarak değerlendirilmesi ve askerliğe elverişli olup olmadığının sağlık kurulunca saptanması gerektiğinden hükmün noksan soruşturma nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
Başkan Hv.Hâkim Albay Necmettin ÖZKAN ve Üye Hâkim Albay Hasan DENGİZ, ceza ehliyeti yönünden noksan soruşturma bulunmadığı, psikoloji biliminin verilerine göre sanığın suç tarihinde kısmi akıl hastası olduğunun belirlenmiş olduğu, bu nedenle firar eylemi sabit olan sanık hakkında 5237 sayılı TCKnın 32/1inci maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına ve güvenlik tedbirine hükmolunmasına karar verilmesi gerekmesinden dolayı noksan soruşturma yönünden yapılan bozmaya katılmayarak, mahkûmiyet hükmünün uygulama noktasından bozulması yönünde oy kullanmışlardır.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden BOZULMASINA,
Tebliğnameye uygun olarak, 15.03.2006 tarihinde Başkan Hv.Hâkim Albay Necmettin ÖZKAN ve Üye Hâkim Albay Hasan DENGİZin farklı bozma gerekçelerine karşın bozmada oybirliğiyle karar verildi.
FARKLI BOZMA GEREKÇESİ
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCKnın 32nci maddesinde akıl hastalığı konusu farklı şekilde düzenlenip, tam akıl hastalığı-kısmi akıl hastalığı ayrımı terk edilerek anılan maddenin 1inci fıkrasında tam akıl hastaları ile algılama ve irade yeteneği önemli derecede azalmış olan kısmi akıl hastaları arasında ceza sorumluluğu bakımından fark gözetilmemiştir. (2001 TCK DÖNMEZER TASARISI Md.34, gerekçe; 5237 sayılı TCK Adalet Alt Komisyonu ve TBMM Adalet Komisyonu Raporları; TCK Gazi Şerhi 2nci Bası 2005 İzzet ÖZGENÇ )
Tebliğnamede sanığın akli durumunun 5237 sayılı TCKnın 32/1inci maddesi kapsamına girip girmediği hususunda yeniden adli gözlem sonucu sağlık kurul raporu alınıp sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği ileri sürülmüş ve bu görüş çoğunluk tarafından benimsenmiş ise de, sanıkta suç tarihinde psikiyatri bilimi verilerine göre 765 sayılı TCKnın 47nci maddesine uygun olarak kısmi akıl hastalığı tespit edildiğinde ve kusur yeteneğini etkileyen bu durumun 5237 sayılı TCKya göre cezasızlık nedeni oluşturduğunda kuşku yoktur. Bu nedenle yeniden adli gözleme ve ek rapor alınmasına gerek bulunmamaktadır. 01.06.2005 tarihinden önce 765 sayılı TCKnın 47nci maddesine uyduğu belirtilen akli malûliyetlerin, 01.06.2005 tarihinden itibaren 5237 sayılı TCKnın 32/1nci maddesinde belirtilen algılama ve irade yeteneği önemli derecede azalmış akıl hastalığı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunla ilgili Hükümet Tasarısının 18inci maddesinde Yürürlükten kaldırılan 765 sayılı Kanunun 47nci maddesine göre verilmiş ceza hükümleri, tazminata ilişkin kısımları hariç olmak üzere Türk Ceza Kanununun yürürlüğe girmesi ile birlikte kendiliğinden ortadan kalkar ve bu hükümlerden infazı tamamlanmamış olanlar hakkında Türk Ceza Kanununun öngördüğü tedbirlerin uygulanmasına, dosya üzerinden evvelce hükmü vermiş olan ve hükümlü bu mahkemenin yargı çevresi dışında ise o yerdeki ve aynı derecedeki mahkeme tarafından karar verilir. hükmüne yer verilmiş iken TBMM Adalet Komisyonu Raporunda Ceza kanunlarının zaman bakımından uygulanması ile ilgili kurallar göz önünde bulundurularak; Tasarının, "kısmi akıl hastalığı"na ilişkin 18inci maddesi metinden çıkarılmıştır. şeklinde karar verilmiş ve sözü edilen Kanun, Tasarının bu maddesi olmaksızın kabul edilmiştir. Zaman bakımından uygulama kuralına göre derhal sanık lehine uygulanacak olan bu durum için yeniden soruşturma yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
Bu yeni düzenleme kapsamında, suç tarihindeki akli durumu 5237 sayılı TCKnın 32/1inci maddesinde belirtilen algılama ve irade yeteneği önemli derecede azalmış kısmi akıl hastalığına uyan sanık hakkında sübut bulan firar eylemi ile ilgili olarak 5237 sayılı TCKnın 32/1inci ve 5271 sayılı CMKnın 223üncü maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına ve güvenlik tedbirine hükmolunmasına karar verilmesi gerektiği belirtilerek mahkûmiyet hükmünün uygulama yönünden bozulmasına karar verilmesi gerekirken, çoğunluğun ceza ehliyeti konusunda yeniden rapor alınmasına dair bozma nedenine katılmadık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy