(1632 S. K. m. 88) (5237 S. K. m. 62) (353 S. K. m. 120, 130, 221)
Toplu asker karşısında emre itaatsizlikte ısrar suçundan sanık Uzm. J.Çvş. Murat BAŞÇI hakkında 2 nci Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 12.07.2005 gün ve 2005/377-349 esas ve karar sayılı mahkumiyete ilişkin hükmün, sanık ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının bozma görüşünü içeren 07.03.2006 gün ve 2006/1480 sayılı tebliğnamesi ekinde Dairemize gönderilen dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece; sanığın 27.09.2004 tarihinde toplu asker karşısında emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği sabit görülerek, eylemine uyan ASCKnın 88/1 inci maddesi ve TCKnın 62/1 inci maddeleri uyarınca beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık, hükmü süre tutum dilekçesiyle süresinde temyiz etmiş (Dz.128), sanık müdafii ise süresinde verdiği dilekçeyle özetle; eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, delil değerlendirilmesinin doğru yapılmadığını, tanık ifadelerinde belirtildiği gibi müvekkilinin verilen emri duymadığını, mahkumiyete götürecek delil bulunmadığını, hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek temyiz etmiştir (Dz.129).
Tebliğnamede, hükmün 353 sayılı Kanunun 120 ve 130 uncu maddelerine aykırılık nedeniyle usul, beraat kararı yerine mahkumiyet kararı verilmesi nedeniyle sübut ve sanığın cezai ehliyetinin yeni ceza kanununa göre saptanmasının gerektiği gerekçesiyle noksan soruşturma yönlerinden bozulması gerektiği görüş ve düşüncesi bildirilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, sanığın Malatya/Kuluncak İlçe J.K.lığı Merkez J.Krk. Komutanlığı emrinde Uzm. J.Çvş. olarak görev yaparken, 27.09.2004 tarihinde diğer bütün personel ile birlikte sabah içtimasına katıldığı, İlçe J.Komutanı J.Kd.Bçvş.Musa AKTAŞın sabah yoklamasını aldıktan sonra emir komutayı Krk.K.J.Bçvş.Osman ERASLANa bırakarak ve eğitim yapılması emri vererek bölük binasına gittiği,
J.Bçvş. Osman ERASLANın nezaretinde, iki uzman Çvş.un 24 hazır mevcutlu (Dz.47) Karakol Personeline manga muharebe eğitimini anlattığı sırada, sanığın cebinden çıkarttığı bir cep telefonu ile kısa bir görüşme yaptığı, bunu gören Krk.K.J.Bçvş.Osman ERASLANın sanığı uyararak, telefonu cebine koyması ve eğitimi takip etmesini, telefonla ilgilenmemesini söylediği, bunun üzerine sanığın amiri durumundaki Karakol Komutanına karşı benim cep telefonu ile konuşma özgürlüğüm yok mu diye cevap verdiği, akabinde bunalımda olduğu, üzerine çok gelindiği tarzında bazı sözler söyleyerek, elinde cep telefonu ile bölük binasına doğru yürümeye başladığı, bunu gören Krk.K.J.Bçvş.Osman ERASLANın sanığın arkasından uzman çavuşum buraya gel, eğitime katıl şeklinde seslenmesine rağmen sanığın geri dönmediği, Bçvş.Osmanın sesini biraz yükselterek tekrar çağırdığı, ancak sanığın dönmeyip bölük binasına girdiği ve Bl.Komutanı odasına gittiği, sanığın peşinden Krk.K.J.Bçvş. Osman ERASLANn da Bl. binasına gidip olayı Bl.Komutanıa anlattığı maddi olay olarak sabit olup, eylemin bu şekilde geliştiğinde tereddüt bulunmamaktadır.
Bu şekilde gelişen olay nedeniyle sanığın, amiri durumundaki J.Bçvş. Osman ERASLANın, eğitime katılması yönündeki emrine aykırı davranışla, eğitime katılmama şeklindeki eylemini toplu asker karşısında gerçekleştirdiği kabul edilerek yazılı olduğu şekilde mahkumiyetine karar verilmiş ise de;
Sanık gerek hazırlık aşamasında, gerekse son soruşturma aşamasında tespit edilen sorgu ve savunmalarında ısrarla; olay günü eğitim alanından ayrılırken J.Bçvş. Osman ERASLANın kendisini çağırdığını duymadığını belirtmekte, sanık müdafii de temyizinde bu hususu ileri sürmektedir.
Sanığın bu yöndeki savunmaları, yargılama aşamasında Askeri Mahkemece tanıklardan sorulmuş; Krk.K.tanık Osman ERASLAN: ...ben sanığı bağırarak değil de normal ses tonuyla çağırmıştım, o sırada yoldan arabaların geçmesi halinde gürültüden sanık beni duymamış olabilir, ancak normal şartlarda söylediklerim duyabilecek mesafedeydi... (Dz.71), tanık Kadir ÖZBAKAN: ...ancak o sırada yoldan araş geçip geçmediğini hatırlamıyorum, J.Bçvş.Osman ERASLAN sanığı normal bir ses tonunun biraz üzerindeki bir sesle çağırmıştı, yani fazla bağırmamıştı... (Dz.72), tanık Osman BAYSARI: ...sanık, Osman Başçavuşu duymamış olabilir, zira eğitim alanının hemen yanından yol geçmektedir, ayrıca okulda vardır, araç gürültüsünden sanık duymamış olabilir... (Dz.72), tanık Faruk DOĞANAY: ...sanık o sırada çok sinirli idi, sanığın Osman Başçavuşun ikazını duymasını engelleyecek araç v.s dış etken olduğunu hatırlamıyorum, ancak asabi hali nedeniyle duymamış olabilir... (Dz.83), tanık Hüseyin DAŞ: ...olay sırasında eğitim alanının hemen bitişiğindeki trafikten kaynaklanan bir gürültü vardı, ayrıca eğitim alanının bitişiğinde bir de ilkokul vardır, oradan da gürültü geliyordu, bu yüzden sanık duymamış olabilir... (Dz.84), tanık Murat GENÇ: ...eğitim alanının yanındaki okuldan gürültü geliyordu, yoldaki araçlar nedeniyle de gürültü vardı, bunlardan dolayı sanık duymamış olabilir... (Dz.84), şeklinde beyanda bulunmuştur.
İlçe J.Komutanı tanık Musa AKTAŞda olaydan sonra odasına gelen sanığa ...Osman Başçavuşu dinleyip, neden eğitime dönmedin diye sorduğunu sanığın da duymadım dediğini beyan etmiştir (Dz.98).
Dz.95 de kayıtlı olay yeri krokisinde de tanıkların ifadesinde belirttiği şekilde olay yerine yakın Kuluncak İlköğretim Okulunun bulunduğu, eğitim yapılan yer ile Bl. binası arasından Hekimhan - Sofular yolunun geçtiği görülmektedir.
Yukarıda belirtilen yeminli tanık ifadeleri, sanığın savunmaları ve diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanığın J.Astsb.Bçvş.Osman ERASLAN tarafından geri dönüp eğitime katılması için verdiği emri kesinlikle duyduğunun kabulü mümkün olmadığı gibi, sanığın bilerek ve isteyerek bu emri yerine getirmediği hususunun da şüpheli kaldığı, şüphenin sanık lehine yorumlanması gerektiği şeklindeki evrensel ceza hukuku genel prensibine göre de, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet hükmü tesisi isabetli görülmemiş ve hükmün esastan bozulmasına karar verilmiştir.
Diğer yandan, sanığın savunma hakkı ile adil yargılanma hakkının bir gereği olarak, 353 sayılı Kanunun 120 inci maddesi ile 130 uncu maddesi uyarınca iddianamenin duruşma gününden en aşağı bir hafta önce sanığa tebliğ edilmesi, bu süreye uyulmamış ise kanuni sürenin sanığa hatırlatılması gerekirken, bu usul kurallarına riayet edilmeden 12.11.2004 tarihli sanığın sorgusunun tespit edildiği duruşmada (Dz.70); Askeri Cezaevinden gönderilen, Murat BAĞIŞ isimli bir başka sanığa ait tebellüğ belgesinin (Dz.64, 65), sanığa iddianamenin tebliğ edildiğine dair tebellüğ belgesi olarak kabul edilerek duruşmaya devamla hüküm kurulması usule aykırı olmakla birlikte, mahkumiyet hükmünün esastan bozulması dikkate alınarak bu husus ayrıca bozma sebebi yapılmayıp tenkitle yetinilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün sanığın ve sanık müdafiinin temyizlerine atfen ve resen 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi uyarınca esas (sübut) yönünden BOZULMASINA;
Tebliğnameye uygun olarak, 15.03.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy