(1632 S. K. m. 68) (765 S. K. m. 59) (353 S. K. m. 120, 130, 207) (1412 S. K. m. 210, 221, 308) (5271 S. K. m. 176, 190, 298)
Yakalanmakla sona eren mehil içi firar suçundan sanık P.Er Enver KAYA hakkında 5inci Zırhlı Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 13.12.2004 gün ve 2004/2242-1110 esas ve karar sayılı mahkûmiyete ilişkin hükmün, sanık tarafından süresinde sebep gösterilmeksizin temyiz edilmesi üzerine, dava dosyası Askeri Yargıtay Başsavcılığının hükmün usul yönünden bozulması görüşünü içeren 08.03.2006 gün ve 2006/1557 sayılı tebliğnamesi ekinde Dairemize gönderilmekle incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece; sanığın, 24.09.2004-27.09.2004 tarihleri arasında yakalanmakla son bulan mehil içi firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 68 ve 765 sayılı TCKnın 59/2nci maddeleri gereğince bir ay yirmi gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bu hüküm, sanık tarafından, sebep gösterilmeksizin süresinde temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede, iddianamenin sanığa hangi tarihte tebliğ edildiği aydınlatılmaksızın, 13.12.2004 tarihli duruşmada sanığa yasal hazırlık süresinden vazgeçme veya duruşmanın tehirini talep etme hakkından bahsedilmemesinin, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurduğu belirtilerek, mahkumiyet hükmünün usul yönünden bozulması görüş ve düşüncesi bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; 24.09.2004 tarihinde birliğini izinsiz olarak terk ettiği, aynı gün sabah yoklamasında belirlenen sanığın 27.09.2004 tarihinde saat 23.30da yakalandığı, müteakiben birliğine teslim edildiği maddi vakıa olarak sübut bulmakta ise de,
Sanığa, duruşma öncesinde iddianamenin 02.12.2004 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu kabul edilerek, 13.12.2004 tarihinde yapılan duruşmada hazır bulunan sanığın, bir haftalık yasal savunma süresinin geçtiği belirtilerek, sorgu ve savunması tespit edilmiştir.
353 sayılı Kanunun 120, 1412 sayılı CMUKun 210 ve 5271 sayılı CMKnın 176/4üncü maddelerinde; iddianamenin tebliği ile duruşma günü arasında en aşağı bir haftalık sürenin geçmesi gerektiği, sanığın uygun görmesi halinde bu sürenin azaltılabileceği, bu süreye uyulmamış ise, iddianamenin okunmasından önce sanığın duruşmanın tehir veya talikini isteyebileceği, yine 353 sayılı Kanunun 130/3, 1412 sayılı CMUKun 221/3 ve 5271 sayılı CMKnın 190/2nci maddelerinde; 353 sayılı Kanunun 120, 1412 sayılı CMUKun 210 ve 5271 sayılı CMKnın 176/4üncü maddelerinde belirtilen süreye uyulmamış ise, hakim tarafından duruşmanın tehir veya talikini istemeye hakkı olduğunun sanığa bildirileceği, keza, 353 sayılı Kanunun 207/3-H, 1412 sayılı CMUKun 308/8 ve 5271 sayılı CMKnın 289/h maddelerinde; hüküm için önemli olan noktalarda Mahkeme kararı ile savunma hakkının kısıtlanmış olmasının mutlak bozma nedeni olduğu, hususları hüküm altına alınmış bulunmaktadır.
Belirtilen bu yasal düzenlemeler ışığı altında somut olaya baktığımızda; Askeri Mahkemece birlik komutanlığına yazılan müzekkere ile, iddianamenin sanığa tebliğinin ve sanığın duruşma günü mahkemede hazır bulundurulmasının istendiği (Dz.37), birlik komutanlığınca yazılan cevabi yazıda ise, duruşma gününün sanığa tebliğ edildiğinin bildirildiği (Dz.40), söz konusu yazının ekinde bulunan tebliğ-tebellüğ belgesinde (Dz.41) de, 02.12.2004 tarihinde sanığa celp hakkında tebligat yapıldığının yazılmış olduğu, bu durumda sanığa sorgusunun yapılmasından önce iddianamenin tebliğ edildiğinden söz etmenin mümkün olmadığı, bu bağlamda iddianamenin sanığa tebliği ile sanığın sorgusu arasında geçmesi gereken bir haftalık süreye uyulmadan, yasal tehir ve talik hakkı bulunduğu hususu kendisine hatırlatılmadan ve ayrıca bahse konu edilen bu süreden feragat ettiğine dair açık bir beyanı söz konusu olmadan 13.12.2004 tarihli duruşmada iddianame uyarınca sorgu ve savunmasının tespit edilmesinin sanığın savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurduğundan, 353 sayılı Kanunun belirtilen maddelerinin amir hükümlerine açık muhalefet teşkil eden bu usule aykırılık hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince mahkûmiyet hükmünün usul yönünden BOZULMASINA,
Tebliğnameye uygun olarak, 22.03.2006 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy