(1632 S. K. m. 63) (765 S. K. m. 30, 59, 72) (647 S. K. m. 4, 5) (5083 S. K. m. 2) (6183 S. K. m. 51) (5275 S. K. m. 122) (5252 S. K. m. 5) (353 S. K. m. 220, 221)
Yoklama kaçağı ve Geç iltihak suretiyle bakaya suçlarından sanık J. Er İbrahim ÇETİN hakkındaki Jandarma Asayiş Kolordu K.lığı Askeri Mahkemesinin 27.12.2004 tarih ve 2004/1516-1075 sayılı mahkûmiyet hükümlerinin sanık tarafından yasal sürede temyizi üzerine, Başsavcılığın 14 Mart 2006 tarih ve 2006/1665 sayılı hükümlerin bozulup, düzeltilerek onanması görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde gelen dava dosyası incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece, sanığın; 28.08.2001-05.11.2003 tarihleri arasında kendiliğinden başvurmakla sona eren yoklama kaçağı suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 63/1-A maddesinin üç aydan sonra gelenler cümlesi, TCKnın 59/2 ve 647 sayılı Kanunun 4üncü maddeleri uyarınca 1.115.700.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına,
16.11.2003-17.11.2003 tarihleri arasında kendiliğinden başvurmakla sona eren geç iltihak suretiyle bakaya suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 63/1-B, TCKnın 59/2 ve 647 sayılı Kanunun 4üncü maddeleri uyarınca 288.925.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına,
Aynı neviden ağır para cezalarının TCKnın 72nci maddesi uyarınca toplanarak neticeten, 1.444.625.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına,
Verilen ağır para cezasının 647 sayılı Kanunun 5inci maddesi uyarınca aylık yirmidört eşit taksit halinde tahsiline, taksitlerin süresinde ödenmemesi halinde gecikme zammı uygulanmasına, karar verilmiştir.
Sanık, sebep göstermeksizin, hükmü süresinde temyiz etmiştir.
Tebliğnamede ise, her iki hükmün düzeltilerek onanması yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede;
Sanık adına As. Şb. Başkanlığınca çıkartılan son yoklama çağrı pusulasının 17.07.2000 tarihinde akrabası olan Kemal ÇETİNe tebliğ edilerek, sanığın 16.08.2000 tarihine kadar Askerlik Şubesine başvurmasının istenildiği, yerli Askerlik Şubesi Başkanlığınca emsallerinin 21-27.08.2001 tarihleri arasında sevk edildiği, sanığın bu tarihten sonra 05.11.2003 tarihinde kendiliğinden Bodrum Askerlik Şubesine müracaat ederek yoklamasını yaptırdığı, 13.11.2003 tarihinde 2 gün yol süresi tanınarak askere sevkinin yapıldığı, 2 gün yol süresi sonunda en geç 16.11.2003 günü eğitim birliğine katılması gereken sanığın askerlik hizmetine tercih edilebilir yasal mazereti olmaksızın birliğine katılmadığı, 17.11.2003 tarihinde kendiliğinden eğitim birliğine katıldığı; böylece müsnet suçları işlediği kabul edilmiştir.
Sanık sorgu ve savunmalarında (Dz.7, 31); tebligattan haberi olduğunu, ancak ailesinin geçimini sağlamak zorunda olduğu için zamanında yoklamasını yaptıramadığını, otobüs bileti bulamadığı için de eğitim birliğine geç katıldığını, beyan etmiştir. Yapılan araştırmada askerlik hizmetine tercih edilebilecek yasal mazeretlerinin olmadığı anlaşılmıştır.
Sanığın işlemiş olduğu yoklama kaçağı ve geç iltihak suretiyle bakaya suçundan haklı ve inandırıcı gerekçelerle Yasanın öngördüğü cezanın alt sınırının esas alınarak cezalandırılması, gerekli takdiri indirimin uygulanması, suretiyle kurulan hükümde usul, sübut, vasıf, takdir yönlerinden yasaya aykırı bir durum görülmemiş ise de;
Sanık hakkında uygulanan ve 01.06.2005 tarihinde yürürlükten kalkan 647 sayılı Kanunun 4üncü maddesinin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlarla ilgili düzenlemesine göre daha lehe sonuç doğurduğunda kuşku bulunmamakla birlikte, 27.04.2005 tarihli ve 25798 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren ve 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanunun 2nci maddesinde değişiklik yapan 5335 sayılı Kanunun 22nci maddesinde, İlgili kanunlar gereğince uygulanacak adli ve idari para cezalarının hesaplanmasında ve ödenmesinde, Bir Yeni Türk Lirasının (1 YTL.) altında kalan tutarlar dikkate alınmaz hükmüne yer verilmesi nedeniyle, sözü edilen bu yasal değişiklik, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 30uncu maddesinde yazılı para cezalarında bin liranın küsuru hesaba katılmaz kuralını zımnen ilga etmiştir. Dolayısıyla, bin liranın küsuru hesaba katılmaz kuralı, Bir Yeni Türk Lirasının altında kalan tutarlar hesaba katılmaz haline dönüşmüştür. Buna göre, 647 sayılı Kanunun 4421 sayılı Kanun ile değişik 4/1inci maddesinde, kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar için cürümlerde beher günün 2-3 milyon TL. üzerinden ağır para cezasına çevrilmesinin ve müteakiben bu rakamların her yıl saptanan yeniden değerleme oranında artırılmasının öngörülmüş olduğu nazara alındığında, bu oranlar dikkate alınarak ve her hesaplama aşamasında Bir Yeni Türk Lirasının altında kalan tutarlar dikkate alınmadan yapılan hesaba göre, cürümlere ilişkin kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların para cezasına dönüştürülmesinde, suç tarihi olan 2003 yılı için beher gün karşılığı 9-14 YTL. adli para cezası uygulanması gerekmekte ve bu durum inceleme konusu hükümde tayin olunan hapis cezasının beher günü karşılığı 11.557.000 TL.den ağır para cezasına çevrilmiş olması sebebiyle sanık lehine sonuç doğurmaktadır.
Öte yandan, 647 sayılı Kanunun 5inci maddesinin taksitlerin süresinde ödenmemesi halinde 6183 sayılı Kanunun 51inci maddesinde belirlenen gecikme zammı oranının yarısı oranında gecikme zammı uygulanmasına dair hükmü 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 ve 5237 sayılı Kanunlarda düzenlenmemiş ve 5275 sayılı Kanunun 122nci maddesiyle yürürlükten kalkmış olduğundan, hükümdeki gecikme zammı uygulanmasına ibaresinin de kararda dikkate alınmaması gerekmekte ve bu yasal değişiklik de sanık lehine bir durum yaratmaktadır.
Bu duruma göre, Mahkemece, takdire bağlı olarak değişim gösterecek bir niteliği bulunmayan bu lehe değişiklikten dolayı 5252 sayılı Kanunun 5inci maddesiyle kanunlarda öngörülen ağır para cezaları, adli para cezasına dönüştürüldüğü halde sonuç para cezasının ağır para cezası olarak belirlenmesi ve para cezasının süresinde ödenmemesi durumu için gecikme zammı öngörülmesinde isabet bulunmadığından, hükmün uygulamadaki bu hatalardan dolayı bozulması, ancak bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün 353 sayılı Kanunun 220/2-J maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmektedir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyiz sebeplerine atfen ve resen; her iki mahkûmiyet hükmünün 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi uyarınca uygulama hatası yönünden ayrı ayrı BOZULMASINA;
Ancak bozma nedeni yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-J madde ve fıkrası gereğince hükmün, yoklama kaçağı suçunu işlediği anlaşılmakla ..... 900 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına geç iltihak suretiyle bakaya suçunu işlediği anlaşılmakla ..... 225 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına....... taksitlerden birinin ödenmemesi halinde geri kalan miktarın tamamının gecikme faizi olmaksızın tahsiline şeklinde DÜZELTİLEREK, ayrı ayrı ONANMASINA; taksitlendirmenin hükümde yazılı olduğu gibi aylık 24 eşit taksit şeklinde uygulanmasına,
Tebliğnamedeki görüş doğrultusunda, 22.03.2006 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy