(1632 S. K. m. 63) (647 S. K. m. 4, 5) (6183 S. K. m. 51) (5083 S. K. m. 2) (765 S. K. m. 59, 30, Ek m. 6) (353 S. K. m. 217, 220, 221) (5275 S. K. m. 122) (5252 S. K. m. 5)
Bakaya suçundan sanık Yd.Sb.Aday Adayı (KD Çvş.) Mustafa AKKAYA hakkındaki 5inci P.Eğt. Tug. K.lığı Askeri Mahkemesinin 16.02.2005 tarih ve 2005/141-31 sayılı mahkumiyet hükmünün, sanık tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 20.03.2006 tarih ve 2006/1732 sayılı düzelterek onama görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde Dairemize gönderilen dosya üzerinden yapılan temyiz incelemesi sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece; sanığın, 01.12.2002-18.03.2003 tarihleri arasında bakaya suçunu işlediği kabul edilerek ASCKnın 63/1-A maddesinin üç aydan sonra gelenler cümlesi, TCKnın 59/2nci maddesi ve 647 sayılı Kanunun 4/1inci maddesi uyarınca 1.155.700.000.TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına ve bu cezanın 647 sayılı Kanunun 5inci maddesi uyarınca aylık 10 eşit taksit halinde tahsiline ve taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi hâlinde geri kalan miktarın tamamının tahsiline ve ödenmeyen para cezasına 6183 sayılı Kanunun 51inci maddesinde belirtilen oranın yarısı oranında gecikme zammı uygulanmasına karar verildiği,
Bu hükmün sanık tarafından maddi durumlarının iyi olmayıp çalışmak zorunda oluşu ve annesinin rahatsızlığı nedenleriyle sevkini yaptıramadığını belirten bir dilekçeyle temyiz edildiği;
Tebliğnamede, hükmün para cezası yönünden düzeltilerek onanması yönünde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır.
Yapılan incelemede; Reşadiye Askerlik Şubesi yükümlüsü olup 13.07.2001 tarihinde İstanbul Ü.Edebiyat Fakültesinden mezun olan ve 09.11.2001 tarihinde Güngören Askerlik Şubesinde son yoklamasını yaptırarak 2001/11inci grup Yd.Sb.Aday Adayı olarak askerliğine karar alınan ve kendisine grup numarasını gösterir askerlik durum belgesi verilen sanığın 1975 doğumlu sanığın, Aralık 2002 celbine ait TRT duyuruları ile 2001/11inci grupların sevke tâbi olduğu duyurulmasına rağmen celbe katılmayarak en geç 30.11.2002 günü askerlik şubesine uğrayıp sevk evrakını almamak suretiyle bakaya durumuna düştüğü, eylemini bir süre devam ettirdikten sonra 18.03.2003 tarihinde Güngören Askerlik Şubesine müracaat ederek bakayalığını sona erdirdiği anlaşılmaktadır.
Sanığın, çalışmak zorunluluğu ve annesinin rahatsızlığı nedeniyle sevke katılamadığına dair savunmasının ve bu yönde mazeret olarak ileri sürdüğü sübjektif nitelikteki hususların, askerlik hizmetine tercih edilecek yasal mazeret niteliğinin bulunmadığı ve kemik erimesi rahatsızlığından dolayı 31.12.2002 tarihinde muayenesine başlanan anneye yardımcı olabilecek diğer evlatlarının varlığı nazara alındığında, Mahkemece bu mazeretlerin kabule değer görülmeyerek mahkumiyeti yoluna gidilmesinde bir isabetsizlik olmayıp sanığın aynı yöndeki temyiz nedenlerinin reddine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, sanığın 01.12.2002-18.03.2003 tarihleri arasında yasal nitelik taşımayan mazeretleri nedeniyle askere gitmemeyi tercih ederek ve dolayısıyla suç kastıyla hareket ederek bakaya suçunu işlediği tüm dosya kapsamı elverişli delillerle sabit olup, Mahkemenin yerinde ve uygun gerekçelerle suçun sübutunu kabulde, suç vasfını tayinde, asgari hadden tayin edilen temel cezanın kabul edilen takdiri tahfif sebebiyle indirilmesinde bir isabetsizlik ve kanuna aykırılık bulunmamaktadır.
Ancak, 27.04.2005 tarihli ve 25798 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren ve 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanunun 2nci maddesinde değişiklik yapan 5335 sayılı Kanunun 22nci maddesinde, İlgili kanunları gereğince uygulanacak adli ve idari para cezalarının hesaplanmasında ve ödenmesinde, Bir Yeni Türk Lirasının (1 YTL) altında kalan tutarlar dikkate alınmaz. hükmüne yer verilmesi nedeniyle, sözü edilen bu yasal değişiklik, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 30uncu maddesinde yazılı para cezalarında bin liranın küsuru hesaba katılmaz. kuralını zımnen ilga etmiştir. Dolayısıyla, bin liranın küsuru hesaba katılmaz kuralı, bir Yeni Türk Lirasının altında kalan tutarlar hesaba katılmaz hâline dönüşmüştür. Bu durumda, para cezalarında bir Yeni Türk Lirasının altında kalan tutarların nazara alınmayacağına ilişkin kuralın, 647 sayılı Kanunun 4/1inci maddesinde bir gün hürriyeti bağlayıcı cezaya karşılık tutulan para cezası miktarının her takvim yılı bakımından 765 sayılı Türk Ceza Kanununa 4421 sayılı Kanunla eklenen Ek 6ncı maddesi uyarınca yeniden belirlenmesi sırasında da nazara alınması, yani bir hesaba başvurulması zorunlu olan her aşamada, gerek hesaplama sonucu bulunan gerekse üzerinden hesaplama yapılacak olan her miktar yönünden bir Yeni Türk Lirasının altında kalan tutarların hesaba katılmaması gerekmektedir. Buna göre, 647 sayılı Kanunun 4421 sayılı Kanun ile değişik 4/1inci maddesinde, kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar için 2003 yılında işlenen suçlarda beher gün karşılığı 9-14 YTL adli para cezası uygulanması gerekmekte ve bu durum somut olayda tayin olunan hapis cezası beher günü 14.850.000.TL.den ağır para cezasına çevrilen sanık lehine sonuç doğurmaktadır. Açıklanan nedenlerle, Mahkemece, tayin olunan 3 ay 10 gün süreli hapis cezasının 647 sayılı Kanunun 4/1inci maddesi uyarınca beher günü 9 YTLden adli para cezasına çevrilmesi gerekirken, bu yapılmayarak beher günün 11.557.000.TL.den para cezasına çevrilmesi (hükümde beher günün 14.850.000.TL.den çevrildiği belirtilmiş ise de hesaplama 11.557.000.TL.den yapılmıştır) Kanuna aykırı olup hükmün bu aykırılık nedeniyle bozulması gerekmiş; bu bozma yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-J madde ve fıkrası gereğince hükmün para cezasına ilişkin satırının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Öte yandan, 647 sayılı Kanunun 5inci maddesinin taksitlerin süresinde ödenmemesi hâlinde 6183 sayılı Kanunun 51inci maddesinde belirlenen gecikme zammı oranının yarısı oranında gecikme zammı uygulanmasına dair hükmü 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 ve 5237 sayılı Kanunlarda düzenlenmemiş ve 5275 sayılı Kanunun 122nci maddesiyle yürürlükten kalkmış olduğundan hükümdeki gecikme zammı uygulanmasına ibaresinin de hüküm fıkrasından çıkarılması ve 5252 sayılı Kanunun 5inci maddesiyle Kanunlarda öngörülen ağır para cezaları adli para cezasına dönüştürüldüğünden bu durumun hükme yansıtılması gerekmektedir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz nedenlerinin 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi uyarınca REDDİNE, sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün para cezasının belirlenmesinde yapılan hata yönünden 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Ancak; bozma yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-J maddesi uyarınca, mahkumiyet hükmünden gecikme zammı uygulanmasına dair ibarenin çıkarılması suretiyle ve hükmün para cezasının tayinine ilişkin bölümünün, 647 sayılı Kanunun 4/1inci maddesi uyarınca hapis cezasının beher günü 9.YTLden hesaplanmak suretiyle ve 647 sayılı Kanunun 5inci maddesi gereğince aylık 10 eşit taksit hâlinde ve taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi hâlinde geri kalan miktarın tamamı tahsil edilecek şekilde 900. YTL. adli para cezası ile cezalandırılmasına şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Tebliğnameye uygun olarak, 29.03.2006 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy