(1632 S. K. m. 63) (765 S. K. m. 2, 59, Ek m. 2, 6) (647 S. K. m. 4, 5) (6183 S. K. m. 51) (1076 S. K. Ek m. 6) (5237 S. K. m. 7, 30, 45, 52, Ek. m. 2, 6) (5252 S. K. m. 5) (5083 S. K. m. 2) (353 S. K. m. 220, 221) (AYİBK. 05.03.2004 T. 2004/1 E. 2004/1 K.)
Bakaya suçundan sanık Yd. Sb. Ad. Adayı Ali GÜNDEŞ hakkında 5inci Zırhlı Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 31.12.2004 gün ve 2004/2062-1341 esas ve karar sayılı mahkûmiyete ilişkin hükmün, sanık tarafından süresinde sebep gösterilerek temyiz edilmesi üzerine dava dosyası Askeri Yargıtay Başsavcılığının hükmün düzeltilerek onanması görüşünü içeren 21.03.2006 gün ve 2006/1837 sayılı tebliğnamesi ekinde Dairemize gönderilmekle incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın, 21.03.2001-23.07.2004 tarihleri arasında bakaya suçunu işlediğinden bahisle ASCK'nın 63/1-A maddesinin üç aydan sonra gelenler cümlesi ve 765 sayılı TCK'nın 59/2nci maddesi uyarınca üç ay on gün hapis cezası ile mahkumiyetine, bu cezasının 647 sayılı Kanunun 4/1inci maddesi uyarınca beher günü 14.850.000 TL. hesabıyla para cezasına çevrilerek neticeten 1.485.000.000 TL. ağır para cezası ile mahkumiyetine, bu para cezasının 647 sayılı Kanunun 5inci maddesi uyarıca aylık taksitler halinde yirmi dört eşit taksitte tahsiline, taksitlerden birinin süresi içinde ödenmemesi halinde geri kalanının tamamının tahsiline ve geri kalan miktarın muaccel olduğu tarihten başlayarak 6183 sayılı Kanunun 51inci maddesinde belirlenen gecikme zammı oranının yarısı oranında gecikme zammı uygulanmasına karar verilmiştir.
Hüküm sanık tarafından, sağlık sorunlarını bakaya suçunu ortadan kaldırdığı, ilanen yapılan tebligatın usulsüz olduğu, kastının bulunmadığı, verilen cezanın ertelenmesi gerektiği belirtilmek suretiyle, süresinde temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede, hürriyeti bağlayıcı cezanın para cezasına dönüştürülmesinde, 5083 ve 5252 sayılı Kanunlarla yapılan değişiklik uyarınca 2004 yılı için beher gün karşılığının 11-14 YTL. üzerinden adli para cezasının uygulanması gerektiği, bu bağlamda sanık aleyhine sonuç doğuran ağır para cezasının uygulanmış olmasının, ayrıca 5275 sayılı Kanunda da gecikme zammına atıf yapan bir hüküm bulunmadığı, bu bağlamda imkanı olmamasına karşılık gecikme zammının uygulanmış olmasının, kanuna aykırılık oluşturduğu, ancak bu aykırılığın yeniden yargılamayı gerektirmediği belirtilmek suretiyle, hükmün düzeltilerek onanması yönünde görüş ve düşünce bildirilmiştir. Ayrıca, suçun başlangıç tarihindeki hataya ve suçun temadi süresinin uzunluğuna karşın alt sınırdan ceza tayininin isabetli olmadığına işaret edilmiştir.
Yapılan incelemede; askerliğine 99/08inci grup numarasıyla karar aldıran ve grubu itibarıyla Aralık 2000 celp döneminde askere sevki planlanan sanığın Ek -A öğretmen belgesine istinaden Mart 2001 yedek subay celbinde sevke tabi tutulduğu, 1076 sayılı Kanunun Ek-6ncı maddesi uyarınca tebliğ yerine geçen ve TRT aracılığı ile yayınlanan duyurular gereğince 21.03.2001 tarihine kadar şubesine başvurarak askere sevkine ilişkin belgeleri alması gerekirken sevke katılmadığı, emsallerinin sevkinden sonra 23.07.2004 tarihinde şubesine başvurduğu, böylece belirtilen tarihler arasında atılı suçu işlediği anlaşılmaktadır.
Bu nedenle; Askeri Mahkemece karar yerinde gösterilen haklı ve inandırıcı gerekçelerle, yazılı olduğu şekilde sanık hakkında ceza tayin edilip, takdiri hafifletici neden gözönünde bulundurularak cezasında gerekli indirim yapılmak suretiyle cezalandırılmasına karar verilmesinde, usul, sübut ve vasıf açısından yasaya aykırı bir durum bulunmadığı tespit edilmiş ise de,
01.01.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanun ile para birimi Yeni Türk Lirası (YTL) olarak belirlenmiş ve Türk Lirası değerler Yeni Türk Lirasına dönüştürülürken değişim oranının Bir Milyon Türk Lirası nın, Bir Yeni Türk Lirası olarak esas alınması öngörülmüştür.
Diğer taraftan, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe konulan 5237 sayılı TCK'nın 45 ve 52nci maddeleri ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5inci maddesi uyarınca ağır para cezaları adli para cezası na dönüştürülmüştür.
01.05.2005 tarihinde yürürlüğe konulan 5335 sayılı Kanunun 22nci maddesiyle 5083 sayılı Kanunun 2nci maddesine eklenen 3üncü fıkrasında ise, ilgili kanunlar gereğince uygulanacak adli ve idari para cezalarının hesaplanmasında ve ödenmesinde bir Yeni Türk Lirasının (1 YTL) altında kalan tutarlar dikkate alınmaz hükmüne yer verilmiştir.
Suç tarihlerinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nın 2/2nci ve halen yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 7/2nci maddeleri, lehe olan kanunun uygulanmasının gerektiği hükmünü âmir olup, yapılan yasal düzenlemeler ile TCK'nın 30/2nci maddesinde yer alan, para cezalarında bin liranın küsuru hesaba katılmaz şeklindeki hükmün uygulanma olanağı kalmamıştır. Bu durumda 647 sayılı Kanunun 4 ve 5inci maddeleri uyarınca belirlenmesi gereken para cezalarının, TCK'nın Ek-2 ve Ek-6ncı maddeleri gereğince yeniden değerleme oranları dikkate alınarak tespitinde, yerleşik içtihatlar da göz önünde bulundurulduğundan her aşamada Bir Yeni Türk Lirası nın altında kalan tutarların dikkate alınmaması gerekmektedir.
Buna göre, 647 sayılı Kanunun 4421 sayılı Kanun ile değişik 4/1inci maddesinde, kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar için 2004 yılında işlenen suçlarda beher gün karşılığı 11 YTL adli para cezası uygulanması gerekmekte ve bu durum somut olayda tayin olunan hapis cezası beher günü 14.850.000. TL.den ağır para cezasına çevrilen sanık lehine sonuç doğurmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Askeri Mahkemece, tayin olunan üç ay on gün süreli hapis cezasının 647 sayılı Kanunun 4/1inci maddesi uyarınca beher günü 11 YTLden adli para cezasına çevrilmesi gerekirken, bu yapılmayarak beher gün 14.850.000. TL.den ağır para cezasına çevrilmesi kanuna aykırı olup, ayrıca, 5275 sayılı Kanunda para cezasının ödenmemesi halinde 6183 sayılı Kanunun 51inci maddesine atıfta bulunan bir düzenleme olmadığından, 5237 sayılı TCKnın 7/2nci maddesi uyarınca gecikme zammının uygulanması olanağının bulunmaması nedeniyle, mahkumiyet hükmü bu aykırılık nedeniyle sanığın temyizine atfen ve resen uygulama yönünden bozulmuştur.
Ancak, belirtilen bozma sebepleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2- J maddesi uyarınca, hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Ayrıca, sanığın işlediği bakaya suçunun temadi süresinin uzunluğu karşısında, askeri mahkemece cezanın asgari hadden tayini isabetsiz ise de, aleyhe temyiz olmaması nedeniyle, Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 05.03.2004 tarih ve 2004/1-1 esas ve karar sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı dikkate alınarak, asgari hadden ceza tayinine ilişkin gerekçenin yerinde olmadığına işaret edilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yasaya aykırı görülen mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi uyarınca, sanığın temyizine atfen ve resen uygulama yönünden BOZULMASINA,
Ancak, bozma sebebi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-J maddesi uyarınca,
Mahkumiyet hükmünün para cezasının tayinini içeren bölümünün 647 sayılı Kanunun 4/1inci maddesi uyarınca hapis cezasının beher günü on bir (11) Yeni Türk Lirası üzerinden hesaplanarak sonuç olarak BİN YÜZ (1100) YENİ TÜRK LİRASI ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA ve hükümdeki, geri kalan miktarın muaccel olduğu tarihten başlayarak 6183 sayılı Kanunun 51inci maddesinde belirlenen gecikme zammı oranının yarısı oranında gecikme zammı uygulanmasına şeklindeki kısmın hükümden çıkartılmak suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Tebliğnameye uygun olarak, 29.03.2006 günü oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy