(1632 S. K. m. 66) (765 S. K. m. 59)
Mükerrer firar suçundan sanık J.Er Ramazan İNAL hakkında 5 inci Zh.Tug. Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 30.05.2005 gün ve 2005/982-292 esas ve karar sayılı mahkûmiyet hükmünün, adli müşavir tarafından süresinde sebepleriyle temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 28.02.2006 gün ve 2006/1339 sayılı tebliğnamesi ekinde hükmün bozulması gerektiği görüşü ile Dairemize gönderilen dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın, 26.11.2002-06.12.2004 tarihleri arasında yakalanmakla sona eren mükerrer firar suçunu işlediği kabul edilerek eylemine uyan ASCK'nın 66/2-c (teşdiden), ve TCK'nın 59 uncu maddeleri gereğince on bir ay on gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Hüküm, adli müşavir tarafından temel cezanın asgari sınırın da altında belirlenmesinin yasaya aykırı olduğu belirtilmek suretiyle sanık aleyhine temyiz edilmiş, tebliğnamede hükmün bozulması yönünde görüş ve düşünce bildirilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; Kıtasında askerlik hizmetini yaparken 08.01.2002-01.02.2002 tarihleri arasında işlediği firar suçundan tutuklu olarak yargılanıp 10 ay hapis cezası ile cezalandırılan sanığın, bu cezasının 11.07.2002 tarihinde kesinleşmesini müteakip (Dz.4,5) infaz edildiği ve sanığın 03.10.2002 tarihinde şartla tahliyesine karar verildiği (Dz.53),
Birliğinde bir süre askerlik hizmetini yapan sanığın rahatsızlığı nedeniyle 26.11.2002 tarihinde Adana Asker Hastanesine sevkedildiği (Dz.7), Kahramanmaraştaki birliğinden Adanaya sevk edilen sanığın Askeri Hastaneye gitmeyerek firar kastıyla hareket edip memleketine gittiği, bir süre firar halinde kaldıktan sonra 06.12.2004 tarihinde Konyada polis ekiplerince yakalandığı (Dz.15), mevcutlu olarak sevk edildiği birliğine 15.12.2004 tarihinde teslim edildiği anlaşılmakta olup, bu konuda bir kuşku ve ihtilafın bulunmadığı görülmektedir.
Bu şekilde gerçekleşen maddi olay nedeniyle, daha önce firar suçundan yargılanıp hüküm kesinleştikten sonra cezası da infaz edilen sanığın, belirtilen tarihler arasında hiç bir özüre yer vermeyen mükerrer firar suçunu işlediğini kabul eden Askeri Mahkemenin, yargılama aşamasında usulüne uygun olarak yaptırdığı bilirkişi incelemesi sonucu sanığın ruhsal yönden herhangi bir rahatsızlığının bulunmadığı ve adli müşahedesine gerek olmadığının da tespitinden sonra (Dz.83), müsnet suçun sabit görülmesinde bir isabetsizlik ve kanuna aykırılık bulunmamakta ise de;
Mükerrer firar suçunun cezasının alt sınırı iki yıl hapis olmasına rağmen; Askeri Mahkemece temel cezanın 1 yıl 1 ay 18 gün olarak (asgari haddin de altında) belirlenmesi, buna karşı temel cezanın teşdiden verildiğinin belirtilmesi yasaya aykırı ve çelişkili görüldüğünden hükmün uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sebebi yanında, K.Maraş-Adana arası yol süresi tanınması ve suçun başlangıç tarihinin yol süresinin bitiminden sonra başladığının kabulü gerekirken; 26.11.2002 olarak kabulü de yasaya aykırı bulunmuştur.
Üyeler Hak. Alb. Hasan DENGİZ ve Hak. Alb. Metin META 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun tekerrür konusunda sanığın lehine hüküm getirdiğinin dikkate alınarak, eylemin basit nitelikli firar suçunu oluşturduğunu belirterek bozmaya farklı gerekçe ile katılmışlardır.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Adli müşavirin temyizine atfen ve resen mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221 inci maddesi gereğince uygulamadan BOZULMASINA,
Tebliğnameye uygun olarak, 06.04.2006 tarihinde üyeler Hakim Albay H.DENGİZ ile Hakim Albay M. METAnın farklı bozma gerekçesiyle sonuçta oybirliği ile karar verildi.
FARKLI BOZMA GEREKÇESİ:
Başlangıçta 01.04.2005 tarihinde yürürlüğe konulması öngörülen 5237 sayılı TCK'nın 5 nci maddesindeki Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır şeklindeki düzenleme nedeniyle ASCK'nın uygulanması sırasında ortaya çıkabilecek bazı sakıncaları önlemek amacıyla 31.03.2005 gün ve 5329 sayılı Kanunla ASCK'na EK MADDE 8 eklenmiş ve bu maddede; 5237 sayılı TCK'nın genel hükümlerinin ASCK'da yer verilen suçlar hakkında da uygulanacağı açıkça belirtilmiş, ancak ASCK'nın feri askeri cezalara ve cezaların ertelenmesine ilişkin hükümleri ile zamanaşımına ilişkin 49 uncu maddesinin (A) bendi hükümlerinin saklı tutulduğuna yer verilmiş ve ayrıca sırf askeri suçlar ile ASCK'nın Üçüncü Babının Dördüncü Faslında yazılı suçlar hakkında, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile ön ödeme hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmüştür.
Buna göre; ASCK'nın Genel Hükümlerinin düzenlendiği İkinci Babının Dördüncü Faslında yer alan tekerrür hükümleri ile ilgili 42 nci madde, Ek Madde 8deki istisnalar arasında bulunmadığından zımnen ilga edilmiş ve uygulanması olanağı kalmamıştır. Dolayısı ile ASCK'daki tekerrürü esas alan suç tipleri bakımından artık 5237 sayılı TCK'nın Genel Hükümleri içinde yer alan ve tekerrür hükümlerinin düzenlendiği 58 nci madde esasları gözönüne alınarak suçun basit hali için öngörülen cezanın uygulanması ve bu şekilde belirlenen cezanın 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108 nci Maddesine göre infaz edilmesi gerekmektedir.
Somut olayda; 5237 sayılı TCK'nın 58 nci maddesi gözetilerek yapılacak uygulama sanık lehine olduğundan, 5237 sayılı TCK'nın 7/2 nci maddesinde yazılı failin lehinde olan kanun uygulanır ve infaz olunur kuralı gereğince mükerrer firar suçuna ilişkin mahkûmiyet hükmünün bu sebeple bozulması gerektiği görüşü ile bozma kararına farklı gerekçe ile katıldık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy