(1632 S. K. m. 47, 85, 90, 106, Ek. m. 8) (765 S. K. m. 80) (5237 S. K. m. 29, 62) (647 S. K. m. 4, 5) (5271 S. K. m. 54, 236) (5252 S. K. m. 9) (1412 S. K. m. 56) (353 S. K. m. 61) (Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği m. 17) (AYDK. 26.03.1998 T. 1998/37 E. 1998/47 K.)
Müteselsilen amire hakaret ve amire mukavemet suçundan sanık J. Er Engin TAŞIN hakkında Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 21.07.2005 gün ve 2005/174-276 sayılı mahkumiyete ilişkin hükümlerin sanık tarafından sebep gösterilerek süresinde temyiz edilmesi üzerine, dava dosyası Askeri Yargıtay Başsavcılığının hükümlerin bozulması görüşünü içeren 23.03.2006 gün ve 2006/1878 sayılı tebliğnamesi ekinde Dairemize gönderilmekle incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece, sanığın;
1) Müteselsilen amire hakaret suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 106ncı maddesi delaletiyle 85/1inci maddesinin ikinci cümlesi, 765 sayılı TCK'nın 80, 5237 sayılı TCK'nın 62nci maddeleri gereğince beş ay yirmi beş gün hapis cezasıyla,
2) Amire mukavemet suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 106ncı maddesi delaletiyle 90/1inci maddesinin az vahim hal cümlesi, 5237 sayılı TCK'nın 29 ve 62nci maddeleri gereğince on sekiz gün hapis cezasıyla,
Cezalandırılmasına, cezaların ayrı ayrı infazına karar verilmiştir.
Bu hükümler, sanık tarafından yüklenen suçları işlemediği ve verilen cezaların ertelenmesi gerektiği belirtilerek, süresinde temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede, sanığın sabıka kaydında yer alan hürriyeti bağlayıcı cezaya ilişkin kesinleşmiş gerekçeli karar ve infaz evrakları getirtilmeden psikiyatri uzmanı bilirkişinin dinlenmesinin, mağdurlar Çvş. Cem KÜNCÜ ile Onb. Sedat ARIKANın hüküm tarihinde yürürlükte olan CMKnın 236ncı maddesi uyarınca yeminsiz dinlenmeleri gerekirken yeminli dinlenmelerinin yasaya aykırılık oluşturduğu ileri sürülerek mahkumiyet hükümlerinin bozulması yönünde görüş ve düşünce bildirilmiştir. Ayrıca, 5252 sayılı Kanunun 9/3üncü maddesi uyarınca, yasaların karma şekilde uygulanamayacağına, lehe olan hükmün (hükümlerin), önceki ve sonraki kanunların ilgili tüm hükümlerinin olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların karşılaştırılması suretiyle bulunması ve uygulanması gerektiğine işaret edilmiştir.
Yapılan incelemede; sanık Er Engin TAŞINın 31.07.2004 tarihinde Soma İlçesindeki Düşlem Kafede otururken sivil şahıslar ile tartıştığı ve kavga ettiği, durumu fark eden trafik inzibat devriyesinde görevli Çvş. Cem KÜNCÜ ve Onb. Sedat ARIKANın olaya müdahale ederek tarafları ayırdıkları, sanığın elindeki cam parçasını gören Çvş. Cem KÜNCÜnün bunu almak istediği, ancak sanığın vermeyerek siktirin gidin, dokunmayın bana, sinkaf ederim sizi, çekilin başımdan, bana dokunmayın şeklinde her iki askeri inzibat görevlisine yönelik olarak küfür ettiği, olay sırasında inzibatların birinde tüfek ve jop, diğerinde ise telsiz ve jop bulunduğu, inzibat görevlilerinin olay sırasında rütbece ve yaptıkları işin niteliği gereği amir konumunda oldukları, sanığın amiri konumundaki bu kişilere küfür etmek suretiyle müteselsilen amire hakaret suçunu işlediği, daha sonra olay yerine gelen Astsb. Üçvş. Haluk AKTANın sanığı araca bindirmeye çalıştığı, ancak sanığın ayağa kalkmayarak ve araca binmeyerek direndiği, bunun üzerine Astsb. Üçvş. Haluk AKTANın sanığa bir tokat attığı, alkollü olan sanığın amiri durumunda bulunan Astsb. Üçvş. Haluk AKTANı elleri ile ittirerek araca binmek istemediği, böylece sanığın Haluk AKTANa karşı direnerek ve ittirerek amire mukavemet suçunu işlediği, dosyada mevcut delillerden anlaşılmaktadır.
Tebliğnamede, Mağdur tanık Cem KÜNCÜ ve Sedat ARIKANın hüküm tarihinde yürürlükte olan CMKnın 236ncı maddesi gereğince yeminsiz dinlenmeleri gerekirken yeminli dinlenmesinin usule aykırı olduğu bu noktadan hükmün bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de;
Mağdur tanık Sedat ARIKANın ifadesinin 04.01.2005 tarihinde istinabe suretiyle Kırkağaç Asliye Ceza Mahkemesinde yeminli olarak tespit edildiği ve söz konusu tarih itibariyle 353 sayılı Kanunun 61 ve 1412 sayılı CMUKun 56ncı maddeleri gereğince yeminli olarak ifadesinin tespitinde usule aykırılığın bulunmadığı belirlenmiştir.
Ayrıca, mağdurlar Cem KÜNCÜ ve Sedat ARIKANın kendilerine karşı gerçekleştirilen eylemler dışında sanığın mukavemet suçuyla ilgili görgü ve bilgileri bulunduğundan tanık durumunda oldukları, hükme esas alınan bu ifadelerinin yeminli olarak saptanması 353 sayılı Kanunun 61 ve 1412 sayılı CMUKun 56ncı maddeleri (5271 sayılı CMKnın 54üncü maddesi) gereği olduğundan, mağdur tanıkların yeminli olarak saptanmasında usule aykırılığın bulunmadığı belirlenmiştir. Nitekim, Askeri Yargıtay Drl.Krl.nun 26.03.1998 tarih ve 1998/37-47 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Öte yandan, mağdur tanık Cem KÜNCÜnün ifadesinin istinabe suretiyle tespit edildiği 13.06.2005 tarihi itibariyle yeminli dinlenilmesinin 353 sayılı Kanunun 61 ve 5271 sayılı CMKnın 236ncı maddelerine aykırı olduğu kabul edilse dahi, bu aşamadan sonra tanığın yeniden duruşmaya celp edilerek yemininin geri alınması gibi bir usul işlemi yapılamayacağı gibi, mağdurun bundan sonra aynı konuda dinleneceği her duruşmada, başlangıçtaki yemininin etkisi altında ifade vermesi söz konusu olacağından, artık bu hususun Askeri Mahkemece delillerin değerlendirilmesi sırasında göz önünde bulundurulması gerektiğine işaret edilmiştir.
Diğer taraftan, tebliğnamede adli sicil kaydında yer alan hürriyeti bağlayıcı cezaya ilişkin gerekçeli hüküm ve infaz evrakları getirtilmeden yaptırılan bilirkişi muayenesinde yer alan sanığın psikiyatrik yönden sağlam olduğuna ilişkin psikiyatri uzmanının mütalaasına itibar edilerek sanığın mahkumiyetine karar verilmesinin de noksan soruşturma oluşturduğu belirtilmiş ise de;
TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği madde 17-B/1de tanımlanan antisosyal kişilik bozukluğunun; biri askeri mahkemelerce verilmiş olmak üzere en az üç antisosyal eylemden dolayı almış oldukları hapis cezaları infaz edilmiş olmasına rağmen, davranış bozukluklarının devam ettiğinin ve askerlikle uyumlarının bozulduğunun, kıta anketi ve diğer resmi belgelerle saptanması gerektiği, ayrıca madde 17-D/1de tanımlanan ileri derecede antisosyal kişilik bozukluğunun; antisosyal kişilik bozukluğu tanısı almış olanların, öldürme, öldürmeye teşebbüs, gasp suçlarından en az bir ağır hapis veya diğer antisosoyal eylemlerinden dolayı mahkemeler tarafından en az üç hapis cezası alması, bu cezaların infazına rağmen ıslah olmaması, bunların belgelerle saptanması gerektiği düzenlenmiştir.
25.05.2004 tarihinde askerlik şubesince askerliğe sevk edilen ve 31.07.2004 tarihinde yüklenen suçu işleyen sanığın, askeri mahkemeden almış olduğu bir mahkumiyetinin bulunmaması, asker olmadan önce sadece uyuşturucu madde ticaretinden (mülga 765 sayılı TCK madde 403/5) hapis cezasına mahkum edilerek, bu cezasının infaz edilmesi karşısında, cezai ehliyeti konusunda dinlenen bilirkişinin usulüne uygun mütalaası söz konusu yönetmelik hükümleriyle birlikte değerlendirildiğinde; Askeri Yargıtay Başsavcılığının tebliğnamedeki görüşüne iştirak edilmemiştir.
Ayrıca, 5252 sayılı Kanunun 9/3üncü maddesi uyarınca, lehe olan hükmün (hükümlerin), önceki ve sonraki kanunların ilgili tüm hükümlerinin olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların karşılaştırılması suretiyle bulunması ve uygulanacak kanun maddelerinin tespiti gerekmekte ise de; sanığın aynı tarihte işlediği iki farklı suçun her biri diğerinden bağımsız olduğundan, suçların her biri için ayrı ayrı uygulama yapılması gerektiği, dolayısıyla müteselsilen amire hakaret suçu için 765 sayılı TCK hükümlerinin uygulanmış olmasının yanında amire mukavemet suçunda 5237 sayılı TCK hükümlerinin uygulanmış olması, yasaların karma şekilde uygulandığı sonucunu doğurmamaktadır.
Diğer taraftan, müteselsilen amire hakaret etmek suçundan teselsül uygulamasının 765 sayılı TCKnın 80inci maddesi uyarınca yapılmasının yanında, hüküm tarihi itibariyle uygulanması gereken takdiri indirimin söz konusu tarih itibariyle yürürlükte olan 5237 sayılı TCKnın 62/1inci maddesi uyarınca yapılmasında, kanuna aykırılığın bulunmadığı tespit edilmiştir. Her ne kadar, lehe kanun uygulaması bakımından, önceki ve sonraki kanunların ilgili tüm hükümlerinin olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların karşılaştırılması durumu, gerekçeli kararda gösterilmemiş ise de, söz konusu bu değerlendirmenin yapılarak lehe kanun uygulamasının doğru olarak saptandığı kararın içeriğinden anlaşılmaktadır.
Sanığın, bu suretle, müteselsilen amire hakaret ve amire mukavemet (az vahim hal cümlesi) suçlarını işlediği tüm dosya kapsamındaki elverişli delillerle sabit olup, Askeri Mahkemenin yerinde ve dosya içeriğine uygun gerekçelerle suçların sübutunu kabul ve vasfını tayinde, asgari hadden ceza tayininde, sırf askeri suç niteliği gereği cezaların paraya çevrilmemesinin ASCKının Ek-8inci maddesi, ertelenmesinin ASCKnın 47/A maddesi uyarınca mümkün olmaması sebebiyle, usul ve uygulamada isabetsizlik ve kanuna aykırılık bulunmadığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile mahkumiyet hükümlerinin onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın kabule değer görülmeyen temyiz sebeplerinin 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi uyarınca REDDİNE,
Usul ve esas yönlerinden kanuna uygun bulunan mahkumiyet hükümlerinin ONANMASINA,
Tebliğnameye aykırı olarak, 06.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy