(647 S. K. m. 4, 5) (1632 S. K. m. 63) (765 S. K. m. 59) (6183 S. K. m. 51) (5252 S. K. m. 5) (5083 S. K. m. 2) (5237 S. K. m. 7) (353 S. K. m. 220)
Hükmolunan adlî para cezasının 647 sayılı Kanunun 5 inci maddesi uyarınca sanıktan 2şer aylık 6 eşit taksitte ALINMASINA, taksitlerden biri zamanında ödenmediği takdirde geri kalan kısmın sanıktan bir defada TAHSİLİNE...
Şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA
Yoklama kaçağı suçundan sanık Terhisli P.Er Yusuf BUDAK hakkındaki 3 üncü Kolordu Komutanlığı Askerî Mahkemesinin 04.10.2004 tarih ve 2004/807-392 sayılı mahkûmiyet hükmünün sanık tarafından yasal sürede temyizi üzerine Başsavcılığın 29 Aralık 2005 tarih ve 2005/5723 sayılı hükmün bozulması görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde gelen dava dosyası incelendi. Gereği Düşünüldü:
Askerî Mahkemece; sanığın, 05.12.2003-06.02.2004 tarihleri arasında yoklama kaçağı suçunu işlediği sabit görülerek ASCKnın 63/1-A maddesinin yedi günden sonra üç ay içinde gelenler cümlesi, TCKnın 59/2 nci ve 647 sayılı Kanunun 4üncü maddeleri uyarınca neticeten 1.113.750.000.TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına,
647 sayılı Kanunun 5 inci maddesince sanık hakkında hükmolunan netice cezanın bir yıl içinde ikişer aylık altı eşit taksit halinde sanıktan tahsiline, taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde geri kalan miktarın tamamının sanıktan tahsiline, taksitlerin süresinde ödenmemesi halinde 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde belirlenen gecikme zammı oranının yarısı oranında gecikme zammı uygulanmasına karar verilmiştir (Dz.39).
Sanık hükmü süresinde; özetle, Şeyhmus isminde bir dayısının olmadığı, bu nedenle yapılan son yoklama çağrı tebligatını zamanında öğrenemediği, ağabeyinin askerden dönmesini beklediği, uzun süredir şeker hastası olan annesine bakacak kimse olmadığı için son yoklamasını zamanında yaptıramadığını beyan ederek ve cezanın ertelenmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz etmiştir (Dz.46, 47).
Tebliğnamede ise, sanığın Şeyhmuz DAĞ adında bir dayısının olup olmadığının araştırılması ve Mardin-Savur Askerlik Şubesinin 2003 yılına ilişkin celp ve sevk tarihlerini gösteren çizelgenin getirtilip dosyaya konulması gerektiği belirtilerek noksan soruşturma yönünden mahkûmiyet hükmünün bozulması yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede;
Son yoklamasını yaptırmak üzere 29.08.2002 tarihinde askerlik şubesine müracaat etmesi gerektiğine dair son yoklama çağrı pusulası 01.08.2002 tarihinde Şeyhmus DAĞ isimli dayısına tebliğ edilen (Dz.3) ve Savur Askerlik Şubesi yükümlüsü olan (Dz.1) sanığın, yasal açıdan geçerli bir mazereti bulunmaksızın bu hususa riayet etmediği gibi emsallerinin sevk edildiği Kasım 2003 celp döneminin ilk kafilesinin son sevk günü olan 04.12.2003 günü de (Dz.28) Askerlik Şubesine müracaat etmeyerek yoklama kaçağı durumuna düştüğü, eylemini bir müddet sürdürdükten sonra 06.02.2004 tarihinde Konak Askerlik Şubesine müracaat ederek 12.02.2004 günü son yoklamasını yaptırdığı (Dz.27, 28), 25.02.2004 tarihinde askere sevkinin yapıldığı, bu suretle de 05.12.2003-06.02.2004 tarihleri arasında yoklama kaçağı suçunu işlediği kabul edilerek müsnet suçtan ötürü mahkumiyetine karar verilmiştir.
1) Son yoklama çağrı pusulasının 01.08.2002 günü sanığın dayısı Şeyhmus DAĞa tebliğ edildiğinin yazılı olmasına (Dz.3), sanığın sorgusunda tebligatı Şeyhmus dayıma yapmışlar... şeklinde beyanda bulunmasına (Dz.34) ve nüfus kaydına göre sanığın annesinin evlenmeden önceki soyadının DAĞ olduğunun anlaşılmasına (Dz.31) karşın, sanığın temyiz dilekçesinde bu isimde bir dayısının bulunmadığını ileri sürdüğü görülmektedir. Yukarıda sayılan delillerden tebligat yapılan şahsın sanığın dayısı olduğu belirlenmektedir.
2) Askerlik Şubesinin cevabî yazısında (Dz.28), Mardin SAVUR Askerlik Şubesinin 2003 yılına ilişkin 1983 doğumluların celp dönemi ve sevk tarihlerinin 1-4 Aralık 2003 tarihlerinde yapıldığının net bir şekilde açıklanması sebebiyle Savur Askerlik Şube Başkanlığının 2003 yılına ait celp ve sevk tarihlerini gösterir çizelgenin getirtilmesine gerek görülmeyip tebliğnamede ileri sürülen noksanlık yerinde bulunmamıştır. Diğer taraftan sanığın 15 yaşından büyük 4 erkek kardeşinin mevcudiyeti nedeniyle kardeş tecilinden de yararlanma hakkı bulunmamaktadır (D.25-28). Bu durumda, mahkûmiyet hükmünde usûl, sübut, vasıf, takdir yönlerinden yasaya aykırı bir cihet görülmemiştir.
Ancak, karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 5252 sayılı Kanunun 5 inci maddesi ile ağır para cezası adlî para cezasına çevrilmiştir. Ayrıca 5083 sayılı Kanunun 5335 sayılı Kanun ile değişik 2 nci maddesi ile getirilen para cezalarının hesabında 1 YTL.nin küsurlarının dikkate alınmayacağı kuralı karşısında, suç tarihi itibariyle hapis cezasının, günlük 11.00 YTL hesabı ile adlî para cezasına çevrilmesi ve sonuçta sanığın 825.-YTL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerekmektedir. Ayrıca, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 sayılı Kanun ile 647 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmış olup, 5275 sayılı Kanunda para cezasının ödenmemesi halinde 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesindeki gecikme zammına atıf yapan bir düzenleme mevcut değildir. Bu durumda, 5237 sayılı TCK'nın 7/2 nci maddesi gereğince artık gecikme zammı uygulamaya imkan bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, mahkûmiyet hükmü, karar tarihinden sonra yürürlüğe giren kanuna bağlı olarak uygulama yönünden yasaya aykırı hale gelmiştir. Bu yasaya aykırılıklar, yeniden yargılamayı gerektiren haller olmadığından, hükmün bozulup düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın kabule değer görülmeyen temyiz sebeplerinin, 353 sayılı Yasanın 217/2 nci maddesi gereğince REDDİNE;
Sanığın temyiz sebeplerine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1 inci maddesi gereğince uygulama yönünden yasaya aykırı görülen mahkûmiyet hükmünün BOZULMASINA;
Bozma nedeni yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-J maddesi gereğince, gecikme zammına ilişkin karardaki bölümün hükümden çıkarılarak, hükmün hapis cezasının paraya çevrilmesi ile taksitlendirilmesine ilişkin kısmının,
...Sanığa verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın 647 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi gereğince beher günü 11.00 YTL hesabı ile paraya çevrilerek NETİCETEN SEKİZYÜZYİRMİBEŞ (825)- YENİ TÜRK LİRASI ADLÎ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Hükmolunan adlî para cezasının 647 sayılı Kanunun 5 inci maddesi uyarınca sanıktan 2şer aylık 6 eşit taksitte ALINMASINA, taksitlerden biri zamanında ödenmediği takdirde geri kalan kısmın sanıktan bir defada TAHSİLİNE...
Şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA;
Tebliğnamedeki görüşe kısmen uygun kısmen aykırı olarak, 18.01.2006 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy