(1632 S. K. m. 63) (765 S. K. m. 59, 72) (5237 S. K. m. 62) (647 S. K. m. 4, 5) (6183 S. K. m. 51) (5275 S. K. m. 122)
Yoklama kaçağı ve geç iltihak suretiyle bakaya suçlarından sanık J.Er Harun BAZOĞLU hakkında 3 üncü Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 30.12.2005 gün ve 2005/728-784 esas ve karar sayılı mahkumiyet hükümlerinin, sanık tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının noksan soruşturma, takdir ve uygulama yönlerinden bozma isteyen 24.03.2006 gün ve 2006/1920 sayılı tebliğnamesi ekinde Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Askeri Mahkemece; sanığın,
1. 28.02.2003-17.02.2004 tarihleri arasında kendiliğinden dönmekle son bulan yoklama kaçağı suçunu işlediği sabit görülerek eylemine uyan ASCKnın 63/1-A (3 aydan sonra gelenler cümlesi), TCKnın 59/2 ve 647 sayılı Kanunun 4/1 inci maddeleri uyarınca 1.400.00 YTL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına;
2. 20.02.2004-21.02.2004 tarihleri arasında geç iltihak suretiyle bakaya suçunu işlediği sabit görülerek eylemine uyan ASCKnın 63/1-B, TCKnın 59/2 ve 647 sayılı Kanunun 4/2 inci maddeleri uyarınca 350,00 YTL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına;
Aynı neviden cezaların TCKnın 72 nci maddesi uyarınca toplanarak 1.750.00 YTL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına, 647 sayılı Kanunun 5 inci maddesi uyarınca bu cezanın 2 yıl içerisinde üçer aylık 8 taksitte alınmasına, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde yasada belirtilen gecikme zammı alınmasına karar verilmiştir.
Bu hükümler; sanık tarafından, süresinde sebepsiz olarak temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede, hükümlerin noksan soruşturma, takdir ve uygulama yönlerinden bozulması görüş ve düşüncesi bildirilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; sanık adına çıkarılan son yoklama çağrı pusulasının 12.08.2002 tarihinde ağabeyi Mustafa BAZOĞLUna tebliğ edildiği (Dz.6), yasal ve usulüne uygun olan bu tebligat ile sanığın son yoklama için 03.09.2002 tarihinde Askerlik Şubesinde hazır olmasının istendiği, davete icabet etmeyen sanığın, emsallerinin Şubat 2003 celp döneminde sevk edildiği, emsalleri ile birlikte sevke katılmadığından yoklama kaçağı suçunu işlemeye başlayan sanığın, bu durumunu 17.02.2004 tarihine kadar sürdürdüğü, bu tarihte Askerlik Şubesine başvurarak son yoklamasını ve sevkini yaptırdığı (Dz.4), böylece 28.02.2003-17.2.2004 tarihleri arasında yoklama kaçağı suçunu işlediği;
Yoklama işlemlerinin tamamlanmasını müteakip 17.2.2004 tarihinde 2 gün yol süresi verilerek sevk edildiği eğitim birliğine en geç 20.02.2004 günü başlangıcına kadar katılması gerekirken 1 gün gecikerek 21.02.2004 tarihinde katılmakla 20.02.2004-21.02.2004 tarihleri arasında da geç iltihak suretiyle bakaya suçunu işlediği, Askeri Mahkemece sabit kabul edilerek her iki suçtan mahkumiyetine karar verilmiş ise de;
Sanığın yoklama kaçağı durumunda iken 17.02.2004 tarihinde eğitim birliğine sevk edilmeden önce nasıl ele geçirildiği kuşkulu kalmıştır. Zira Dz. 7de kayıtlı suç ve davet cetvelinde kendiliğinden geldiği belirtilmesine rağmen; Askerlik Şubesince yargılama aşamasında gönderilen Dz.32de kayıtlı sanığın askerlik safahatını belirten yazıda, sanığın 10.02.2004 tarihinde emniyet güçlerince yakalanarak şubeye teslim edildiği ve yoklaması yapıldıktan sonra 17.02.2004 tarihinde eğitim birliğine sevk edildiğinin belirtilmesi karşısında; maddi vakanın tam olarak tesbit edilmediği, suç tarihinin bitimi ile eylemin sona eriş biçiminin dosyadaki delillere uygun biçimde kabul edilmediği anlaşılmıştır.
Dosyada, Kırıkhan Askerlik Şubesinin 2003 yılı celp ve sevk dönemini gösteren MSB.lığınca yayınlanan sevk çizelgesi bulunmamasına ve Askerlik Şubesince Dz.7de kayıtlı suç ve davet cetvelinde şubenin genel sevk tarihinin sadece 21.02.2003 olarak gösterilmesine rağmen, yoklama kaçağı suçunun hangi nedenle 28.02.2003 tarihinden başlatıldığı da anlaşılamadığından, yoklama kaçağı suçundan kurulan hüküm bu yönden de kanuna aykırı bulunmuştur.
Diğer yandan, ASCKnın 63/1-B maddesinde yazılı, yoklama kaçağı, bakaya veya saklı durumunda iken gelip de sevk edildiği kıtasına varmadan yoldan savuşanlar için, geç iltihak suretiyle bakaya suçundan mahkumiyet hükmü kurulabilmesi, 63/1-A maddesi kapsamına giren yoklama kaçağı, bakaya veya saklı suçlarından birinden mahkum olunması koşuluna bağlı bulunduğundan; sanık hakkında yoklama kaçağı suçundan verilen mahkumiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden bozulması nedeniyle, geç iltihak suretiyle bakaya suçundan verilen mahkumiyet hükmünün de bozulması gerekmiştir.
Bozma sebepleri karşısında; Sanık hakkında yoklama kaçağı ve geç iltihak suretiyle bakaya suçlarından kurulan hükümlerde hapis cezalarının 647 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi uyarınca paraya çevrilirken, beher günün alt sınırının 11.00 YTL. olmasına rağmen; temyiz incelemesinde, takdir hakkının isabetli kullanılıp kullanılmadığı denetimine imkan sağlamaktan uzak biçimde, sadece Kanun metninde yer alan sanığın kişiliğine, sair hallerine ve suçun işlenmesindeki özellikler şeklindeki yetersiz gerekçeyle hapis cezasının beher gününün 14.00.YTL. üzerinden (teşdiden) paraya çevrilmesinin,
Yoklama kaçağı suçundan kurulan hükmün gerekçesinde sanık adına celp için çağrı pusulası çıkarılıp tebliğ edildiği irdelenerek dosyada bulunmayan delillerin, varmış gibi gerekçe yapılmasının,
Ayrıca, kabule göre de; 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 45 nci maddesinde sadece hapis ve adli para cezasının öngörülmesi, ağır para cezasının yürürlükten kaldırılmış olmasına rağmen ağır para cezasına hükmedilmesinin;
647 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin taksitlerin süresinde ödenmemesi halinde 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde belirlenen gecikme zammı oranının yarısı oranında gecikme zammı uygulanmasına dair hükmünün 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 ve 5237 sayılı Kanunlarda düzenlenmemiş ve 5275 sayılı Kanunun 122 nci maddesiyle yürürlükten kalkmış olmasına rağmen gecikme zammı uygulamasının;
Sanık hakkında her iki suçtan kurulan hükümde cezadan takdiri indirim yapılırken 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 62/1 inci maddesi yerine, karar tarihinde yürürlükten kalkmış bulunan 765 sayılı TCK'nın 59 uncu maddesinin uygulanmasının ve para cezalarının içtimaını düzenleyen 765 sayılı TCKnın 72 nci maddesinin 5237 sayılı TCKda düzenlenmediği halde hükümlerde uygulanmasının, yasaya aykırı olduğuna işaret edilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen 353 sayılı Kanunun 221/1 nci maddesi uyarınca, yoklama kaçağı suçundan verilen mahkumiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden BOZULMASINA,
Geç iltihak suretiyle bakaya suçundan verilen mahkumiyet hükmünün de yoklama kaçağı suçuyla ilgili bozmaya bağlı olarak BOZULMASINA,
Tebliğnameye uygun olarak, 06.04.2006 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy