(1632 S. K. m. 117) (765 S. K. m. 59) (647 S. K. m. 4, 6) (5271 S. K. m. 45, 236) (5083 S. K. m. 2) (5237 S. K. m. 7, 45)
Asta müessir fiil suçundan sanık İsth.Bnb.İdris Murat SÜTÇÜ hakkında 15 inci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 07.04.2005 gün ve 2005/391-134 esas ve karar sayılı mahkumiyet hükmünün, sanık tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 27.03.2006 gün ve 2006/1931 sayılı düzeltilerek onama görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde Dairemize gönderilen dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Askeri Mahkemece; sanığın, 29.12.2004 tarihinde P.Onb. Mustafa TUNCAya yönelik olarak asta müessir fiil suçunu işlediği sabit görülerek eylemine uyan ASCKnın 117/1, 765 sayılı TCKnın 59/2, 647 sayılı Kanunun 4 ve 6ncı maddeleri uyarınca sonuç olarak 74,25.YTL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına ve bu cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.
Hüküm, sanık tarafından özetle; mağdurun tanık sıfatıyla ve yeminli olarak dinlenilmesinin usule aykırı olduğu, görgü tanığı durumunda bulunan Osman Nihat CENGİZ ve Recai AKÇAnın kendisinin asta müessir fiil suçunu işlemediğini söylemelerine rağmen; görgüye dayalı bilgileri olmayan tanıklar Erdoğan DEMİR ve Talat BAYKALın ifadelerine itibar edilerek mahkumiyet hükmü kurulmasının yasaya uygun olmadığı, mahkemenin delil değerlendirmesini yanlış yaptığı, müsnet suçu işlemediği sebepleriyle temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede mahkumiyet hükmünün para cezası yönünden düzeltilerek onanması yönünde görüş bildirilmiştir.
Dosya kapsamındaki delillere göre; Sanığın İzmit 15 inci Kolordu Loj.Ds.Komutanlığı emrinde görevli iken 29.12.2004 günü istirahatli olarak lojmanında bulunduğu sırada, D Tipi Sosyal Tesisler Müdürlüğü bünyesindeki İnşaat Onarım Kısmını arayarak kalorifer tesisatındaki arızaya bakılmasını istediği, tesisatçı olarak onarıma gelen mağdur P.Onb.Mustafa TUNCAya kapıyı açan sanığın kaloriferinin yanmadığını, hava olabileceğini, tavan arasındaki hava sistemini kontrol etmesi gerektiğini söylediği, sanığın talimatı üzerine tavan arasına çıkıp sistemi kontrol eden ve herhangi bir arıza göremeyen mağdurun peteklerde hava olabileceğini düşünerek, aşağıya indikten sonra tekrar kapıyı çalıp sistemde bir arıza bulamadığını, peteklerde hava olabileceğini söyledikten sonra peteklerin havasını alabilir miyim? diye sorduğu, bunun üzerine sanığın benim peteklerimde sorun yok devamlı peteklerin havasını alıyorsunuz, içeriyi kirletiyorsunuz buna müsaade etmiyorum sorunu nasıl çözerseniz çözün diyerek mağduru evine almayıp gönderdiği,
Mağdurun ayrılmasından sonra sanığın sosyal tesisler müdürü Yzb. Erdoğan DEMİRi arayıp kalorifer arızasının giderilmediğini söylediği, Yzb. Erdoğanın da, kısım komutanı Astsb.Talat BAYKALa emir vererek sanığın evindeki arıza ile ilgilenilmesini söylediği, Astsubay Talatın yolda karşılaştığı mağdurun durumu kendisine anlatması üzerine, D tipi Sosyal Tesisler Müdürlüğü yönergesinde yer alan arızanın giderilemediğine dair formu imzalatması için mağdur Mustafa TUNCAyı tekrar sanığın evine gönderdiği, mağdurun getirdiği formu inceleyen sanığın kızarak, nasıl evime almıyorum, kaç defa geldiniz yapamadınız diyerek formu buruşturarak attığı, mağdur onbaşıya da tokat ve yumrukla vurduğu, hırsını alamayarak merdivenlere doğru giden mağduru arkasından iteklediği, daha sonra mağdurun amiri Yzb. Erdoğan DEMİRi cep telefonundan arayarak; arızanın giderilmediğini gelen sıhhi tesisatçı askeri döverek kendisine gönderdiğini söylediği, sanığın evinden ayrılan mağdurun yolda bu durumu Astsubay Talata anlattığı, anlaşılmakta olduğundan, sanığın, astı durumunda bulunan mağdur onbaşıya tokat ve yumrukla vurmak ve iteklemek suretiyle asta müessir fiil suçunu işlediğini kabul eden Askeri Mahkemenin bu kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Askeri Mahkemece olay yerinde yapılan keşif sonucunda yeminli olarak dinlenen tanıklar Astsb. Talat BAYKAL, Yzb. Erdoğan DEMİR ve mağdur Onb. Mustafa TUNCAnın oluşa uygun ve birbirini tamamlayan ifadelerine itibar edilmesinde, sanığın misafir olarak evinde bulunduğunu beyanla dinlettiği tanıklar Recai AKÇA ve Osman Nihat CENGİZin beyanlarına itibar edilmemiş olmasında gösterilen haklı ve hukuka uygun gerekçelerde kanuna aykırılık bulunmadığından, sanığın müsnet suçu işlemediğine, delil değerlendirmesinin yanlış yapıldığına dair temyiz sebepleri kabule değer görülmemiştir.
Suçun işlendiği ve hüküm kurulduğu tarihte yürürlükte bulunan CMUKda mağdur tanıkların yeminli ya da yeminsiz dinlenilmeleri konusunda herhangi bir hüküm bulunmadığı gibi, hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı CMKnın 236 ncı maddesinde mağdurun tanık olarak dinlenmesi hâlinde, yemin hariç tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır... şeklinde düzenlenen maddenin gerekçesinde; bu hususun kural olmakla beraber, Cumhuriyet Savcısı veya hakimin gerekli görmesi hâlinde, yani delil olma değeri itibarıyla yemin verebileceği de belirtilmiştir. Öğretide de mağdurun tanık sıfatıyla dinlenebileceği ve kendisine yemin verilebileceği tereddütsüz biçimde kabul edilmektedir. Dolayısıyla, Askeri Mahkemece yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre mağdur tanık Onb. Mustafa TUNCAnın yeminli olarak dinlenilmesinde bir isabetsizlik ve kanuna aykırılık bulunmadığından sanığın bu konudaki temyiz sebeplerinin de reddine karar verilmiştir.
Askeri Mahkemece dosyadaki elverişli delillerle kurulan mahkumiyet hükmünde usul, sübut, vasıf yönlerinden bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, gerekçesi gösterilerek asgari hadden ceza tayini ile cezanın paraya çevrilip ertelenmesinde de kanuna aykırılık bulunmamaktadır.
Ancak, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 45 inci maddesinde sadece hapis ve adli para cezasının öngörülmesi, 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkındaki Kanunun 2 nci maddesine 5335 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile eklenen 3 üncü fıkrada, adli para cezasının hesaplanmasında ve ödenmesinde bir Yeni Türk Lirasının (1 YTL) altında kalan tutarların dikkate alınmayacağı kuralına yer verilmesi ve 5237 sayılı TCK'nın 7/2 nci maddesinin emredici hükmü karşısında, kısa süreli hapis cezasının sanığın lehine olarak suç tarihi itibarıyla günlüğü 11.00 (onbir) YTL. den adli para cezasına çevrilerek sonuç cezanın belirlenmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenle, Mahkemece, tayin olunan kısa süreli hapis cezalarının 647 sayılı Kanunun 4/1 inci maddesi uyarınca beher günü 11.00 YTLden adli para cezasına çevrilmesi gerekirken, bu yapılmayarak beher günün 14.85 YTL. den ağır para cezasına çevrilmesi kanuna aykırı olup, hükmün sanık aleyhine sonuç doğuran bu aykırılıklar nedeniyle bozulması gerekmiş, bu bozma sebebi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden sanık hakkındaki hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yasaya aykırı görülen İsth. Bnb. İdris Murat SÜTÇÜ hakkındaki mahkumiyet hükmünün 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi uyarınca sanığın temyizine atfen ve resen uygulama yönünden BOZULMASINA;
Ancak; bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-J maddesi uyarınca, Para cezasının tayinine ilişkin bölümünün 647 sayılı Kanunun 4/1 inci maddesi uyarınca hapis cezasının beher günü 1100 (onbir) Yeni Türk Lirası üzerinden hesaplanarak sonuç olarak 55.00 (elli beş) YTL. adli para cezası ile cezalandırılmasına, verilen adli para cezasının 647 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca ertelenmesine şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA
Tebliğnameye uygun olarak, 06.04.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy