(1632 S. K. m. 66, 91) (5237 S. K. m. 62) (765 S. K. m. 47, 59) (Yedek Subayların Hizmet Süreleri ile Erbaş Ve Erler İçin Muvazzaflık Hizmet Süresinin Tespitine İlişkin Karar m. 1)
Üste fiilen taarruz, hakaret, müessir fiil ve izin tecavüzü suçlarından sanık Terhisli P.Er Arslan ALTINTAŞ hakkındaki 1 inci Ordu K.lığı Askeri Mahkemesinin 25.10.2005 tarih ve 2005/10-440 sayılı mahkûmiyet ve görevsizlik hükümlerinin sanık tarafından yasal sürede temyizi üzerine, Başsavcılığın 28 Mart 2006 tarih ve 2006/2038 sayılı hükümlerin onanması görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde gelen dava dosyası incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
YARGILAMA AŞAMALARI:
HÜKÜM I: Askeri Mahkemece; sanığın, 02.12.1999 tarihinde üste fiilen taarruz suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCK'nın 91/1, TCK'nın 47 ve 59/2nci maddeleri uyarınca sonuç olarak 1 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir (Dz.77-79).
TEMYİZ I: Mahkemenin bu hükmü sanık tarafından cezanın fazla olduğu ileri sürülerek temyiz edilmiştir (Dz.75).
DAİRE KARARI: Askeri Yargıtay 1inci Dairesinin 07.11.2001 gün ve 2001/1097-1087 sayılı ilamı ile söz konusu hüküm usûl yönünden bozulmuştur (Dz.112-113).
HÜKÜM II: Askeri Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında hakaret, müessir fiil ve izin tecavüzü suçlarından açılan kamu davaları da birleştirilmek suretiyle sanığın;
1- 02.12.1999 tarihinde üste fiilen taarruz suçunu işlediği kabul edilerek eylemine uyan ASCK'nın 91/1, TCK'nın 47 ve 5237 sayılı TCK'nın 62/1nci maddeleri uyarınca sonuç olarak 1 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
2- 02.09.2000-15.07.2003 tarihleri arasında yakalanmakla sona eren izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek eylemine uyan ASCK'nın 66/1-b, TCK'nın 62/1nci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
3- 09.07.2000 tarihinde işlediği hakaret ve müessir fiil suçu ile ilgili olarak mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir (Dz.308-315).
TEMYİZ II: Mahkemenin bu hükmü sanık tarafından suç tarihlerinde psikolojik rahatsızlıkları bulunduğu ileri sürülerek temyiz edilmiştir (Dz.325).
TEBLİĞNAME: Tebliğnamede ise, mahkûmiyet ve görevsizlik hükümlerinin onanması yönünde görüş bildirilmiştir.
YAPILAN İNCELEMEDE:
1- Hakaret ve Müessir Fiil Suçları:
Sanık hakkında 14.09.2000 tarihinde açılan (Dz.161) davaya konu olan hakaret ve müessir fiil suçları askeri suç olmadığından ve dava konusu olayda askeri bir suça bağlı olarak işlenmediğinden, sanığın terhis edilmiş olması (Dz.211) nedeniyle, verilen görevsizlik kararında isabetsizlik yoktur.
2- Üste Fiilen Taarruz Suçu:
Sanığın 02.12.1999 günü çelik başlıkların taşınması sırasında kendisini ikaz eden P.Onb. Vural EĞİLMEZe yumruk attığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakta olup, Mahkemenin kabulü de bu doğrultudadır.
Sanığın gıyaben tutuklandığı 09.04.2002 tarihinde (Dz.131) kesilen ve yeniden işlemeye başlayan 5 yıllık dava zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı görülmekle, üste fiilen taarruz suçunu işleyen sanığın, yerinde ve haklı gerekçelerle yukarıda yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
3- İzin Tecavüzü Suçu:
20.08.2000 tarihinde memleketi Sakaryada geçirmek üzere 6 gün süre ile izne gönderilen (Dz.231-232) sanığın, izin süresi içinde 25.08.2000 tarihinde almış olduğu 7 gün istirahat süresi ile bir günlük dönüş yol süresinin ilavesiyle en geç 01.09.2000 tarihine kadar birliğine katılması gerekirken katılmadığı, bir süre sonra 09.02.2004 tarihinde güvenlik kuvvetleri tarafından yakalanarak ele geçirildiği (Dz.236) tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu oluş şekline göre, askerlik süresinin Bakanlar Kurulunun 23.06.2003 gün ve 2003/5795 sayılı kararı ile 15 aya indirilmesi nedeniyle sanığın 15.07.2003 tarihinde terhise hak kazandığı dikkate alınarak, suçun bitiş tarihinin buna göre hesaplanmak suretiyle 02.09.2000-15.07.2003 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işleyen sanığın yukarıda belirtilen tüm suçlar yönünden cezai ehliyeti ve askerliğe elverişlilik durumu da araştırıldıktan sonra kararda yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Başkan Hv. Hâkim Albay Necmettin ÖZKAN ile Üye Hâkim Albay Hasan DENGİZ 765 sayılı TCK'nın 47 nci maddesinin 5237 sayılı yeni TCK'nın 32/1 nci maddesi kapsamında bulunduğundan, sanık hakkında üste fiilen taarruz suçundan ceza tertibine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği görüşüyle üste fiilen taarruz suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün onanmasına muhalif kalmışlardır.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın kabule değer bulunmayan temyiz sebeplerinin, ASMKYUKun 217/2nci maddesi uyarınca REDDİNE;
Usul ve esas bakımından yasaya uygun bulunan hakaret ve müessir fiil suçuna dair görevsizlik hükmü ile üste fiilen taarruz ve izin tecavüzü suçuna dair mahkûmiyet hükümlerinin ayrı ayrı ONANMASINA;
Üste fiilen taarruz suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün Başkan Hv. Hâkim Albay Necmettin ÖZKAN ile Üye Hâkim Albay Hasan DENGİZin muhalefetiyle oyçokluğuyla, diğer hükümlerde oy birliği ile tebliğnamedeki görüş doğrultusunda, 06.04.2006 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCKnın 32nci maddesinde akıl hastalığı konusu farklı şekilde düzenlenip, tam akıl hastalığı-kısmi akıl hastalığı ayrımı terk edilerek anılan maddenin 1inci fıkrasında tam akıl hastaları ile algılama ve irade yeteneği önemli derecede azalmış olan kısmi akıl hastaları arasında ceza sorumluluğu bakımından fark gözetilmemiştir. (2001 TCK DÖNMEZER TASARISI Md.34, gerekçe; 5237 sayılı TCK Adalet Alt Komisyonu ve TBMM Adalet Komisyonu Raporları; TCK Gazi Şerhi 2nci Bası 2005 İzzet ÖZGENÇ)
Sanıkta üste fiilen taarruz suçunu işlediği tarihte psikiyatri bilimi verilerine göre 765 sayılı TCKnın 47nci maddesine uygun olarak kısmi akıl hastalığı tespit edildiğinde ve kusur yeteneğini etkileyen bu durumun 5237 sayılı TCKya göre cezasızlık nedeni oluşturduğunda kuşku yoktur. 01.06.2005 tarihinden önce 765 sayılı TCKnın 47nci maddesine uyduğu belirtilen akli malûliyetlerin, 01.06.2005 tarihinden itibaren 5237 sayılı TCKnın 32/1nci maddesinde belirtilen algılama ve irade yeteneği önemli derecede azalmış akıl hastalığı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunla ilgili Hükümet Tasarısının 18inci maddesinde Yürürlükten kaldırılan 765 sayılı Kanunun 47nci maddesine göre verilmiş ceza hükümleri, tazminata ilişkin kısımları hariç olmak üzere Türk Ceza Kanununun yürürlüğe girmesi ile birlikte kendiliğinden ortadan kalkar ve bu hükümlerden infazı tamamlanmamış olanlar hakkında Türk Ceza Kanununun öngördüğü tedbirlerin uygulanmasına, dosya üzerinden evvelce hükmü vermiş olan ve hükümlü bu mahkemenin yargı çevresi dışında ise o yerdeki ve aynı derecedeki mahkeme tarafından karar verilir. hükmüne yer verilmiş iken TBMM Adalet Komisyonu Raporunda Ceza kanunlarının zaman bakımından uygulanması ile ilgili kurallar göz önünde bulundurularak; Tasarının, "kısmi akıl hastalığı"na ilişkin 18inci maddesi metinden çıkarılmıştır. şeklinde karar verilmiş ve sözü edilen Kanun, Tasarının bu maddesi olmaksızın kabul edilmiştir. Zaman bakımından uygulama kuralına göre derhal sanık lehine uygulanacak olan bir durum söz konusudur.
Bu yeni düzenleme kapsamında, suç tarihindeki akli durumu 5237 sayılı TCKnın 32/1inci maddesinde belirtilen algılama ve irade yeteneği önemli derecede azalmış kısmi akıl hastalığına uyan sanık hakkında sübut bulan üste fiilen taarruz eylemi ile ilgili olarak 5237 sayılı TCKnın 32/1inci ve 5271 sayılı CMKnın 223üncü maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına ve güvenlik tedbirine hükmolunmasına karar verilmesi gerektiği belirtilerek mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerekirken, çoğunluğun yeni düzenleme kapsamında bir irdeleme yapmaksızın hükmün onanmasına dair kararına katılmadık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy