(1632 S. K. m. 87, 180) (765 S. K. m. 59) (353 S. K. m. 221)
Emre itaatsizlikte ısrar suçundan sanık Dz.Er Adem İLTİZER hakkında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Askerî Mahkemesince verilen 11.07.2005 gün ve 2005/504-401 sayılı mahkûmiyet hükmünün sanık tarafından yasal süresi içinde sebep gösterilerek temyiz edilmesi üzerine dava dosyası Askerî Yargıtay Başsavcılığının 29.12.2005 gün ve 2005/5733 sayılı tebliğnamesi ekinde hükmün düzeltilerek onanması görüşü ile Dairemize gelmekle incelendi. Gereği düşünüldü:
Askerî Mahkemece, sanık hakkında Emre itaatsizlikte ısrar suçunun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle verilen beraet hükmünün, Askerî Yargıtay 1 inci Dairesinin 13.07.2004 gün ve 2004/773-773 sayılı ilâmı ile; suçun unsurları yönünden oluştuğundan bahisle bozulduğu, bozma kararına uyulmasını takiben yeniden yapılan yargılama sonucu sanık hakkında anılan suç nedeniyle ASCK'nın 87/1 ve TCK'nın 59/2 nci maddeleri uyarınca yirmibeş gün hapis cezası verildiği, aynı eylem nedeniyle verilen 7 günlük oda hapis cezasının ASCK'nın 180 nci maddesi uyarınca hürriyeti bağlayıcı cezadan mahsup edildiği anlaşılmaktadır.
Sanık, anılan hükmü, suçun unsurları itibariyle oluşmadığı, birlik içerisinde Subay ve Astsubayların da cep telefonu kullandığını, cep telefonu kullanmanın yasak olduğuna ilişkin bir emrin kendisine tebliğ edilmediğini ileri sürerek hükmü temyiz etmiştir.
Tebliğnamede hükmün düzeltilerek onanması yönünde görüş bildirilmiştir.
İNCELEME VE DEĞERLENDİRME:
Birlik içinde cep telefonu sokmanın yasak olduğuna ilişkin emrin sanığa 30.01.2003 tarihinde tebliğe edilmesine rağmen emir hilafına 14.05.2003 tarihinde yapılan arama sonucu üzerinde cep telefonu bulundurmak suretiyle emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediğinden bahisle hakkında mahkûmiyet hükmü tesis edilmiştir.
Sanık sorgu ve savunmalarında; Dz.K.K.lığı nizamiyesinden girerken soyadı ULUOCAK olan Uzman çavuşun üzerinde cep telefonu yakaladığını, yani Dz.K.K.lığına cep telefonu ile girmeden kapıda yakalandığını, aslında daha birlik içerisine girmeden pişman olduğunu ve cep telefonunu birliğe girince Bölük Astsubayına teslim edeceğini beyan etmiştir.
Dosya içerisinde sanığın cep telefonunun nerede yakalandığına ilişkin bir tutanak bulunmamaktadır.
Ancak D.7de bulunan Suç vaka raporunda karargaha cep telefonu sokmaya çalıştığı tespit edilmiştir. şeklinde bir ibareye yer verildiği, D.10da bulunan Disiplin ceza kararında suçun karargaha cep telefonu sokmaya çalışmak şeklinde nitelendirildiği, D.15de bulunan iddianamede, sanığın 14.5.2003 tarihinde Dz.K.K.lığına girerken Kuzey Lumbarağzında yapılan aramada üzerinden bir adet cep telefonu çıktığının belirtildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın Dz.K.K.lığına cep telefonu ile girmeden kapıda yakaladığına ilişkin beyanının doğru olduğu görülmektedir.
Lumbarağzında yapılan kontrolün amacı birlik içerisine herhangi bir yasak malzemenin girişini önlemeye yöneliktir. Dava konusu olayda cep telefonu henüz birliğe sokulmadan ele geçirilmiş, dolayısıyla aramadan beklenen amaç bu şekilde gerçekleşmiştir. D.2de bulunan cep telefonuna ilişkin emir birlik içine cep telefonu sokulmayacağına yönelik olup, suçun oluşumu için gerekli olan Sokma eylemi gerçekleşmemiştir. Nizamiyede yapılan kontrolde sanığın üzerinde bulunan cep telefonunun birlik içinde bulunmuş gibi kabul edilmesi, birlik içerisine cep telefonu sokulmasının yasaklanmasına ilişkin emrin amacı ile bağdaşmamaktadır. Belirtilen nedenle sanığın üzerine atılı emre itaatsizlikte ısrar suçunun unsurları yönünden oluşmadığı gözetilmeden tesis edilen mahkûmiyet hükmü kanuna aykırı görülmüştür.
Üye Hâk.Alb.A.AKBAL sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluştuğu görüşü ile çoğunluk görüşüne katılmamıştır.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Sanığın temiyizine atfen ve re'sen 353 sayılı Kanunun 221/1 inci maddesi uyarınca mahkûmiyet hükmünün esas yönünden BOZULMASINA;
Tebliğnamede yazılı görüşe aykırı olarak, 18.01.2006 tarihinde Üye Hâk.Alb.A.AKBALın karşı oyu ve oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy