(1632 S. K. m. 63) (765 S. K. m. 59, 119) (647 S. K. m. 4) (5237 S. K. m. 62, 75) (5252 S. K. m. 5) (353 S. K. m. 217, 220, 221)
Geç iltihak suretiyle bakaya suçundan sanık Terhisli Yd.Sb.Ad.Adayı Fuat ÇELEBİ hakkındaki 3 üncü Ordu K.lığı Askeri Mahkemesinin 30.6.2005 tarih ve 2005/273-160 sayılı mahkûmiyet hükmünün sanık tarafından yasal sürede temyizi üzerine Başsavcılığın 31 Mart 2006 tarih ve 2006/2120 sayılı hükmün düzeltilerek onanması görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde gelen dava dosyası incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece; sanığın, 12.04.2004-14.04.2004 tarihleri arasında temadi eden geç iltihak suretiyle bakaya suçunu işlediği sabit görülerek, eylemine uyan ASCKnın 63/1-A maddesinin (yedi gün içinde gelenler) cümlesi TCKnın 119/5, 59/2 ve 647 sayılı Kanunun 4 üncü maddeleri gereğince 88 YTL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir (Dz.52-54)
Bu hüküm yasal süresi içerisinde sanık tarafından özetle, tamamen ailevi nedenlerle eğitim birliğine geç katıldığı, ileri sürülerek temyiz edilmiştir (Dz.62-63).
Tebliğnamede ise, hükmün düzeltilerek onanması yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede;
Nisan 2004 celbinde yedek subay aday adayı olarak Erzurum 9 uncu Kor. K.lığına sevkedilen sanığın 01.04.2004 tarihinde test ve mülakat merkezine katıldığı, sınav sonuçlarının ilan edileceği 10.04.2004 tarihine kadar izin verilen sanığın yedek subay öğretmen statüsünde Isparta 40 ncı P.Er Eğt.A.K.lığına tertip edildiğini internetten öğrenmesini müteakip en geç 12.04.2004 günü saat 17.00 ye kadar eğitim birliğine katılması gerekirken, bir süre gecikerek 14.04.2004 günü katıldığı (Dz.36), müsnet suçun ASCKnın 63/1-A maddesinin 7 gün içinde gelenler cümlesine uyduğundan ve Kanunda öngörülen cezası ön ödeme kapsamında bulunduğundan, 3 üncü Ordu K.lığı Askeri Savcılığınca 18.02.2005 tarihinde sanığa ön ödeme tebligatında bulunulduğu, ancak sanığın kendisine yapılan tebligata rağmen 10 günlük yasal süresi içerisinde önerilen miktardaki para cezasını ödemediği, böylece sanığın 12.04.2004-14.04.2004 tarihleri arasında kendiliğinden katılmakla sona eren geç iltihak suretiyle bakaya suçunu işlediği sanığın samimi ikrarını içeren savunmaları (Dz.6,15,45) ile dosyada yer alan diğer yazılı belgelerden anlaşılmaktadır.
Sanığın bazı ailevi sebeplerden dolayı süreyi geçirdiğine ilişkin temyiz sebeplerine, mazeretlerinin önceden öngörülmeyen, objektif mahiyette ve askerlik hizmetine tercih edilebilecek hukuken geçerli mazeretlerden olmaması nedeniyle itibar edilmesi yerindedir.
01 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCKnın; ön ödeme müessesesinin düzenlendiği 75 inci maddesinde ön ödeme teklifinin süresi içerisinde yerine getirilmemesi durumunda, 765 sayılı Kanunun 119/5 inci maddesinde olduğu gibi ½ arttırım öngörülmemiş, ancak 5237 sayılı TCKnın 75 ve 62 nci maddesi uyarınca geç iltihak suretiyle bakaya suçundan tayin edilecek cezanın asgari haddinin beher gününün 20 YTL üzerinden paraya çevrilmesi sonucu, sanığa 5237 sayılı Kanunun 75 inci maddesi gereğince asgari 100 YTL. adli para cezasına hükmedilmesi gerekecektir.
Dava konusu olayda; ön ödeme kurumunun düzenlendiği 5237 sayılı TCKnın 75 inci maddesinde tebliğ edilen cezanın ödenmemesi durumunda cezanın ½ oranında arttırılmasının öngörülmediği, bu durumun sanık lehine olduğu düşünülebilir ise de; Askeri Mahkemenin GİS Bakaya suçundan ASCKnın 63/1-a, 765 sayılı TCKnın 119/5, 59 ve 647 sayılı Kanunun 4 üncü maddelerinin tatbik edilmesi suretiyle tayin edilen 88.00 YTL ağır para cezasının, 5237 sayılı TCKnın 75 ve 62 nci maddelerinin tatbiki ile tayin edilecek 100 YTL adli para cezasına göre sanığın daha lehine olduğu açıkça anlaşıldığından, Askeri Mahkemece gerekli mukayese yapıldıktan sonra, sanık lehine hüküm doğurduğundan bahisle 765 sayılı TCK hükümleri uygulanarak ceza tayin edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Askeri Mahkemece haklı ve yerinde gerekçelere dayanarak kurulan mahkumiyet hükmünde usûl, sübut vasıf, uygulama maddesi ve cümlesi, temel cezanın tayini, takdiri indirimin uygulanması ve kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın para cezasına çevrilmesinde kullanılan takdir yönünden herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı;
Ancak, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5/1 inci maddeleriyle kanunlarda öngörülen ağır para cezaları adli para cezasına dönüştürüldüğünden, sanığın 88 YTL adli para cezası yerine ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olması yasaya aykırı olmakla birlikte, sözkonusu yasaya aykırılığın yeniden yargılama yapılmasını gerektirmemesi nedeniyle, 353 sayılı Yasanın 220/2-J maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklandığı üzere;
Sanığın kabule değer görülmeyen temyiz sebeplerinin 353 sayılı Kanunun 217/2 nci maddesi uyarınca REDDİNE;
Ancak uygulama yönünden kanuna aykırı olan hükmün sanığın temyiz istemine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1 inci maddesi uyarınca sonuç ceza olan ağır para cezasına ilişkin bölümünün BOZULMASINA;
Mahkûmiyet hükmünün, sanık hakkında tayin edilen sekiz gün hapis cezasının beher günü onbir Yeni Türk Lirası (11 YTL) üzerinden 88 YTL. adli para cezasına çevrilmesine şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA;
Tebliğnamedeki görüş doğrultusunda, 19.04.2006 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy