(1632 S. K. m. 24, 25, 47, 87, 162, 165, 171, 185, Ek m. 8) (765 S. K. m. 59, 307/A) (5237 S. K. m. 297) (353 S. K. m. 17) (5275 S. K. m. 6) (Ceza İnfaz Kurumları ile Tevkifevlerinin Yönetimine ve Cezaların İnfazına Dair Tüzük m. 1)
Emre itaatsizlikte ısrar suçundan sanık (Em) P.Bşçvş.Erdinç KUZGUN hakkında 2 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 07.04.2005 gün ve 2005/183-123 esas ve karar sayılı mahkûmiyet hükmünün, sanık tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının bozma görüşünü içeren 31.03.2006 gün ve 2006/2121 sayılı tebliğnamesi ekinde Dairemize gönderilen dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece; sanığın, emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği kabul edilerek eylemine uyan ASCK'nın 87/1inci maddesinin birinci cümlesi ve 765 TCK'nın 59/2nci maddeleri uyarınca sonuç olarak 25 gün hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verilmiş, hüküm sanık tarafından, sebepsiz olarak temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede, hükmün suç vasfına bağlı görev yönünden bozulması görüş ve düşüncesi bildirilmiştir.
Dosya kapsamı delillerden; Sanık (Em.) P Bşçvş.Erdinç KUZGUNun Edirne/ Uzunköprü 4 üncü Mekanize Piyade Tugay 1 inci Mknz.P.Tb.Kh.ve Kh.Bl.Komutanlığı emrinde görevli iken, işlediği disiplin suçu nedeniyle 4 üncü Mekanize Piyade Tugay Komutan Yardımcılığı ve Uzunköprü Garnizon Komutanı tarafından usûlüne uygun olarak 14 gün oda hapsi cezası ile cezalandırıldığı (Dz.13...18), disiplin cezasının infazı için 13.04.2003 tarihinde Garnizon Disiplin Cezaevine kapatılan sanığa (Dz.19), tutuklu, cezalı ve hükümlülerin cezaevine cep telefonu getirmelerinin yasak olduğuna ilişkin düzenlemeyi de içeren Tutuklu, Cezalı ve Hükümlü Subay/Astsubay/Uzman Erbaşların Riayet Edeceği Kurallar talimatının 13.04.2003 tarihinde tebliğ edildiği (Dz.3,5), sanığın bilgisi dahilinde bulunan talimat hilafına hareket ederek, disiplin ceza ve tutukevine bir adet cep telefonunu gizlice soktuğu, 16.04.2003 tarihinde Disiplin Ceza ve Tutukevinde yapılan kontrolde bir adet CD-930 marka cep telefonu ile şarj cihazının tesbit edildiği (Dz.4) maddi olay olarak sabit olup eylemin bu şekilde geliştiği konusunda kuşku bulunmamaktadır.
Sanığın sabit olan bir eyleminin hangi suça vücut verdiği konusuna gelince;
Askeri Yargıtay Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamede;
Suç tarihinde yürürlükte olan 765 Sayılı Türk Ceza Yasasına 05.02.2003 tarih ve 4806 Sayılı Yasa ile eklenen 307/a maddesinde; Ceza infaz kurumları ve tutukevlerine ..... cep telefonu ..... sokanlar ..... bunları ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunduranlar veya kullananlar ..... cezalandırılırlar ..... hükmünün yer almakta olduğu, benzer bir düzenlemenin 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Yasanın İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak başlıklı 297nci maddesinde de yer aldığı,
Görüldüğü üzere anılan maddelerde açıkça ceza infaz kurumları ve tutukevlerine cep telefonu sokulması, bulundurulması veya kullanılması eylemlerinin suç olarak tanımlandığı, yasalarda unsurları gösterilerek suç olarak tanımlanmış ve cezai yaptırıma bağlanmış eylemlerin yasaklanmasına ilişkin emirlerin uyarı niteliğinde bulunduğu, bu uyarıların hizmet emri olmayıp, tavsiye niteliğini taşıdığı, Birlik Komutanı ve Kurum Amiri tarafından yasalarda ayrıca suç olarak düzenlenmiş konularda verilen emirlerin yerine getirilmemesinin emre itaatsizlikte ısrar suçuna vücut vermeyip, eylem esasen hangi suçu oluşturuyorsa o suça ilişkin yasa maddesinin uygulanmasının gerektiği,
Ceza infaz kurumu olduğunda şüphe bulunmayan Disiplin Ceza ve Tutukevinde cep telefonu bulundurulması şeklinde gelişen somut olayda, sanığın eyleminin, ASCKnın 87/1nci maddesinde tanımlanan emre itaatsizlikte ısrar suçunu değil Mülga 765 Sayılı TCKnın 307/a (5237 Sayılı TCKnın 297) maddesinde tanımlanan ceza infaz kurumunda cep telefonu (elektronik haberleşme aracı) bulundurmak suçunu oluşturduğunu,
353 Sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usûlü Hakkındaki Yasanın 17nci maddesinin Askeri Mahkemelerde yargılamayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu Mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak suçun askeri bir suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması halinde Askeri Mahkemenin görevi sona erer şeklindeki hükmü de dikkate alınarak, dosya dizi 358de yer alan Hayrabolu 95 nci Zırhlı Tugay 2 nci Mekanize Piyade Tabur Komutanlığının 02 Haziran 2005 tarihli yazısına göre, 14 Haziran 2004 tarihinde resen ayırma işlemine tabi tutulup Türk Silâhlı Kuvvetlerinden ilişiğinin kesildiğinin anlaşılmış bulunması karşısında, sanığın Askeri Mahkemede yargılanmasını gerektiren ilginin kesildiği ve dolayısıyla müsnet suçtan yargılama yetkisinin de Askeri Mahkemeye değil Adliye Mahkemelerine ait olduğu belirtilerek; mahkûmiyet hükmünün suç vasfına bağlı görev noktasından bozulması yönünde görüş bildirilmiş ise de;
Sanığa, işlemiş olduğu disiplin suçu nedeniyle, 4 üncü Mknz.P.Tug.K.Yrdc.ve Garnizon Komutanı olan âmiri tarafından, kanuni yetkisine dayanılarak ASCK'nın 162/1-A, 165 ve 171 inci maddeleri uyarınca 14 gün oda hapsi cezası verilmesinde bir kanuna aykırılık bulunmamaktadır.
Diğer yandan, Ceza İnfaz Kurumundan ne anlaşılması gerektiği mülga Ceza İnfaz Kurumları ile Tevkifevlerinin Yönetimine ve Cezaların İnfazına Dair Tüzükün birinci maddesinde belirtilmiştir. Aynı düzenleme 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin infazı hakkındaki kanunun 6 ncı ve devamındaki maddelerde de yer almıştır.
Anayasa ve yasalarla belirtilen şekilde kurulan ve Türk Milleti Adına yargılama yapan Askeri Mahkemeler ile Disiplin Mahkemelerince verilen hükümlerin infaz edildiği yer olan Askeri Ceza ve Tutukevleri ile Disiplin Ceza ve Tutukevlerinin de ceza infaz kurumu olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
Disiplin amirlerince verilen hapis cezası niteliğindeki disiplin cezalarının (oda hapsi, katıksız hapis ve göz hapsi), Askeri Mahkemelerin hükmettiği hapis cezaları gibi infaz olunacağı 1632 sayılı ASCK'nın 185inci maddesinin 5inci fıkrasının âmir hükmü iken, 22.03.2000 gün ve 4551 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi ile bu fıkra yürürlükten kaldırılmıştır.
Subay, Astsubay, Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silâhlı Kuvvetlerinde görevli Devlet Memurları, Uzman Jandarma ve Uzman Erbaşlar hakkında verilen göz ve oda hapsi cezalarının mahiyeti, neticeleri ve yerine getirilmesi; yine 4551 sayılı Kanunun 4üncü maddesi ile değiştirilen ASCK'nın 24üncü maddesinde belirtilmiştir. Bu maddeye göre subay ve astsubayların, mümkün olduğu takdirde cezayı tek başlarına belirli bir hapis odasında geçirecekleri, emir veremeyecekleri, genel hizmet yapamayacakları belirtilmiştir. Maddenin son fıkrasında Askeri öğrencilerin oda hapsi cezasının nasıl infaz olunacağı belirtildikten sonra bunların hapis odalarının kapısında bir nöbetçi bulundurulacağı, keza erbaş ve erler hakkındaki oda hapsi cezasının infazını düzenleyen ASCK'nın 25inci maddesinde de hapis odalarının kapısında bir nöbetçi bulundurulacağı açıkça belirtildiğinden, subay ve astsubayların oda hapsi cezalarının kapılarında nöbetçi olmadan infaz edileceği anlaşılmaktadır.
Diğer yandan, Genelkurmay Başkanlığınca yayınlanarak yürürlüğe konulan 456-1 sayılı Disiplin Ceza ve Tutukevleri Yönergesinin Kapsam başlıklı 2nci maddesinde, bu yönergenin oda hapsi cezasının yerine getirilmesi ile ilgili hükümlerinin kimleri kapsayacağı tek tek sayılmak suretiyle belirtilmiştir. Yönergenin bu maddesinde subay ve astsubayların kapsam dışında tutulduğu açıkça anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olayda, disiplin amirince 14 gün oda hapsi disiplin cezası ile cezalandırılan sanığın, cezasının infazı için kapısında, nöbetçi olmayan bir hapis odası yerine, hukuka aykırı biçimde Disiplin Ceza ve Tutukevine sokulduğu anlaşılmaktadır. İdare personelinin kusurlu davranışı neticesi hatalı olarak disiplin ceza ve tutukevine sokulan sanığın, infaz kurumu veya tutukevine yasak eşyayı sokmayı cezalandıran TCK hükümlerinden sorumlu tutulması hukuka uygun kabul edilmediğinden tebliğnamedeki görüşe iştirak olunmamıştır.
Bu itibarla; suç tarihi itibariyle asker kişi olan sanığın, hangi nedenle olursa cezaevine cep telefonu sokulmayacağı konusunda Garnizon Komutanlığınca verilen dz.3de yer alan emir hilafına hareket ederek disiplin cezaevine cep telefonu sokması şeklindeki eylemiyle, malûm ve muayyen olan ve tebliğ edilmek suretiyle şahsileştirilen emre aykırı davranarak ve bilerek ve isteyerek itaatsizlik kastıyla hiç yapmamak suretiyle, sırf askeri suç olduğunda kuşku bulunmayan emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği anlaşıldığından, Askeri Mahkemece, müsnet suçun sabit görülerek ve gerekçeli hükümde gösterilen haklı ve hukuka uygun kabullerle asgari hadden, takdiri indirim maddesi de uygulanmak suretiyle yazılı olduğu şekilde mahkûmiyete hükmolunmasında yasaya aykırılık bulunmadığı gibi; 5329 sayılı yasayla ASCKna eklenen Ek-8 ve ASCKnın 47 nci maddelerine göre sırf askeri suç kapsamındaki yüklenen suç nedeniyle verilen hapis cezasının paraya çevrilmesine ve ertelenmesine de yasal olanak bulunmadığından sanığın sebepsiz temyizi kabule değer görülmeyip, hükmün onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın yerinde görülmeyen sebepsiz temyizinin, 353 sayılı Kanunun 217/2 nci maddesi uyarınca REDDİNE;
Usûl ve kanuna uygun bulunan mahkûmiyet hükmünün ONANMASINA;
Tebliğnameye aykırı olarak, 19.04.2006 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy