(1632 S. K. m. 63) (5237 S. K. m. 62) (647 S. K. m. 4, 5) (1111 S. K. m. 35)
Bakaya suçundan sanık Ord.Atğm.(Yd.Sb.Ad.Ad.) Aykut LENGER hakkında Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 06.06.2005 gün ve 2005/236-211 esas ve karar sayılı mahkûmiyet hükmünün sanık tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının düzeltilerek onama görüşünü içeren 06.04.2006 gün ve 2006/2226 sayılı tebliğnamesi ekinde Dairemize gönderilen dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece; sanığın, 01.08.2003-20.07.2004 tarihleri arasında bakaya suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCKnın 63/1-A (üç aydan sonra gelenler cümlesi), TCKnın 62 ve 647 sayılı Kanunun 4 maddeleri gereğince 1.100.00 YTL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına, 647 sayılı Kanunun 5 inci maddesi uyarınca cezanın aylık 20 eşit taksit halinde tahsiline, taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde gecikme zammı uygulanmasına, karar verilmiştir (Dz.83)
Bu hüküm sanık tarafından süresinde sebepsiz olarak temyiz edilmiştir (Dz.87).
Tebliğnamede ise, mahkûmiyet hükmünün onanması yönünde görüş bildirilmiştir.
Dosya kapsamına göre; 1969 doğumlu olup, üniversiteden mezun olduktan sonra 08.11.1994 tarihinde 93/11 inci grup Yd.Sb.Ad.Ad. olarak askerliğine karar aldıran sanığın, muhtelif nedenlerle ve ayrıca 1998 tarihinde Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde doktora eğitimine başlaması nedeniyle 33 yaşını doldurduğu 2002 yılı sonuna kadar (31.12.2002 tarihine kadar) sevkinin tehir edildiği (Dz13), sevk tehiri bitiminden sonra Nisan 2003 celbine tabi olan sanığın (Dz.9), bu celp dönemi ile ilgili hastalık mazeretinin bulunması nedeniyle sevke icabet edemediği, müteakip celp dönemi olan Ağustos 2003 dönemi için TRTde yayınlanan duyuruya göre 31.07.2003 tarihine kadar Askerlik Şubesinden sevk evrakını alması gerekirken almadığı ve bakaya kaldığı (Dz.10), bir süre sonra 20.07.2004 tarihinde kendiliğinden Saruhanlı Askerlik Şubesi Başkanlığına başvurduğu (Dz.3), dosyadaki delillerden anlaşılmakta olduğundan eylemin sübutunda kuşku bulunmamaktadır.
Askeri mahkemece, yukarıda belirtilen maddi olay nedeniyle sanığın, 01.08.2003-20.07.2004 tarihleri arasında bakaya suçunu işlediği kabul edilerek yazılı olduğu şekilde mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;
Sanık savunmalarında, doktora tezini tamamlayabilmek için sevkini yaptıramadığını, 1998-2004 tarihleri arasında ODTÜde hem araştırma görevlisi olarak çalıştığını hem doktora eğitimi yaptığını, 01.04.2003-01.04.2004 tarihleri arasında burslu olarak İtalyada doktora programına devam ettiğini, 18.06.2004 tarihinde doktora eğitimini bitirdiğini Nisan 2003 celbine raporlu olduğu için sonraki celplere de yurt dışında olduğu için katılamadığını beyan etmiştir (Dz.3, 31, 59).
1111 sayılı Kanunun 35/E maddesine göre, Devlet ve kendi nam ve hesaplarına yurt içinde ve yurt dışında staj, yüksek lisans, ihtisas veya doktora yapanların celp ve sevkleri 33 yaşını doldurdukları yılın sonuna kadar tehir edilebilecektir.
1969 doğumlu olan sanığın da, doktora öğrenimi nedeniyle 33 yaşını doldurduğu 2002 yılı Aralık ayı sonuna kadar celp ve sevki tehir edilmiştir. Dolayısıyla Nisan 2003 celbinde sağlık mazereti nedeniyle sevke katılamayan sanığın, Ağustos 2003 celbinde sevke tabi olduğu açık olmakla beraber; 1998 yılında doktora eğitimine başlayan sanığın, doktora eğitiminin son yılında Tübitak tarafından yürütülen bir proje kapsamında doktora öğrenimine devam etmek üzere bir yıllığına burslu ve izinli olarak İtalyaya gönderildiği anlaşılmaktadır(Dz.36, 37, 3941, 4246, 48).
Sanığın 03.04.2003-06.04.2004 tarihleri arasında yurt dışında bulunduğu (Dz.70), yurt dışına çıkmadan önce bağlı bulunduğu ODTÜ rektörlüğünce 1111 sayılı Kanunun 35/F maddesi uyarınca askere sevkinin 36 yaş sonuna kadar tehirinin teklif edildiği, ancak sanığın henüz doktora öğrencisi olduğu gerekçesiyle bu teklifin MSBlığınca kabul edilmediği (Dz.80), yurt dışından dönüşünde 18.06.2004 tarihinde doktora eğitimini bitiren sanığın gecikmeksizin ilk celp döneminde askerlik hizmeti için başvurduğu ve sevkini yaptırdığı da dosyadaki belgelerle kuşkusuz bir biçimde ortaya çıkmaktadır.
ASCKnın 63üncü maddesinde yazılı bakaya suçunun oluşumu için maddi eylemin gerçekleşmesinin yanında sanığın suç kastıyla da hareket etmesi gerekmektedir. Doktora öğreniminin son yılında bulunan ve bu öğrenimi nedeniyle yurt dışına gönderilen sanığın gerekli girişimlerde de bulunduğu dikkate alındığında, suç işleme kastıyla hareket etmediği anlaşılmıştır
Sanığın suç kastının değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekirken, sadece maddi eylemin varlığı nedeniyle mahkûmiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olduğundan, hükmün bu yönden bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen, mahkûmiyet hükmünün 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi uyarınca sübut (esas) yönünden BOZULMASINA;
Tebliğnameye aykırı olarak, 19.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy