(1632 S. K. m. 85, 91) (765 S. K. m. 46, 47, 59, 71) (353 S. K. m. 50, 173, 207, 251)
Müteaddit üste hakaret (2 kez), üste fiilen taarruz ve tehlikeli aletle üste fiilen taarruz suçlarından sanık Ter.P.Er Orhan SARI hakkında 6 ncı Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 30.12.2004 gün ve 2004/542-901 esas ve karar sayılı mahkûmiyete ilişkin hükümlerin sanık müdafii tarafından süresinde sebep gösterilerek temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 07.04.2006 gün ve 2006/2254 sayılı tebliğnamesi ekinde üste fiilen taarruz suçundan verilen hükmün bozulması, diğer suçlardan verilen hükümlerin onanması görüşü ile Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Askeri Mahkemece; sanığın,
1. 01.04.2002 tarihinde Üste Hakaret suçunu işlediği sabit görülerek, eylemine uyan ASCKnın 85/1 (1 inci cümlesi) ve TCKnın 59/2nci maddeleri gereğince iki ay on beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına;
2. 01.04.2002 tarihinde Üste Fiilen Taarruz suçunu işlediği sabit görülerek, eylemine uyan ASCKnın 91/1 (az vahim hal cümlesi) ve TCKnın 59/2nci maddeleri gereğince beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına;
3. 19.07.2002 tarihinde Üste Hakaret suçunu işlediği sabit görülerek, eylemine uyan ASCKnın 85/1 (1 inci cümlesi) ve TCKnın 59/2nci maddeleri gereğince iki ay on beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına;
4. 19.07.2002 tarihinde Tehlikeli Aletle Üste Fiilen Taarruz suçunu işlediği sabit görülerek, eylemine uyan ASCKnın 91/2 (az vahim hal cümlesi) ve TCKnın 59/2nci maddeleri gereğince on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına;
Sanığa verilen aynı neviden hürriyeti bağlayıcı cezaların TCKnın 71 inci maddesi uyarınca toplanarak neticeten yirmi ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; sanığın 19.07.2002-08.10.2002 tarihleri arasında nezaret ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin 353 Sayılı Yasanın 251/1nci maddesi gereğince mahkûmiyet süresinden mahsubuna;
Karar verilmiştir.
Mahkûmiyet hükümleri süresinde, sanık müdafii tarafından özetle; şüphenin sanık lehine yorumlanarak tüm suçlardan delil yetersizliğinden beraat karar verilmesi gerektiği, bir an için aksi kabul edilse dahi, dosyada mevcut bir kısım tanık beyanlarına göre sanığın da hakarete uğradığı ve dövüldüğü gözönüne alınarak, hakkında ağır ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerekirken, bu konuya hiç değinilmemesinin de hakkaniyete uygun olmadığı, ayrıca kavga esnasında sarf edilen ve hakaret içeren sözlerin müessir fiil suçunun bir parçası ve unsuru olduğundan, ayrı bir suç olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, ileri sürülerek temyiz edilmiştir (Dz.215, 229,230).
Sanık hakkında mağdur Murat KALKANDELENe karşı işlendiği iddia edilen şikayete tabi etkili eylem suçundan verilen düşme kararı, taraflarca temyiz edilmemek suretiyle kesinleştiğinden, temyiz incelemesi dışında bırakılmıştır.
Dosya kapsamından; sanığın İskenderun 39.P.Tug.2.Tb.5.Bl.K.lığında görevli iken 01.04.2002 günü sabah Bl.Nöb.Uzm.Çvş.u P.Uzm.Çvş.Servet GÖYDENİZin sanığın da içinde bulunduğu bölüğü istihkam bölüğüne kadar yürüttüğü, aynı gün akşam yemeği öncesinde, yemekhane önünde sanığın P.Uzm.Çvş.Serveti kastederek şerefsiz pezevenk bizi istihkam bölüğüne kadar yürüttü dediği, bunu duyan mağdurun bana mı söylüyorsun diye sorması üzerine sanığın sen konuşma diye cevap verdiği,
Bu konuşmaları duyan P.Uzm.çvş.Yılmaz ÖZCANın sen komutanınla nasıl böyle konuşuyorsun, niye böyle yapıyorsun diye müdahalesi üzerine, sanığın sen ne karışıyorsun diyerek P.Uzm.Çvş. Yılmazın üzerine yürüdüğü, vurmak için hamle yaptığı, ancak arkadaşları tarafından engellendiği, bu şekilde gelişen maddi olay nedeniyle sanığın üste hakaret ve üste fiilen taarruz suçlarını işlediği iddiasıyla hakkında kamu davası açılarak yargılanmaya başladığı,
Bu olaydan üç ay kadar sonra sanığın Temmuz ayı başlarında bir arkadaşı ile tel örgüden çıkmak istediği, 6ncı Bl. tel devriye nöbetçisi olan Er Murat KALKANDELENin Ani Müdahale Mangasına haber verdiği, bunun üzerine arkadaşıyla beraber tekrar içeri giren sanığın bundan sonraki olaylardan biz sorumlu değiliz dediği, bu olay nedeniyle birliği komutanlığınca disiplin cezası ile cezalandırılan sanığın, disiplin cezaevinden çıktıktan sonra, 19.7.2002 günü akşam yemeğinden sonra tabur yemekhanesi önünde dama oynayan mağdur Er Murat KALKANDELENi alarak ağaçlık bölgeye götürdüğü burada tekme ve tokatla dövdüğü, sanığın elinden kurtulan mağdurun üstü başı yırtık, korkudan altına işemiş şekilde kaçarak durumu olay günü nöbetçi Uzm.Çvş. olan mağdur P.Uzm.Çvş.Fatih Mehmet ÇINGILa anlattığı, Uzman Çavuşun mağduru nöbetçi subayına götürdüğü esnada yollarını kesen sanığın nereye gidiyorsun Murat diye sorduğu Murat KALKANDELENin Tabur Nöbetçi Subayının yanına gittiklerini söylemesi üzerine, P.Uzm.Çvş.Fatih Mehmet ÇINGILın da, askeri sen mi dövdün diye sorduğu, sanığın ben dövdüm lan ne olmuş dediği, mağdur uzman çavuşun benim askerimi dövemezsin demesi üzerine sanığın ben döverim lan pezevenk diyerek mağdurun üzerine yürüdüğü, önce suratına, sonra göğsüne yumrukla vurduğu, önce sendeleyen mağdurun daha sonra sanığı yere yatırıp üstüne çıktığı, mağdurun elinden kurtulan sanığın yemekhaneler bölgesine gidip çay ocağından bir bıçak aldığı, ancak bu bıçağın elinden alındığı, daha sonra sakinleştirilmek için nöbetçi heyeti tarafından yemekhanede bir masaya oturtulduğu,
Yanında mağdur er Murat KALKANDELEN olduğu halde durumu Tabur Nöb.Sb.P.Tğm.Fatih AYDUĞANa anlatan mağdur P.Uzm.Çvş.un Nöb.Sb. ile birlikte yemekhaneye geldiği, mağduru gören sanığın, mağdura galiz küfürler ederek, masadaki cam bardağı fırlattığı, bardağın mağdura isabet etmemesi üzerine başka bir cam bardağı masaya vurup kırarak eline aldığı, masayı devirip mağdura saldırdığı, eline aldığı bir sandalye ile yüzüne koruyan mağdurun sanığın kırık cam bardakla saldırması sonucu 5 gün istirahatını gerektirecek şekilde elinden yaralandığı maddi vakıa olarak anlaşılmaktadır.
Yukarıda anlatılan eylemler zinciri içerisinde; Askeri Mahkemece sanığın 01.04.2002 günü akşamı Tabur yemekhanesinin önünde bulundukları sırada sanığın arkadaşlarının yanında Uzman Çavuş rütbesinde olması nedeniyle üstü durumunda olduğunu bildiği Servet GÖYDENİZi kastedip .....şerefsiz, pezevenk..... şeklinde sözler sarf ederek Onun şeref, namus ve haysiyetine kasdi tecavüzde bulunmak suretiyle Üste Hakaret;
Yine sanığın, 19.07.2002 tarihinde akşam yemeğinden sonra ağaçlık bölgede dövdüğü Er Murat KALKANDELENin, durumunu anlattığı P.Uzm.Çvş.F.Mehmet ÇINGILın mağdur Murat ile Tabur Nöbetçi Subayının yanına gitmek için yemekhaneden hareket ettiklerinde önlerine çıkan sanığın bu askeri sen mi dövdün? diye soran üstü durumundaki Nöb.Uzm.Çvş. mağdur P.Uzm.Çvş.Fatih Mehmet ÇINGIya ben dövdüm lan, ne olmuş ve elini kaldırarak ben döverim lan pezevenk demek suretiyle üste hakaret;
Olayın devamında sanığın mağdurun önce suratına daha sonra göğsüne yumrukla vurduğu, olayı haber alan Tabur Nöbetçi Subayı P.Tğm. Fatih AYDUĞANla beraber 4ncü Mekanize Piyade Bölük yemekhanesine gittiklerinde; sanığın, masanın üzerinde bulunan cam bardağı kırarak mağdurun üzerine yürüdüğü, P.Uzm.Çvş.F.Mehmet ÇINGILın kendisini savunmak için bir sandalye aldığı, sanığın kırık cam bardağı sağa-sola savurması neticesinde mağdurun sol el işaret parmağında 7 cm.lik cilt - cilt altı kesisi (kırık bardakla) meydana geldiği, bu yaralanmanın mağdurun 5 gün iş ve gücünden kalmasına neden olduğu (Dz.51-53), böylece üstü mağdur P.Uzm.Çvş. F.Mehmet ÇINGILa önce yumrukla ve devamında da kırık cam bardakla saldırıp sol el parmağında 7 cm.lik cilt - cilt altı kesisi oluşmasına yol açacak şekilde yaralamak suretiyle müsnet Tehlikeli Aletle Üste Fiilen Taarruz; Eylemlerinin sübuta erdiğinin kabulünde herhangi bir isabetsizlik ve kanuna aykırılık bulunmadığından, sanık müdafiinin sübuta yönelik temyiz sebepleri kabule değer görülmemiştir.
Askeri Mahkemece, yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan 01.04.2002 tarihindeki üste hakaret eyleminden sonra sanığın, kendisine .....sen komutanınla nasıl böyle konuşuyorsun, niye böyle yapıyorsun diyerek müdahale eden P.Uzm.Çvş. Yılmaz ÖZCANa saldırmak, üzerine hamle yapmak ve vurmaya kalkışmak suretiyle Üste Fiilen Taarruz suçunu işlediği kabul edilerek atılı suçtan yazılı olduğu şekilde mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;
Yargılama konusu somut olayda, sanık ve mağdurdan başka üç tarafsız görgü tanığının yeminli ifadesinin tespit edildiği, bu tanıklardan mağdur (Dz.5, 26) ve Servet GÖYDENİZ (Dz.6, 25-26)in tespit olunan yeminli ifadelerinde, sanığın mağdur Uzman Çavuşun üzerine saldırdığını, vurmaya teşebbüs ettiğini, vurma mesafesine kadar geldiğinde arkadaşları tarafından araya girildiğini belirtmelerine, özellikle savunma tanığı olarak yeminli ifadeleri tespit olunan İsmail KAPLAN (Dz.38) ve Kasım KAYA (Dz.168)nın sanığın mağdurun üzerine yürümediği, hamle yapmadığı ve vurma kastı ile hareket etmediği, aralarında sadece karşılıklı sözlü tartışma olduğu şeklinde beyanları bulunmasına rağmen, Askeri Mahkemece üste fiilen taarruz suçunun sübuta erdiğine ilişkin sonuca hangi tanıkların beyanları esas alınarak varıldığı, sanığın üste fiilen taarruza teşebbüs teşkil eden eylemleri gerçekleştirmediğini belirten savunma tanıklarının beyanlarına neden itibar edilmediği, her ikisi de mağdur durumunda olan tanıkların beyanlarının neden diğer tanık beyanlarına üstün tutulduğu hususunda bir değerlendirme yapılmadan sanığın mahkûmiyetine ilişkin karara varılmasının 353 Sayılı Yasanın 50 ve 173/2nci maddelerine aykırılık teşkil ettiği anlaşıldığından sanığın 01.04.2002 tarihinde işlediği iddia edilen üste fiilen taarruz suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün 353 Sayılı Yasanın 207/3-G maddesine aykırılık (hükmün gerekçeden yoksun olması) nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
Diğer yandan, sanık 01.04.2002 tarihinde işlediği suçlardan yargılanırken huzurda psikiyatri uzmanına muayene ettirilmiş, bilirkişi yeminli mütalaasında sanığın antisosyal kişilik yapısında olduğunu, suç tarihlerinde ve muayene tarihi itibarıyla TCKnın 46 ve 47nci maddelerinden yararlanamayacağını ve ayrıca müşahedesine gerek olmadığını belirtmiş ise de (Dz.41-42);
Bu tespitin yeterli olmadığı; zira sanığın sonradan işlediği 19.07.2002 tarihli suçlarla ilgili iddianamenin bilirkişi tarafından görülüp irdelenmediği, ayrıca bilirkişinin Dz.34de kayıtlı sabıka kaydını görmesine rağmen sabıka kaydında bahsedilen biri adam öldürme ve 6136 sayılı Kanuna Muhalefet, diğeri silahla müessir fiil suçu olan Dz.1178 ve 185de kayıtlı mahkûmiyet hükümlerini görmediği, dolayısıyla bilirkişinin mütalaasının eksik bilgi ve belgeye dayandığı anlaşılmıştır. Belirtilen bu sebeplerle sanığın cezai ehliyetinin ve askerliğe elverişlilik durumun sanığın resen müşahede altına alınarak araştırılması gerekirken yetersiz bilirkişi mütalaasına dayanılarak hüküm kurulması isabetsiz görülmüş ve bütün hükümlerin noksan soruşturma nedeniyle de bozulmasına karar verilmiştir.
Diğer yandan, sanığın hakaretamiz sözleri sarf ettiği gerek 01.04.2002 tarihindeki olayda mağdur P.Uzm.Çvş. Servet GÖYDENİZin gerekse 19.07.2002 tarihindeki olayda mağdur P.Uzm.Çvş.Fatih Mehmet ÇINGInın Bölük Nöbetçi Uzman Çavuşu olmaları nedeniyle hizmet halinde bulundukları, her iki olayda da mağdurların eylemlerinin hizmet ilişkisine dayandığı, bu durumda atılı suçların hizmet esnasında ve hizmete müteallik bir muameleden dolayı üste hakaret suçunu oluşturduğu ve sanığın bu eylemlerinden dolayı ASCKnın 85/1nci maddesinin 2nci cümlesi uyarınca cezalandırılması gerekirken, her iki eylem nedeniyle sanığın ASCK'nın 85/1 inci maddesinin 1 inci cümlesi uyarınca cezalandırılması hatalı olmakla birlikte aleyhe temyiz bulunmadığından, Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulu nun 05.03.2004 gün ve 2004/1-1 Esas-Karar sayılı kararı uyarınca hükmün bozulmasına konu yapılmayan bu hususa işaretle yetinilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle
Sanık müdafiinin temyiz sebeplerine atfen ve resen Müteaddit Üste Hakaret (2 kez) ve P.Uzm.Çvş.Fatih Mehmet ÇINGIya karşı işlediği Tehlikeli Aletle Üste Fiilen Taarruz suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin noksan soruşturma yönlerinden,
Sanığın P.Uzm.Çvş.Yılmaz ÖZCANa karşı işlediği iddia olunan Üste Fiilen Taarruz suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün ise noksan soruşturma ve usûle aykırılık (gerekçesizlik) yönlerinden 353 Sayılı Yasanın 221/1nci maddesi uyarınca ayrı ayrı BOZULMASINA;
Tebliğnameye kısmen aykırı olarak, 26.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy