(1632 S. K. m. 66, 73) (765 S. K. m. 59) (5237 S. K. m. 32)
Dava: İki ayrı izin tecavüzü suçundan sanık terhisli J.Er Erhan AKGÜL hakkındaki 7nci Kor. K.lığı Askeri Mahkemesinin 07.03.2005 tarih ve 2005/183-59 sayılı mahkumiyet hükümlerinin, sanık tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 02.01.2006 tarih ve 2006/5 sayılı ve hükümlerin onanmasını isteyen tebliğnamesi ekinde gönderilen dava dosyası üzerinden yapılan temyiz incelemesi sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece; sanığın,
a) 24.09.2002-01.10.2002 tarihleri arasında kendiliğinden dönmekle sona eren izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek eylemine uyan ASCKnın 66/1-b, 73 ve TCKnın 59/2nci maddeleri uyarınca sonuç olarak beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
b) 02.02.2003-28.08.2003 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek eylemine uyan ASCKnın 66/1-b ve TCKnın 59/2nci maddeleri uyarınca sonuç olarak on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,
Bu hükümlerin sanık tarafından İlk izninde 4 gün ikinci izninde 5 gün yol süresi verildiğini, ilk izninde de 5 gün yol süresi verilmesi hâlinde süre itibarıyla izin tecavüzü suçunun oluşmayacağını, yol süreleri konusundaki çelişki giderilmeden kurulan hükümlerin Kanuna aykırı olduğunu, ailevi sorunların mazeret olarak kabul edilmesinin gerektiğini, ceza ehliyeti yönünden 1 gün süreyle gözleme alınmasının yetersiz olduğunu, muayene edilmediğini, raporun eksik olduğunu belirttiği bir dilekçeyle temyiz edildiği, tebliğnamede her iki hükmün onanması yönünde görüş bildirildiği, anlaşılmaktadır.
Yapılan incelemede, sanığın Silvan İlçe J.K.lığında askerlik hizmetini yaparken 30.08.2002 günü İzmir adresine 4 gün gidiş dönüş yol süresi de verilmek suretiyle 20 gün izne gönderildiği, izne ayrılış saati belirsiz olan sanığın 30.08.2002 günü sonunda ayrıldığının kabulüyle yapılan hesaba göre en geç 23.09.2002 günü saat 24.00e kadar Birliğine dönmesi gerekirken, izin sonunda dönmeyip 7 tam gün izin tecavüzünde kaldıktan sonra 01.10.2002 günü kendiliğinden Diyarbakır KTMye ve 02.10.2002 günü Birliğine katıldığı; 01.01.2003 günü 5 gün gidiş dönüş yol süresi de verilmek suretiyle 26 gün süreyle İzmir adresine planlı izne gönderilen ve izne ayrıldığı saat belirsiz olduğu için 01.01.2003 günü sonunda ayrıldığının kabulüyle yapılan hesaba göre en geç 01.02.2003 günü saat 24.00e kadar Birliğine dönmesi gerekirken, izin sonunda dönmeyip uzun bir süre izin tecavüzünde kaldıktan sonra 28.08.2003 günü saat 13.00de kendiliğinden Birliğine katıldığı maddi vakıadır.
MSB.lığının yol süresi tablosuna göre Silvan-İzmir arası yol süresi 2 gün olup bu nedenle 01.01.2003 tarihinde başlayan izinde gidiş dönüş 4 gün yol süresi yerine 5 gün yol süresi verilmesi hatalı olmakla birlikte hatanın sanık lehine yapılmış olması ve bu durumun daha önceki iznine teşmil edilmesinin mümkün olmaması nazara alındığında sanığın yol süresine yönelik temyiz nedeninde haklılık bulunmamaktadır.
İzmir Mevki Asker Hastanesinde tutulduğu adli gözlem sonucu Nevrotik kişilik tanısı konarak ceza ehliyetinin tam olduğu belirlenen ve aynı Hastane Sağlık Kurulunca suç tarihlerinde ve gözlem tarihinde askerliğe elverişli bulunan sanığın algılama ve irade yeteneğini haiz olduğu kabul edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de,
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCKnın 32nci maddesinde akıl hastalığı konusu farklı şekilde düzenlenip, tam akıl hastalığı-kısmi akıl hastalığı ayrımı terk edilerek tam akıl hastaları ile algılama ve irade yeteneği önemli derecede azalmış olan kısmi akıl hastaları arasında ceza sorumluluğu bakımından fark gözetilmemiş; ayrıca sözü edilen maddenin 2nci fıkrasıyla Türk Ceza Hukukuna önemli bir yenilik getirilerek, 1inci fıkrada yazılı derecede olmayan yani algılama ve irade yeteneğini tamamen kaldırmayan veya bunları önemli derecede azaltmayan akıl sağlığındaki ve bilinçteki bozukluk nedeniyle, işlediği fiilin haksız niteliğini tam olarak değerlendiremeyen failler hakkında ceza indirimi ya da ceza süresi kadar güvenlik tedbiri uygulaması öngörülmüştür. Bu yeni düzenleme kapsamında sanığın suç tarihlerindeki akli durumunun adli gözlem altına aldırılıp sağlık kuruluna çıkarılarak yeniden değerlendirilmesi gerektiğinden hükmün noksan soruşturma nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç ve karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince mahkumiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden BOZULMASINA,
Tebliğnameye aykırı olarak, 08.02.2006 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy