(1632 S. K. m. 85, 91) (5237 S. K. m. 62)
Üste hakaret ve üste fiilen taarruz suçlarından sanık P.Er Ramazan KURT hakkındaki 15inci P.Tüm.K.lığı Askeri Mahkemesinin 06.12.2005 tarih ve 2005/950-711 sayılı mahkûmiyet hükümlerinin, sanık tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 11.04.2006 tarih ve 2006/2347 sayılı bozma görüşünü içeren tebliğnamesi ile Dairemize gönderilen dosya üzerinden yapılan temyiz incelemesi sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece; sanığın,
a) Üste hakaret suçunu işlediği kabul edilerek ASCKnın 85/1 (birinci cümle) ve 5237 sayılı TCKnın 62nci maddeleri uygulanıp sonuç olarak 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
b) Üste fiilen taarruz suçunu işlediği kabul edilerek ASCKnın 91/1(az vahim hâl) ve 5237 sayılı TCKnın 62nci maddeleri uygulanıp sonuç olarak 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,
Bu hükümlerin sanık tarafından neden gösterilmeksizin temyiz edildiği;
Tebliğnamede atılı suçlarla ilgili sübut, vasıf ve uygulamada bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak, atılı suçların 08.09.2005 tarihinde işlendiği açık iken bu tarihin 09.09.2005 olarak kabul edilmesi suretiyle öz vakıanın hatalı belirlendiği belirtilerek zamanaşımı, af vb. gibi uygulamalar yönünden önem arz eden suç tarihindeki yanlışlık nedeniyle hükümlerin bozulması yönünde görüş bildirildiği, anlaşılmaktadır.
Yapılan incelemede; Kandıra 1inci P.Tug. 3üncü P.Tb. 9uncu P.Bölüğünde askerlik hizmetini yapmakta olan sanığın, 08.09.2005 günü koğuş kalk saatinde, kendi ranzasının üst kısmında yatan P.Onb. Ümmet KULAnın yatağına çıkarak nevresimini düzeltmek istediği, bu amaçla Onb. Ümmete yatağını terk etmesini bildirdiği, mağdur Onb. Ümmetin git nevresimini başka yerde yap demesine sinirlenen sanığın senin ananı avradını sinkaf ederim, çabuk aşağı in, yoksa seni sinkaf ederim şeklinde hakaret içeren sözler sarf ettiği, akabinde mağdurun boğazını sıkıp ona yumrukla vurmaya başladığı ve mağdurun parmağını ısırdığı, maddi vakıa olarak ortaya çıkmış bulunmaktadır.
Bu maddi vakıa çerçevesinde sanığın üstü olan P.Onb.Ümmet KULAya senin ananı avradını sinkaf ederim, seni sinkaf ederim diye hitap ederek şeref ve haysiyete yönelik sözler sarf etmek suretiyle üste hakaret suçunu işlediği, sanığın hakaret fiilinin ardından hemen sonra üstüne saldırıp yumrukla vurup parmağını ısırarak üste fiilen taarruz suçunu işlediği sabit olup, Mahkemece sübutun bu şekilde kabulünde isabetsizlik görülmemiştir. Gerek üste hakaret ve gerekse üste fiilen taarruz eylemi öncesinde P.Onb. Ümmetin haksız fiil teşkil eden söz ve davranışının olmadığı nazara alınarak, Mahkemece haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması isabetlidir.
Her iki suçun 08.09.2005 tarihinde işlendiği hususu dosyada mevcut olay tutanağı, adli rapor ve vaka kanaat raporu ile 08.09.2005 tarihinde tespit edilmiş hazırlık ifadelerinden kuşkuya yer vermeyecek biçimde anlaşılmasına karşın, iddianamede ve Mahkemece kovuşturmanın bütün aşamalarında, kısa karar ve gerekçeli hükümde yüklenen suçların 09.09.2005 tarihinde işlendiğinin kabulü hatalı ise de;
Sanığa yüklenen eylemlerin, gerekçeli hükümde yer, kişi, hareket ve sonuç gibi maddi unsurlar yönünden açıkça ortaya konduğu, maddi vakıanın somutlaştırıldığı, sanığın yüklenen suçları hangi tarihte işlediği konusunda kuşku bulunmadığı açıkça anlaşılmakta ve 08.09.2005 tarihinde mağdur P.Onb.Ümmet KULAya yönelik olarak sanık tarafından işlenen eylemlerin başka olay ve eylemle karışması olasılığı bulunmamaktadır. Mahkemenin tarihi olay olarak 08.09.2005 tarihinde gerçekleşip işlenen suçların başka bir tarihte işlendiği yönünde bir tespit ya da kabulü söz konusu olmayıp, olay tarihi maddi bir hata sonucu kısa karar ve gerekçeli hükme 09.09.2005 olarak kaydedilmiştir. Yapılan hata, hükmün esasına dokunacak nitelikte olmadığından hükmün bozulmasını gerektirmemekte, hataya işaretle doğru suç tarihinin tespit edilmesinin yeterli olduğu değerlendirilmektedir. Suç tarihinin, zaman aşımı, tekerrür ve af gibi ceza hukuku müesseselerinin gündeme gelmesi halinde önem arz ettiğinde kuşku bulunmamakta ise de, belirtilen konuda açılması muhtemel tâli bir davada suç tarihinin 08.09.2005 olarak ele alınmasına yasal bir engel de bulunmamaktadır. Hükümle ilgili kesinleşme şerhine İşbu hüküm suç tarihinin 08.09.2005 olduğuna işaretle Askeri Yargıtay 1inci Dairesinin 19.04.2006 tarih ve 2006/714-685 sayılı ilâmıyla onanarak kesinleşmiştir şeklinde bir ibare yazılmak suretiyle infazda ve daha sonra gündeme gelecek tâli davalarda doğru suç tarihinin esas alınması da mümkün hâle gelecektir. Belirtilen nedenlerle, tebliğnamedeki bozma görüşüne katılınmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, sanığın 08.09.2005 tarihinde üste hakaret ve üste fiilen taarruz suçlarını işlediği tüm dosya kapsamı elverişli delillerle sabit olup, Mahkemenin yerinde ve dosya içeriğine uygun gerekçelerle suçların sübutunu kabul ve vasfını tayinde, asgari hadden ceza tayininde, usûl ve uygulamada isabetsizlik ve kanuna aykırılık bulunmadığından, sanığın yerinde görülmeyen temyizinin reddi ile mahkûmiyet hükümlerinin onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın yerinde görülmeyen temyizinin 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi gereğince REDDİNE,
Usûl ve esas yönünden Kanuna uygun bulunan, 08.09.2005 tarihinde işlenmiş üste hakaret ve üste fiilen taarruz suçlarına ilişkin mahkûmiyet hükümlerinin ayrı ayrı ONANMASINA,
Tebliğnameye aykırı olarak, 19.04.2006 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy