(1632 S. K. m. 63) (765 S. K. m. 59) (5237 S. K. m. 50, 52) (647 S. K. m. 4, 5) (1111 S. K. m. 25, 75)
Yoklama kaçağı suçundan sanık P. Er Ersin ESGİNUS hakkında 7 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 29.09.2005 gün ve 2005/1644-947 esas ve karar sayılı mahkûmiyet hükmünün, sanık tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının onama görüşünü içeren 24.04.2006 gün ve 2006/2680 sayılı tebliğnamesi ekinde Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece, sanığın; 05.12.2003-06.09.2004 tarihleri arasında kendiliğinden başvurmakla sona eren yoklama kaçağı suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCK'nın 63/1-A maddesinin üç aydan sonra gelenler cümlesi, TCK'nın 59/2 ve 647 S.K.nun 4-5 ve 5237 sayılı Kanunun 50 ve 52nci maddeleri uyarınca sonuç olarak 1.100.00 YTL. adli para cezası ile cezalandırılmasına, 647 S.K.nun 5nci maddesi gereğince adli para cezasının altı ay arayla dört eşit taksitte tahsiline, taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde geri kalan miktarın tamamının tahsiline karar verilmiştir.
Bu hüküm yasal süresi içerisinde sanık tarafından özetle; Amcasına yapılan tebligattan haberi olmadığını, bu tebligatın usûlsüz olduğunu, Adapazarı ilinde doğup büyüdüğünü, nüfusa kayıtlı olduğu köyde ikamet etmediğini, para cezasını ödeme gücünün olmadığını, sabıkasız olması nedeniyle cezanın ertelenmesi gerektiğini belirten sebeplerle temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede hükmün onanması yönünde görüş bildirilmiştir.
Dosya kapsamındaki delillere göre; Bor Askerlik Şubesi Başkanlığınca sanık adına çıkarılan 09.09.2002 tarihinde son yoklamasının yapılacağına dair son yoklama çağrı pusulasının, 29 07.2002 tarihinde amcası İsmail ERSOYa tebliğ edildiği, sanığın istenilen günde son yoklamasını yaptırmadığı gibi emsalleri askerlik şubesinden Aralık 2003 celp döneminde askere sevk edilen sanığın emsallerinin son sevk günü olan 04 Aralık 2003 tarihine kadar da şubeye başvurmayarak yoklama kaçağı kaldığı, bir süre bu durumunu sürdürdükten sonra 06.09.2004 tarihinde kendiliğinden Sakarya Askerlik Şubesine başvurarak son yoklamasını yaptırdığı şeklinde gelişen maddi olay nedeniyle Askeri Mahkemece, yazılı olduğu şekilde mahkûmiyet kararı verilmiş ise de;
ASCK'nın 63/1-A maddesi ile yaptırıma bağlanan yoklama kaçağı suçunun oluşabilmesi için, diğer unsurların yanı sıra tebligat unsurunun da gerçekleşmiş olması, yani sanık adına çıkarılan son yoklama çağrı pusulasının 1111 sayılı Kanunun 25 inci maddesi hükümlerine göre şubece bilinen adresinde kendisine, kendisi yoksa ana, baba, kardeş veya hısımlarına tebliğ edilmesi gerekmektedir.
Askeri Yargıtayın yerleşik kararlarında, çağrı tebligatlarında Kanunda belirtilen sıranın gözetilmesine gerek olmadığı, sanığın yokluğunda ana, baba, kardeş ve sair akrabalardan birine yapılacak tebligatın geçerli olacağı kabul edilmiştir.
Aynı Kanunun 75 inci maddesinde askerlik çağına giren yükümlülerin şube mıntıkasından 15 günden fazla uzaklaşmaları durumunda bulundukları adresi bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.
Dava konusu olayda, sanık; köyüne çıkarılan çağrı tebligatından haberi olmadığını uzun süredir Adapazarında yaşadığını, tebligatı alan İbrahim ERSOYun amcası olduğunu, ancak kendisine haber verilmediğini beyan etmiştir.
Dz.42de kayıtlı Askerlik Şubesi yazısına göre, Şube kayıtlarında başka adresi bilinmeyen sanığın, şubede kayıtlı köy adresine tebligat çıkarılması ve amcasına yapılan tebligatın geçerli olacağı kuşkusuz ise de;
Askeri Mahkemenin talimatı uyarınca mahallinde yapılan araştırma sonucunda, Jandarma görevlileri ve sanık adına çıkarılan tebligatı alan amcası İbrahim ERSOY tarafından tanzim edilen Dz.49da yer alan tutanak incelendiğinde ...tebligattaki imzanın üvey amcası İsmail ERSOYa ait olmadığı, o zamanki Muhtar Hasan ÇAKMAKTAŞa ait olduğu ve (İsmail ERSOYun) imzasını taklit ettiği, o tarihler arasında da (sanık) Ersin ESGİNUSun da kasabada olmadıkları ve adreslerinin tesbit edilemedikleri ve bu yüzden üvey amcasına tebligat yaptıkları tesbit edilmiş olup; üvey amcası İsmail ERSOY ve tarafımızdan imza altına alınmıştır. şeklindeki açıklamalar dikkate alındığında, tebligatın sıhhati konusunda kuşku doğmaktadır.
Bu nedenle, sanık adına çıkarılan son yoklama çağrı pusulasını tebliğ eden olarak imzası bulunan amcası İsmail ERSOY ile tutanakta adı geçen (eski) muhtar Hasan ÇAKMAKTAŞın tanık sıfatıyla yeminli olarak dinlenilmesi ve Dz.3de kayıtlı son yoklama çağrı pusulasının İsmail ERSOYa verilip verilmediğinin dolayısıyla usûlüne uygun tebligat işleminin yapılıp yapılmadığının tesbitinden sonra hüküm kurulması gerekirken, noksan soruşturma ile hüküm kurulması isabetsiz ve kanuna aykırı bulunmuştur.
Diğer yandan, uygulamaya göre suç tarihi itibarıyla lehe olan 647 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması isabetli iken, ayrıca 5237 sayılı TCKnın 50 ve 52nci maddelerinin de uygulanmasının hatalı olduğuna işaret edilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen noksan soruşturma yönünden kanuna aykırı bulunan hükmün, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Tebliğnameye aykırı olarak, 03.05.2006 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy