(1632 S. K. m. 87)
Emre itaatsizlikte ısrar suçundan sanık Mu.Kd.Üçvş. Hasan Hüseyin ÖNER hakkında 2nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 29.12.2004 gün ve 2004/269-1048 sayılı beraet hükmünün Askeri Savcı tarafından yasal süresi içinde sebep gösterilerek sanık aleyhine olarak temyiz edilmesi üzerine dava dosyası Askeri Yargıtay Başsavcılığının hükmün esastan bozulması görüşünü içeren 03.04.2006 gün ve 2006/2145 sayılı tebliğnamesi ekinde Dairemize gönderilmekle incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece; önceden hazırlanan aylık nöbet çizelgesi ile 15.02.2003 tarihinde fırın nöbetçi subayı olarak görevlendirilen sanığın, 15.02.2003 tarihindeki nöbetine hiç gitmemek suretiyle emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama sonucunda, usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş olan bir nöbet hizmetinden sanığın sorumlu tutulamayacağı ve sanığın nöbetini hiç tutmama kastı içinde olduğuna dair bir delil bulunmadığı belirtilerek, yüklenen suçtan sanığın beraetine karar verilmiştir.
Bu hüküm, Askeri Savcı tarafından, özetle sanığın nöbetçi olduğunu bildiği ve suç kastıyla hareket ettiği belirtilerek, mahkûmiyet kararı yerine beraet kararı verilmesinin usûl ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek, sanık aleyhine temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; sanığın 07.02.2003 tarihindeki nöbetini tutmuş olmasının, 15.02.2003 tarihinde nöbetçi olduğunu gösteren onaylı nöbet listesinden haberdar olduğunu gösterdiği, dolayısıyla sanığın yüklenen suçu işlediği belirtilerek hükmün esastan bozulması gerektiği yönünde görüş ve düşünce bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; Keşan 4üncü Mknz.P.Tug.Ds.Kt.K.lığında görevli olan sanığın, aylık nöbet çizelgesine göre 15.02.2003 tarihinde fırın nöbetçi astsubayı olarak görevlendirildiği halde bu nöbetine hiç gitmeyerek nöbet hizmetini yerine getirmediği maddi vakıa olarak dosyada mevcut delillerden belirlenmiştir.
Aylık olarak yazılan nöbetlerin, sanığa imza karşılığı tebliğ edilmediği, her ne kadar, Birlik Komutanlığınca, Ds.Kt.K.lığı Karargahı girişindeki ve EKM Amirliği girişindeki ilân panosuna aylık nöbet çizelgeleri asılmak suretiyle personele duyurulduğu bildirilmiş ise de; EKM Amiri Ord. Yzb. Selçuk ÇAYIRın Askeri Mahkemece saptanan ifadesinde (Dz.77), aylık nöbet çizelgesinin sadece EKM Amirliği girişindeki ilân panosuna asıldığını, Ds.Kt.K.lığı karargahı girişindeki panoya ise, günlük olarak asıldığını beyan ettiği, diğer taraftan, nöbet listelerinin müsveddesini hazırlayan Astsb. Bahadır AYDOĞANın ifadesinde (Dz.48), kendisinin görev yaptığı tarihlerde, Ds.Kt.K.lığı karargahı girişindeki panoya aylık nöbet çizelgelerinin hiç asılmadığını, EKM Amirliği girişindeki ilân panosuna ise, düzenli olarak asılmadığını belirttiği, sanığın da tüm aşamalarda saptanan sorgu ve savunmalarında, nöbet çizelgelerinin günlük olarak asıldığını ve hafta sonuna (Cumartesi günü) denk gelen 15.02.2003 tarihli nöbetini, önceden müsveddesi Astsb. Bahadır AYDOĞAN tarafından düzenlenen nöbet listesinde 3-8-24 Şubat 3003 tarihlerinde nöbetçi olduğunu ve bu tarihte (15.02.2003) nöbeti bulunmadığını gördüğü için, tutamadığını beyan ettiği görülmektedir.
Bu durumda, sanığın, salt personel kısmında değişikliğe tabi tutulan nöbetlerinden 07 Şubat 2003 gününe (Cuma günü) denk gelen nöbetini tutması, ancak 15 Şubat 2003 tarihli nöbetini tutmamış olmasını, nöbet listesinin onaylanmış halini ve içeriğindeki nöbetlerini öğrendiğinin bir göstergesi olarak kabul etmek mümkün değildir. Zira, 07.02.2003 tarihli nöbetin mesai gününe denk gelmesi ve ilân panosuna o gün nöbetçi olanların isimlerinin günlük olarak asılması karşısında, görevde bulunan sanığın bu nöbetini tutmasının doğal karşılanması gerekir. Bu nedenle, sanığa 15.02.2003 tarihinde nöbetçi olduğunun ilân suretiyle tebliğ edildiği her türlü kuşkudan uzak olarak ortaya konulamamaktadır. Diğer taraftan, sanığın tutmadığı 15.02.2003 tarihli nöbetin 26.02.2003 tarihli nöbetle değiştirildiği ve sanığın da bu nöbetini tutmuş olması karşısında, sanığın emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlemek kastıyla hareket ettiği her türlü kuşkudan uzak bir şekilde ortaya konulamamaktadır. Bu itibarla, şüpheden sanığın yararlanması gerektiği ilkesi uyarınca, sanık hakkında Askeri Mahkemece tesis olunan beraet hükmünde ve gerekçesinde bir isabetsizlik görülmemekle, Askeri Savcının bu yöndeki temyiz sebepleri kabule değer bulunmamıştır.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerle;
Askeri Savcının kabule değer görülmeyen temyiz sebeplerinin 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi uyarınca REDDİNE,
Usûl ve esas yönlerinden kanuna uygun bulunan beraet hükmünün ONANMASINA,
Tebliğnameye aykırı olarak, 17.05.2006 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy