(1632 S. K. m. 66, 73) (5237 S. K. m. 62) (765 S. K. m. 59, 94, 95) (4616 S. K. m. 1, 4)
Dava: Firar suçundan hükümlü Terhisli P. Er Zafer GÜRTEKİN hakkında 5 inci P. Eğt. Tug. Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 07.12.2005 gün ve 2005/998-884 esas ve karar sayılı mahkumiyete ilişkin hükmün, sanık tarafından süresinde sebepleriyle temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 09.05.2006 gün ve 2006/3028 sayılı tebliğnamesi ekinde hükmün bozulması görüşü ile Dairemize gönderilen dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece; sanığın 12.03.1998-20.03.1998 tarihleri arasında kendiliğinden dönmekle sona eren firar suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCKnın 66/1-a, 73 ve 5237 sayılı TCKnın 62nci maddeleri gereğince beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, yasal imkansızlık nedeniyle cezanın başka bir tedbire çevrilmesine ve ertelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkumiyet hükmü sanık tarafından özetle; verilen cezanın haksız ve ağır olduğu ileri sürülerek temyiz edilmiş, tebliğnamede bozma görüş ve düşüncesi bildirilmiştir.
Dosya kapsamındaki delillerden; sanığın 12.03.1998 günü acemi eğitimini yaptığı birliğinden izin almaksızın ayrılarak firar ettiği (Dz.4), bir süre firarda kaldıktan sonra 20.03.1998 tarihinde kendiliğinden birliğine gelerek teslim olduğu (Dz.6), böylece 12.03.1998-20.03.1998 tarihleri arasında firar suçunu işlediği sübutunda kuşku bulunmayan maddi eylem olarak sabittir.
Bu eylem nedeniyle Askeri Mahkemece yazılı olduğu şekilde mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de;
Sanık Zafer GÜRTEKİNin 12.3.1998-20.3.1998 tarihleri arasında işlemiş olduğu firar suçundan açılan kamu davası nedeniyle (Dz.13) yapılan yargılama sonunda; daha önce Askeri Mahkemece 20.09.2000 gün ve 2000/122-344 esas ve karar sayılı hükümle; sanığın firar suçundan eylemine uyan ASCKnın 66/1-a, 73 ve 765 sayılı TCKnın 59/2nci maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği (Dz.96),
Bu hükmün, 12.10.2000 tarihinde Komutana (Dz. 100), 11.01.2001 tarihinde de sanığa tebliğ edilmesine (Dz. 104) rağmen kesinleştirme şerhi verilmediği, bu hükümle ilgili olarak 24.04.2001 tarihinde tensiple yeniden duruşma açılarak (Dz. 108) sanığın sorgusunun tesbit edilip (Dz. 110); 11.07.2001 gün ve 2001/573196 esas ve karar sayılı hükümle söz konusu firar suçunun, tarihleri itibariyle 4616 sayılı 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun kapsamında olduğu değerlendirilerek, 4616 sayılı Kanunun 1/4ncü maddesi uyarınca davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine, sanığa 5 yıl içerisinde müsnet suç ile aynı cins ve daha ağır bir şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlediği takdirde davaya devam edileceği doğrultusunda 4616 sayılı Kanunun 4/2nci maddesi uyarınca ihtarat yapılmasına karar verildiği (Dz.113);
Bu erteleme kararı uyarınca sanığın sabıka kaydının her yıl adli sicilden sorulduğu, (Dz.124, 128, 132, 136), 25.03.2005 tarihli bildirim fişiyle sanığın 24.12.2000 tarihinde işlemiş olduğu hırsızlığa tam teşebbüs suçundan 7.10.2004 tarihinde 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve bu cezanın ertelenmesine karar verildiğinin ve söz konusu gerekçeli hükmün sanık tarafından temyiz edilmeyerek 15.10.2004 tarihinde kesinleştiğinin anlaşılması üzerine (Dz.136, 146), Askeri Mahkemece 4758 sayılı kanunun 1nci maddesi ile değişik 4616 sayılı kanunun 1nci maddesinin 4ncü fıkrası 2nci bendi uyarınca sanığın erteleme süresi içerisinde söz konusu cürüm ile aynı cins hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkum edildiği değerlendirilerek erteleme kararının kaldırılmasına, daha önce açılmış bulunan davaya devam edilmesine karar verildiği ve sanık hakkında yeniden duruşma açılarak temyiz konusu mahkumiyet hükmünün verildiği anlaşılmıştır.
4616 sayılı Kanunda erteleme kararlarının sanıklara tebliğ edilip edilmemesi konusunda açık bir hüküm bulunmamakla birlikte, bu Kanun uyarınca verilen her türlü kararın taraflara tebliğ edileceği konusunda kuşku bulunmamaktadır. Ayrıca erteleme kararlarına uymamanın yaptırımlarının da açıklanması gerekmektedir.
Ancak, sanık hakkında uygulanan 4616 sayılı Kanunun ¼üncü maddesinde belirtilen 5 yıllık erteleme süresinin hangi tarihte başlayacağı önem arz etmektedir. Kanunda bu konuda bir açıklık bulunmamakla birlikte mülga 765 sayılı TCKnın 94üncü maddesinde yazılı Cezası tecil edilen mahkum hazır ise mahkemenin reisi cezanın tecil edildiğini tefhim ettikten sonra yeniden bir suç işlediği takdirde 95inci madde hükmü dairesinde tecil olunan ceza çektirilmekle beraber......kendisine ihtar eder. ve 95inci maddesinde yazılı..Cürüm ile mahkum olan kimse hüküm tarihinden itibaren beş sene içinde....mahkum olmazsa, cezası tecil edilmiş olan mahkumiyeti esasen vaki olmamış sayılır ..... şeklindeki hükümlerden 5 yıllık sürenin hüküm tarihinden itibaren başlatılması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu açıdan bakıldığında, somut olayda sanık hakkında firar suçundan 4616 sayılı Kanun uyarınca verilen erteleme kararının (Dz.114), sanığın yokluğunda 11.07.2001 tarihinde verildiği, ve sanığa tebliğ edilen bu kararın 28.08.2001 tarihinde kesinleştiği, dolayısıyla kararda geçen; ... sanığa, 5 yıl içerisinde müsnet suç ile aynı cins ve daha ağır bir şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlediği takdirde davaya devam edileceği doğrultusunda 4616 SK.nun 4/2 nci maddesi gereğince ihtarat yapılmasına şeklinde verilen kararın, sanığa 24.12.2000 tarihinde işlemiş olduğu hırsızlığa tam teşebbüs (Dz.145) suçundan sonra verilmiş ve ihtar edilmiş olduğu anlaşıldığından, ihtar gerçekleşmeden ve henüz erteleme kararı verilmeden önce başka bir suç işlemiş olan sanık hakkında, yasal şartları oluşmadığı halde 4616 sayılı Kanun uyarınca verilen erteleme kararının geri alınması kararının isabetsiz olduğu anlaşıldığından; sanık hakkında erteleme kararının geri alınmak suretiyle, duruşmaya devamla firar suçundan verilen mahkumiyet hükmü Kanuna aykırı görülmüş ve hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen,sanık hakkında firar suçundan verilen mahkumiyet hükmünün 353 sayılı Kanunun 221/1 nci maddesi gereğince esas yönünden BOZULMASINA;
Tebliğnameye uygun olarak, 17.05.2006 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy