(1632 S. K. m. 47, 63) (765 S. K. m. 59, 72) (647 S. K. m. 4, 5, 6) (1111 S. K. m. 24, 25, 75) (5275 S. K. m. 122) (5252 S. K. m. 5) (AYDK 09.06.2005 T. 2005/55 E. 2005/52 K.)
Yoklama kaçağı ve kıt'asına varmadan yoldan savuşmak suçlarından sanık J.Er Murat TERCAN hakkındaki Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 24.5.2005 tarih ve 2005/298-113 sayılı mahkumiyet hükümlerinin sanık tarafından yasal sürede temyizi üzerine Başsavcılığın 4 Ocak 2006 gün ve 2006/87 sayılı hükümlerin bozulup, düzeltilerek onanması görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde gelen dava dosyası incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın 28.02.2003 - 17.10.2003 tarihleri arasında yoklama kaçağı suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 63/1-A (üç aydan sonra gelenler cümlesi), TCK'nın 59 ve 647 S.K.nun 4 ncü maddeleri uyarınca 900 YTL. ağır para cezasıyla cezalandırılmasına;
23.10.2003 - 27.10.2003 tarihleri arasında kıtasına varmadan yoldan savuşmak suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 63/1-B, TCK'nın 59 ve 647 S.K.nun 4 ncü maddeleri uyarınca 225 YTL. ağır para cezasıyla cezalandırılmasına;
Aynı nev'iden cezaların TCK'nın 72 nci maddesi uyarınca içtimaıyla, neticeten 1125 YTL. ağır para cezasıyla cezalandırılmasına;
647 sayılı Yasanın 5 nci maddesi uyarınca tertip edilen cezanın 1 nci taksit 125 YTL., geriye kalan kısım 100 YTL. lik taksitler halinde olmak üzere toplam 11 aylık taksitler halinde sanığa ödettirilmesine, taksitlerden birisi süresinde ödenmediği takdirde geriye kalan miktarın tamamının muaccel olduğu tarihten başlayarak, ödenmeyen para cezasına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanunun 51 nci maddesinde belirtilen gecikme zammı oranının yarısı oranında gecikme zammı eklenerek bir seferde sanıktan tahsiline karar verilmiştir (Dz.53-54).
Sanık; kararın hukuka aykırı olduğunu, tarafına tebligat yapılmadığını, aslında amcasının kendisine haber vermediğini belirttiğini, ancak bu konunun tutanağa zamanında haber verdi diye geçtiğini, suç kastının olmadığını, tebligatın geçerli olmadığını, maddi zorluklar nedeniyle kıtasına vaktinde katılamadığını, lehine olan 647 S.K.nun 6 ncı maddesinin uygulanmadığını, gerekçesinin de belirtilmediğini belirterek yasal sürede temyize gelmiştir (Dz.63-64).
Tebliğnamede ise, ağır para cezalarının adli para cezasına dönüştürülmüş olması ve 6183 sayılı yasa uyarınca gecikme zammı uygulamasının mümkün olmaması nedeniyle, her iki hükmün bozulup, düzeltilerek onanması yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede;
Sanık adına çıkarılan son yoklama çağrı pusulasının 25.08.2002 tarihinde amcasına tebliğ edilerek, son yoklamasını yaptırmak üzere 27.09.2002 tarihinde şubede hazır bulunmasının istendiği, sanığında duruşmada D.33 son yoklama tebligatından amcam beni zamanında haberdar etmişti. Ben maddi durumumuz iyi olmadığı için yoklamamı zamanında yaptıramadım dediği ve emsali yükümlülerin 21-27 Şubat 2003 tarihleri arasında sevk edildikleri, belirtilen tarihe kadar şubesine müracaat ederek son yoklamasını ve sevk işlemlerini yaptırmayan sanığın bir müddet yoklama kaçağı durumunda kaldıktan sonra kendiliğinden 17.10.2003 tarihinde askerlik şubesine müracaat ettiği ve bu tarihte son yoklama işlemlerinin tamamlandığı, böylece 28.02.2003 - 17.10.2003 tarihleri arasında yoklama kaçağı suçunu işlediği;
Akabinde sanığın 21.10.2003 tarihinde 1 gün yol süresi verildikten sonra kıtasına sevk edilmesine rağmen, yol süresinin bitim tarihi olan 22.10.2003 günü bitimini geçirdikten sonra 27.10.2003 tarihinde kıtasına katıldığı, böylece 23.10.2003 - 27.10.2003 tarihleri arasında kıtasına varmadan yoldan savuşmak suçunu işlediği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Sanığın Dz.7, 33deki savunmalarına gerekçeli hükümde belirtilen sebeplerle itibar edilmemesi yerindedir (Dz.57).
1111 sayılı Askerlik Kanunun 75 nci maddesine göre, yükümlülerin şube mıntıkasından 15 günden fazla uzaklaşmaları halinde yeni adreslerini şubeye bildirme zorunluluğu bulunmaktadır. Bu zorunluluğu yerine getirmeyen yükümlülerin bilinen adreslerinde akrabalarına yapılan tebligat, aynı Kanunun 24-25 nci maddelerine göre geçerlilik taşımaktadır. Şubesine adres bırakmadığı anlaşılan sanığın, nüfusa kayıtlı olduğu köyde amcasına yapılan tebligat geçerlidir. ASCK'nın 47/A maddesi uyarınca cezanın ertelenmesi yasal olarak mümkün değildir. Sair temyiz nedenleri de soyut nitelikte olduğundan, tüm temyiz nedenlerinin reddi gerekmiştir.
Ancak; hükmün verildiği 24.5.2005 tarihinden sonra 1.6.2005 tarihinden itibaren 5252 Sayılı Kanunun 5 nci maddesiyle ağır para cezaları adli para cezasına dönüştürüldüğünden ve ayrıca Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 9.6.2005 tarih ve 2005/55-52 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; 647 sayılı Kanunun 5nci maddesinin, taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi hâlinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51nci maddesi gereğince, hükmolunan ağır para cezasına gecikme zammı uygulanarak tahsilini öngören hükmünün 1.6.2005 tarihide yürürlüğe giren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 122nci maddesi ile yürürlükten kaldırılmış bulunduğundan, infaz sırasında dikkate alınacak olan bu hususlar bozma sebebi yapılmayıp işaretle yetinilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerle,
Sanığın kabule değer nitelikte görülmeyen temyiz sebeplerinin 353 sayılı Kanunun 217/2 nci maddesi uyarınca REDDİNE,
Her iki mahkumiyet hükmünün ayrı ayrı ONANMASINA, sonuçta tebliğnameye uygun olarak 25.1.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy