(1632 S. K. m. 87) (5237 S. K. m. 62)
Emre itaatsizlikte ısrar suçundan sanık P. Onb. Taner BOYRAZ hakkında Ege Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 01.11.2005 tarih ve 2005/472-445 sayılı mahkûmiyete ilişkin hükmün, sanık tarafından yasal süresi içinde sebep gösterilerek temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 11.05.2006 tarih ve 2006/3100 sayılı tebliğnamesi ekinde hükmün eksik soruşturma sebebiyle bozulması gerektiği görüşü ile Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın, 27.12.2004 tarihinde emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 87/1 (birinci cümle) ve TCK'nın 62 nci maddeleri gereğince yirmibeş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hüküm, sanık tarafından; Telefonu ailesine göndermek amacı ile Fahri KESKİNden terhisine kadar kendisinde kalmak kaydıyla satın aldığı, yakalanana kadar hiç kullanmadığı, ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Sanık Fahri KESKİN hakkındaki mahkumiyet hükmü yönünden temyize gelinmediğinden bu hüküm inceleme dışı bırakılmıştır.
Dosya içeriğine göre;
Kışlaya cep telefonu sokmanın, bulundurmanın ve kullanmanın yasak olduğuna dair emrin, sanığa ve temyize gelmeyen sanık Fahri KESKİNe tebliğ edildiği halde, sanık Fahri KESKİNin ARALIK 2004 ayının ilk günlerinde kışla içerisine soktuğu cep telefonunu, kendisinde yakalandığı 27.12.2004 gününden 15 gün önce sanığa 50 milyon TL. karşılığında sattığı, telefonun sanıkta durduğu, ancak sanık Fahri KESKİNin akşamları cep telefonunu alarak görüşme yaptığı, sanık Fahri KESKİNin bu telefon ile 27.12.2004 günü saat 18.40 sularında koğuşta görüşme yaptığı sırada yakalandığı; böylelikle sanık Fahri KESKİNin kışlaya cep telefonu sokmak, kışla içerisinde cep telefonu kullanmak suretiyle, sanık Taner BOYRAZın ise diğer sanıktan satın aldığı cep telefonunu kışla içerisinde bulundurmak suretiyle emre itaatsizlikte ısrar suçunu işledikleri kabul edilmişse de;
Sanığın aşamalardaki; cep telefonunu Fahriden 50 milyon liraya satın aldığı, ancak Fahrinin telefonu terhis oluncaya kadar kendisinde kalması şartıyla sattığı, cep telefonunu hiç kullanmadığı, görüşme yapmadığı, hatta eline bile almadığı, çünkü cep telefonu kullanmanın ve bulundurmanın yasak olduğunu bildiği, telefonun üzerindeki sim kartının da kendisine ait olmadığı, kime ait olduğunu bilmediği, telefonu terhis oluncaya kadar Fahri taşıdığı için teslim alıp ailesine gönderemediği şeklindeki ısrarlı savunması karşısında;maddi vakıanın ve suç kastının her türlü kuşkudan uzak bir biçimde ortaya konulabilmesi bakımından, cep telefonu şirketlerine birer talimat yazılarak, sanık adına kayıtlı sim kart bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa bu kart ile 2004 yılı Aralık ayında görüşme yapılıp yapılmadığı,görüşme yapılmışsa görüşmenin dava konusu olan telefonla ve kışla içinden yapılıp yapılmadığı açıklığa kavuşturulduktan sonra oluşacak duruma göre karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile sonuca gidilmesi isabetli görülmediğinden mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
Üye Hakim Albay Metin META; yapılacak araştırma sonucunda, sanık adına kayıtlı sim kart bulunduğu ve belirtilen tarihlerde bu kart ile görüşme yapıldığı ortaya konulmuş olsa bile,bu görüşmenin bizzat sanık tarafından ve kışla içerisinden yapıldığının saptanmasının mümkün olmaması nedeniyle, diğer sanığın suç atma niteliğindeki beyanı dışında her türlü kuşkudan uzak,yeterli ve inandırıcı kanıt elde edilemediğinden atılı suçtan beraetine karar verilmesi ve bu nedenle hükmün esastan bozulması gerektiği şeklindeki farklı gerekçe ile bozma kararına katılmıştır.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen mahkumiyet hükmünün EKSİK SORUŞTURMA sebebiyle 353 sayılı Kanunun 221 nci maddesi gereğince BOZULMASINA,
24.05.2006 tarihinde, tebliğnameye uygun olarak Üye Hak. Alb. M. METAnın farklı bozma gerekçesi ile ancak sonuçta OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy